Uzaylılar

Uzaylılar hakkında herşey bu sitede. Uzaylıların varlığı kesin olarak kanıtlandı. Kuran’da uzaylılar hakkında bilgiler var. Web sitemize ücretsiz üye olarak uzaylılar hakkında bilgi edinebilir, etkinliklere katılabilirsiniz.. En Güncel Uzaylı Haberleri Burada! Uzaylılar Hakkında Bilgi Paylaşım Sitesi.. Uzaylılar çoğunlukla çekici gelir. Kimi bilinmeyeni pek kafaya takmazken kimi de bilinmeyeni bilinen yapmak için dişini tırnağına takar. Dünya, uzaylılar tarafından kaçırıldığını söyleyen, UFO’ları kameraya kaydeden hatta uzaylı ele geçirildiğini iddia eden insanlarla dolu. Kabul etmek istemesek de kafamızın bir yerinde içimizi kemiren bir soru öylece duruyor: “Uzaylılar var mı?” Uzaylıların varlığını kanıtlayan olayların listesini çıkardık. İnanıp inanmamak size kalmış ama şunu akıldan çıkarmamakta fayda var: “Gerçek orada bir yerde saklı!”

1-) Diyanet İşleri; Evet UFO olabilir..

Mehmet Nuri Yılmaz Diyanet işleri başkanı
Mehmet Nuri Yılmaz Diyanet işleri başkanı

Diyanet işleri eski başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, 13 Haziran 2001 tarihinde SABAH gazetesine verdiği beyanatta  ;

” Evet UFO olabilir..İslam’a göre sadece dünyada değil, uzayda da varlıklar var. Ufo da bunların içinde olabilir” dedi

Manisa, Adıyaman ve Uşak’ta vatandaşlar tarafından görüldüğü ileri sürülen UFO tartışmasına son noktayı Diyanet İşleri Eski Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz koydu. Uzaylıların varlığının İslam dinine göre “olası” olduğunu belirten Mehmet Nuri Yılmaz ;

“Sadece dünyada değil, uzay ve uzay ötesi alemde de varlıklar var. İslam inancına göre alemde 18 binden fazla varlık vardır. Bunların içinde Uzaylılarda olabilir” dedi.

Şişli Belediyesi’nin onardığı Mecidiyeköy Osman Sağnak Camii’nin açılış törenine katılan Mehmet Nuri Yılmaz, basın mensuplarının UFO ile ilgili sorularını yanıtladı.

“ALEMDE UFO OLABİLİR”

Mehmet Nuri Yılmaz Uzaylılar konusunda modern bilimin dediğine dinin itibar göstereceğini belirterek “UFO’lar daha çok bilimin ilgi sahasındadır. Bilim ne derse din onu kabul eder” dedi. Diyanet işleri eski başkanı Mehmet Nuri Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü: “Kuran’da sadece dünyada değil diğer alemlerde de canlı varlıklardan bahsedilir. İnsandan ayrı olarak cin ve melekler ve bilmediğimiz varlıklar var. Uzaylılarda bu kategoridedir” dedi.

2-) 51. Bölge

51. bölge ufolar
51. bölge ufolar

Geçtiğimiz yıl ABD’li bir bilim insanı, yayınlanan bir video ile gündeme geldi. Ölümünden kısa süre önce çektiği videoda bilim insanı, elindeki uzaylı fotoğraflarını kameraya gösteriyor ve bunların 51. Bölge’den edinildiğini anlatıyordu.

51. Bölge Uzaylılarla ilgili olsun ya da olmasın çoğu kişinin adına aşina olduğu bir yer. Burası, ABD’nin silah deneyleri yaptığı ve Uzaylı araştırmalarını yürüttüğü aşırı korunaklı bir bölge. Nevada Çölünde bulunan ve büyüklüğü 76 kilometrekareyi bulan bölgenin dünyanın ilgi odağı haline gelmesi ise Roswell’de yaşanan UFO olayıyla oldu.

3-) Roswell olayı

Uzaylılar
Uzaylılar

1947 yılında yaşanan bu olay, yıllar sonra bile konuşulmaya devam ediyor. Hâlâ görgü tanıkları ortaya çıkıyor, yeni belgeler sunuluyor. Elbette her “Uzaylı” olayında olduğu gibi bu olayın da düzmece olduğunu savunanlar var. Ortaya atılan iddialara bakalım, kararınızı siz verin.

ABD’nin New Mexico eyaletindeki Roswell kasabası yakınlarında uçan bir UFO, 1947 yılının 4 Temmuz günü düştü. 51. bölgeye yakın UFO enkazı, üçü ölü biri yaralı dört uzaylıyla birlikte 51. bölgeye götürüldü. Yıllar sonra, uzaylılara yapılan otopsiye ait olduğu iddia edilen görüntüler ortaya çıkacak ve olay yeniden gündeme gelecekti.

Roswell olayını bu kadar ünlü yapan şey ise ilk önce olayın yetkililer tarafından kabul edilmesi, sonrasında ise yalanlanması oldu. Yetkililerin bu tutumu, insanların kafasında var olan soru işaretlerini daha da artırdı. Şahitleri oldukça fazlaydı ancak şahitler konuşmamaları konusunda tehdit ediliyordu.

Son olarak 2008 yılında ölen ve o dönemin Halka İlişkiler Subayı olan Walter Haut, ölümünden sonra açılmak üzere yazdığı mektupta Amerikan ordusunun sahip olduğu birçok teknolojiyi bu kaza sonrası elde ettiğini söyledi.

4-) Mars Piramitleri

Marsta piramit bulundu mars piramitleri
Marsta piramit bulundu mars piramitleri

Mars’ta çekilen ‘piramit’ fotoğrafı görenleri şoke etti

Kızıl gezegen Mars’a gönderilen NASA’nın kaşif robotu Curiosity Rover’ın çektiği fotoğrafların birinde yer alan ‘piramit’ şeklindeki yapı uzay meraklılarının dikkatlerinden kaçmadı.

Uzmanlar Mars’ın üzerinde keşfettikleri yapıyı eski Mısır Medeniyeti piramitlerinin kopyası olarak adlandırdı. Uzaylı avcıları olarak adlandırılan uzay meraklıları, mükemmele yakın tasarım ve şekle sahip olduğu düşünülen piramidin eski bir medeniyetin Mars’ta yaşamış olabileceğini gösterdiğini ifade ettiler. Uzaylı avcıları ayrıca araba büyüklüğünde olduğu tahmin ettikleri piramidin toprak altında daha büyük kısmının gömülü olduğuna dair bir ipucu olabileceğini ifade ettiler.

Uzamanlar, NASA keşif robotu Curiosity Rover’ın operatörlerinin piramidin başka fotoğrafını kullanmayı kasten tercih etmediğini iddia ettiler. “Eğer piramidin başka fotoğraflarını da çekselerdi hiçbir görüntüyü halkla paylaşmazlardı” yorumu yapıldı.

Sosyal medyadaki Paranormal Curibe isimli grubun yorumcuları, piramidin mükemmele yakın tasarıma ve şekle sahip olduğunu ve görüntünün herhangi bir ışık veya gölge aldatmacası olmadığını söyledi. Piramidi Mars’ta yaşamış bir medeniyetin inşa ettiğine inanmayan kişiler de, dünyada rüzgarın zamanla yontarak piramit şekline soktuğu kaya parçalarını örnek verdiler.

Geçen yıl fizik bilimci Dr. John Brandenburg, Mars üzerinde eski bir medeniyetin olduğunu ve bu medeniyetin başka bir uzaylı ırkı tarafından nükleer saldırıyla yok edildiğine inandığını açıklamıştı. Dr. Brandenburg, Cydonians ve Utopians adını verdikleri bu eski Mars medeniyetinin katledildiğini ve bu katliamın izlerinin halen Mars üzerinde görülebildiğini kaydetmişti. 2011 yılında ise bilim adamları Mars’ın renginin kırmızı olmasının sebebini gezegende termonükleer bir patlamanın izleri olabileceğine bağlamıştı.

NASA yetkilileri hikâyeyi destekleyen bir açıklama yapmazken, komplo teorisyenlerinin bunun gizli bir uzay projesi olabileceğinin kanıtı olduğu açıklamasına da bir cevap vermedi.

5-) Brezilya’nın Roswell’i

Roswell olayından sonra en az onun kadar ünlü olan bir diğer “UFO” olayı da Brezilya‘nın Varginha kasabasında yaşandı. 1996 yılında Varginha bölgesinde bir çiftlikte yaşayan O. Augusta ve Eurico Rodrigues çifti, hayvanlarından gelen garip sesler üzerine evden dışarıya çıktı. Gördükleri manzara hayret vericiydi.

Minibüs büyüklüğünde ve denizaltına benzer bir cisim çiftlik arazilerinin üstünde, yerden yaklaşık beş metre kadar havada duruyordu. Aynı zamanda cismin alt tarafından dumanlar çıkıyordu. Bir süre sonra cisim ani bir hareketle gözden kayboldu ama bunun sonrasında yaşanacak olayların yanında bir hiçti.

Aynı gün içinde kasabadan yaklaşık 80 kilometre uzakta yaşayan biri, 1,5 metre boylarında, kafasında üç çıkıntı olan ve maymuna benzeyen bir yaratık gördüğünü ihbar etti. Olayı araştırmaya giden yetkililer ve onlara katılan yerel halk, söz konusu yaratığı buldu ve basit bir balıkçı ağıyla onu yakaladı.

Olaylar bununla kalmadı ve yine aynı gün içinde üç genç kız, okuldan çıkıp eve dönerken benzer bir yaratık gördüklerini iddia etti. Bunun üzerine yetkililer harekete geçti ve bu yaratığı da yakaladı. Yani iki yaratık ele geçmişti ve her ikisi de yaralıydı. Kısa süre sonra yaratıklar hayatını kaybetti ve cesetler bilinmeyen bir yere nakledildi. Olayın üzeri kapatıldı. Ancak görgü tanıkları yıllar sonra bile söylediklerinin arkasında durdu.

6-) Bir uzaylı gördüm sanki!

Bu görüntüleri izledikten sonra “montaj” deyip hayatınıza devam edebilir ya da “acaba” sorusuyla daha fazla araştırma yapabilirsiniz. Görüntülerin sahibi Stan Romanek, 2009 yılında internete yüklediği bu videoyla dikkatleri üzerine çekti. Videoda Romanek, penceresinden içeri bakan bir uzaylıyı kayda alıyor. Romanek çok uzun zamandır uzaylılarla temas halinde olduğunu ve defalarca kaçırıldığını anlatıyor.

7-) Norveç’in Hessdalen bölgesi

Yıllardır gizemi çözülemeyen ışıklara ev sahipliği yapıyor. Bölgede bulunan vadi üzerinde ortaya çıkan ışıkları gören, duyan, kameraya alan kişi sayısı çok fazla. Aslında vadide görülen ışıkların hikâyesi yeni değil; 1940’lı yıllara kadar uzanıyor.

Daha önce sayısız kere buradaki ışıklar, bölgede yaşayanlar tarafından ihbar edilmiş. Bazı bilim adamları ve yetkililer ışıkların varlığını, doğa olayları ya da askeri denemelerle açıklamaya çalışıyor. Ancak bu açıklamalar tatmin etmemiş olacak ki, bölgede yaşayanlar ışıkların gizemini çözmek için hâlâ uğraşıyor.

😎 Rendlesham Ormanı aydınlanıyor

Geçtiğimiz yıllarda Britanya Ulusal Arşivi, UFO olayları ile ilgili belgeleri kamuoyuna açtı. Bu belgeler arasında en dikkat çekicilerden biri de “Rendlesham Ormanı Olayı” olarak bilinen Uzaylı vakası.

1980 yılında Rendlesham Ormanı’nda parlak ışıklar vardı. ABD hava üssünden Hava Yarbay Charles Halt bu ışıkları gördü ve Amerikan üssünün dış tarafında, ormanlık kesimde olağandışı parlak ışıklar olduğunu raporladı. Raporunda, “üçgen bir metalik cismin, bütün bir ormanı beyaz bir ışıkla aydınlattığını” yazmıştı.

Bu olayın tek görgü tanığı o değildi, bütün üs personeli ışıkları görmüş ve Halt’ın söylediklerini teyit etmişti. Ertesi gün bölgede yapılan incelemede yerde çökmelere rastlanmış ve aşırı radyasyon tespit edilmişti.

9-) UFO’ya ateş açıldı

Şimdilerde hayatını serbest gazeteci olarak devam ettiren Nick Pope, UFO olaylarını araştıranlar için önemli bir referans. Zira Pope, 1991-1994 yılları arasında İngiliz Savunma Bakanlığı’na bağlı “UFO Masası”nda görev yaptı. Pope medyaya verdiği demeçlerde, Uzaylıların gerçek olduğunu söylerken, buna alışmamız gerektiğini ekledi.

Zira Pope’un görev yaptığı döneme ait en önemli iddialarından biri de hava kuvvetlerinden birkaç pilotun uçuş sırasında bir UFO görmesi ve ona ateş açması. Bu konuyu ilk defa basına yansıtan Pope, UFO’yu düşürmeyi başaramadıklarını da anlattı.

10-) Görüntü var araştırma yok

1936 yılı, Avrupa’daki UFO vakaları için ayrıcalıklı bir yıl. Çünkü o yıl Venedik’te görülen ve hakkında rapor yazılan Uzaylı olayı hâlâ tam aydınlanabilmiş değil.

Güneşli bir günde Venedik semalarında füzeye benzer büyük bir cisim görüldü. Bir süre sonra cismin içinden iki küçük cisim daha çıktı, bir süre havada asılı kalmış gibi durduktan sonra aniden gözden kayboldular. Olayın görgü tanığı çoktu, anlam vermek zordu. Hemen hükümete rapor edildi, tanıkların ifadesi alındı. Ancak olayın üstü kapandı.

11-) Pilotun esrarlı ölümü

Özellikle pilotlar çok sık UFO görüyor ya da şöyle diyelim; gördüğünü iddia ediyor. Bunlardan biri de 1948 yılında ABD’de yaşandı. Savaş uçağı pilotu Yüzbaşı Thomas Mantell, askeri üsten havalandıktan yaklaşık 15 dakika sonra düşerek hayatını kaybetti.

Ancak kayıtlara geçen son sözleri bu ölümü, şüpheli olarak sokmaya yetti: “…Çok büyük metalik bir cisim bu…” Yetkililer Martell’in gördüğünün atmosferin radyasyon derecesini ölçmek için kullanılan bir balon olduğu yönünde açıklamalar geldi.

12-) Socorro olayı gizemini koruyor

Olay yeri, New Mexico’nun Socorro Bölgesi. Tarih, 14 Nisan 1964. Olayın tanığı Lonnie Zamora adlı polis memuru. Zamora, hız yaptığı için bir motorun peşine takılmıştı. İlerde patlamaya benzer bir ses duydu ve gökyüzünde bir parlama gördü.

İlk aklına gelen dinamit patlatıldığı oldu. Daha da ilerleyince yolun kenarında yan dönmüş gibi görünen bir araç gördü, yanında da tulum gibi bir şeyler giymiş ufak insanlar vardı. Lonnie Zamora aracını durdurdu ve yakından bakmak için araçtan indi. Yaklaştığında bunun yan dönmüş bir araç olmadığını, yumurtaya benzer bir aracın dört ayak üzerinde durduğunu gördü. Yanında duranlar da ortadan kaybolmuştu.

Daha sonra Lonnie Zamora büyük bir gürültü duydu ve korkuyla aracına geri bindi. Yumurta benzeri cisim aniden hareket ederek gözden kayboldu. Ertesi gün araştırmacılar olay yerine gittiğinde cismin durduğu yerde dört oyuk izi ve yanmış otlar buldu fakat ipuçları yalnızca bunlardı.

13-) Görüntüler NASA’dan

Görüntülerde astronotlar rutin işlerini yaparken görülüyor. Uzay istasyonunun dışında bulunan astronotlar her şeyden habersiz bakım işlerini yaparken, kameralar uzakta yavaşça beliren UFO gösteriyor.

Geçtiğimiz yıl kaydedilen bu görüntüler, NASA tarafından internete yüklendi ve kısa sürede büyük merak uyandırdı. Görüntüdeki cismin ne olduğuna dair resmi bir açıklama gelmese de Uzaylılar olduğuna inananların sayısı bir hayli yüksek.

14-) Aksaray’da UFO günleri

1981 ve 1982 yılları Türkiye’deki UFO gözlemleri açısından oldukça popüler tarihler. Sebebi de Aksaray’da onlarca kişinin şahit olduğu gökyüzündeki Uzaylılar. Aksaray ve Niğde -iddialara göre- UFO’ların uğrak yeriydi. Onlarca kişinin şahit olduğu pek çok olay ihbar edilmişti.

Gökyüzünde parlak cisimler dakikalarca öylece duruyor sonra aniden ortadan yok oluyordu. O tarihlerde konuyla ilgili pek çok haber yapıldı, bu haberler Aksaray’ın adının uzun bir süre Uzaylılarla birlikte anılmasına sebep oldu.

15-) Barney ve Betty Hill Çiftinin Uzaylılarla ilişkisi

İnsanların Uzaylılar tarafından uzay gemilerinde alıkonulması yeni bir olgu değildir. Bu olayların en önemlilerinden biri Bety ve Barney Hill’in 19 Eylül 1961’de ABD New Hampshire’de yaşadıkları olaydır. Olayın yaşandığı sırada Barney 39, Betty ise 41 yaşındaydı.

Karı-koca White Dağlarındaki US 3 karayolundan, Portsmouth, New Hampshire’deki evlerine dönüyorlardı. Düzensiz bir biçimde hareket eden ve bir sürü renkten oluşmuş ışıklar saçan cismi ilk Betty görmüştü. Cisme dürbünle ve çıplak gözle bakıp ne olduğunu görebilmek için birkaç kez kısa bir süreliğine arabalarını durdurdular.

Derken aniden cisim onlara doğru yaklaşmaya başladı ve o anda oradakinin disk şeklinde, pencereli bir araç olduğunu fark ettiler. Barney, o anda sadece 150 m. ötelerinde sessizce durmakta olan aracın içindeki üniforma benzeri kıyafetli varlıkları ve arkalarındaki kontrol panelini görebiliyordu. Araç yere yaklaştıkça, iki yanındaki kırmızı ışıklı yüzgece benzeyen yüzeyi de görülebiliyordu. Tam bu sırada, Barney gördüğü bir figürden dehşete kapılıp, çığlık atarak park ettiği aracına doğru koşmaya başladı. Betty ve Barney, koşmaya başlamalarından birkaç saniye sonra duydukları bip sesiyle ürpererek uykulu bir hale geçtiler. Kendilerine geldiklerinde en son bulundukları yerden 55 km. ötede olduklarını fark ettiler, fakat hiçbir şey hatırlamıyorlardı. Saatleri de durmuştu.

Betty’nin tuhaf rüyaları…

Hill’ler eve varıp huzursuz bir uykuya daldıktan sonra Barney boyun ağrısıyla uyandı, ayrıca botlarının çok kötü bir şekilde aşınmış olduklarını fark etti. Betty, tüm arka yüzeyi parlak spotlarla kaplı bir araçla ilgili görüntüler anımsamaya başladı. Çift, bir önceki gece yaşadıkları hakkında tekrar konuştuktan sonra Pease Hava Kuvvetleri’ne göndermek üzere bir dosya hazırladılar fakat gördükleri varlıklarla ilgili tüm ayrıntıları bildirmekten çekindiler.

Olaydan 2 hafta sonra, Betty, yaşadığı karşılaşmayla ilgili ve varlıklar tarafından tıbbi incelemeden geçirildiğine dair rüyalar görmeye başladı, Bu rüyalar günlerce devam etti. Birkaç hafta sonra sivil bir araştırmacının şahitlerle yaptığı görüşme sonrasında, çiftin Kanada’dan Portsmouth’a normalden en az 2 saat daha geç vardıkları anlaşıldı. Kaybolan zamanın hatırlanabilmesi için kendilerine hipnoz yaptırmaları önerildi.

Dr. Benjamin’den hipnoz yardımı

Barney’in sağlığı kötüye gitmeye başlamıştı; ülser, bitkinlik ve yüksek kan basıncı rahatsızlığının işiyle bağlantılı olarak geliştiği düşünülüyordu. Ayrıca kasıklarına yakın bir yerde siğiller üremişti. O gece olanlar her ikisinin de kafasından çıkmıyordu. Bu strese daha fazla dayanamayıp Psikiyatr Dr. Duncan Stephens’ın tavsiyesiyle kendilerine geriye dönüşlü hipnoz uygulaması için Boston’lu önde gelen bir psikiyatr olan Dr. Benjamin Simon’a başvurdular. Bunun üzerine 1963 yılında Betty ve Barney’ye ayrı ayrı pek çok seans uygulandı.

Ayrı ayrı her ikisi de araca alındıkları anı hatırladılar. Bu aracın içinden gelen bip sesini duyduktan hemen sonra olmuştu. Hill’ler, kendilerini kaçıranlarla telepatik olarak iletişim kurabildiklerini hatırladılar. Bunlar insana benzer, büyük gözlü varlıklardı ve çene üstünde ağız olduğunu tahmin ettikleri ufak, yarığa benzer bir çizgi vardı. Kendilerini alıkoyan kişiler kedi gözlü, ufak tefek varlıklardı. Onların aralarındaki uzun olanını Betty grubun lideri olarak algılamıştı. Betty, onun diğerlerini kontrol ettiğini biliyor, fakat onu tarif edemiyordu. Hafızasının o bölümünde bir engel vardı. Sadece onun farklı olduğunu söyleyebiliyordu.

Barney, kasıklarının etrafında dairesel bir aygıt yerleştirildiğini söylerken Betty de göbeğine uzun iğneler sokulduğunu hatırladı. Kendisine bunun hamilelik testi olduğu söylenmişti. Betty’nin tarif ettiği bu tür bir hamilelik testi dünya tıbbında tam 25 yıl sonra keşfedilecek ve kullanılmaya başlanacaktı. Çift arabalarına döndüğünde, köpeklerinin koltuğun altına saklandığını ve çok korkmuş bir halde olduğunu görmüşlerdi. Daha sonra cisim, portakal renkli bir küre gibi parıldayarak uzaklaşmıştı.

Betty’nin çizdiği yıldız haritası…

Sonraki bir hipnoz seansında, Betty kendisine gösterilmiş olan Uzmanlarca geniş tartışmalara yol açan yıldız haritasından bahsetti. Bu harita Zeta Retucillinin de bulunduğu 3 takım yıldız grubuna benziyordu.

Betty ve Barney Hill’in başından geçenlerle ilgili iki önemli nokta pek çok araştırmacının gözünde olayın inanılırlığını sağlamıştır. Birincisi; Betty Hill’in hipnoz sonrasında çizdiği yıldız haritasıdır. Betty bunun kendisine varlıkların lideri tarafından gösterildiğini söylemişti. Daha sonra harita üzerinde yapılan analizle, bunun dünyanın 30 ışık yılı uzağında bulunan Zeta Retucili yıldız sistemini gösterdiği ortaya çıkmıştı. Bu yıldızlar 1969 yılında basılan katalog çıkana kadar bilinmiyordu, başka bir değişle katalog Hill’lerin karşılaşmasından 8 yıl sonra basıldı.

Doğru söyledikleri ispatlandı

Diğer önemli olay, Betty Hill’in ulusal bir TV programında yalan makinesi testine tabi tutulmasıdır. Kendisine Yıldız Haritasıyla ilgili bilgiyi dünya dışı bir varlıktan alıp almadığı, anlattığı şeylerin yalan olup olmadığı sorulmuş ve Betty’nin verdiği cevapların yalan makinesi tarafından değerlendirilmesi sonucunda çok yüksek bir doğruluk gösterdiği kaydedilmiştir. O ve Barney gerçekten de sivil haklar ve yerel kilise hareketlerinde aktif görev alan güvenilir ve saygın vatandaşlardı. Böylece, Betty’nin çizdiği Yıldız Haritasının şaşırtıcı analiz sonuçlarını takiben hem hipnoz seanslarıyla hem de yalan makinesi testiyle Hill çiftinin doğruyu söyledikleri ispatlanmış oldu.

16-) Kim bu uzaylılar?

Evrende yalnız olmadığımız fikri giderek yaygınlaşan bir fikir olarak hemen her alanda dillendirilmeye başlandı. Bu fikir üzerine filmler de yapıldı, komplo teorileri de üretildi, kimi zaman kanıt niteliğinde bazı ip uçları da bulundu. Ama kesin ve net olarak evrende yalnız olup olmadığımız sorusunun cevabı ortaya konulamadı. Peki eğer evrende yalnız değilsek, kim bu uzaylılar?

Evrenimiz 15 milyar yıldan fazla bir süredir karanlığın içinde savrulan gezegenlere ev sahipliği yapıyor. Bu kadim kainatın içinde sadece dünya ile aynı boyutlara sahip 17 milyardan fazla gezegen bulunuyor. Sadece Samanyolu Galaksisinde ise toplamda 200 ila 400 milyar yıldız yer alıyor. Bu kadar fazla gök cisminden, etrafında döndükleri güneşe uzaklıkları ve konumları itibariyle sadece 2000’de 4 tanesinde yaşam olması muhtemel görülüyor. Bu oldukça büyük bir oran. Çünkü bu orana bakacak olursak evrende üstünde canlı olması muhtemel 34.000.000 gezegen bulunuyor. Tabi bunların hepsi bir varsayım. Ancak en kötü ihtimaller gözetildiğinde bile ortaya çıkan bu sayının 100’de 1’inde bile gerçeklik payı olsa , yine karşımızda 340.000 muhtemel dünya benzeri yaşam barındıran gezegen kalıyor. Evren çok büyük olduğu için, ihtimal de bu kadar yüksek olabiliyor. Tarihi boyunca kendisini evrenin merkezine koyan insanlık, şimdi gökyüzüne bakıyor ve nereye ait olduğunu, kim olduğunu bulmaya çalışıyor. Dünyada yapılan tüm anketlerde gün geçtikçe uzayda hayat olduğuna dair inanış güç kazanıyor. Peki kim bu uzaylılar? Neredeler ve ne yapıyorlar. Şu güne kadar ortaya atılan pek çok iddia oldu. Mars’tan ya da Ay’dan geldikleri düşünüldü.

17-) Ardımızdan gelenler

Bu teoriye göre insanlar ve dünyadaki canlı yaşam başka bir evrenden geliyor. İzini süremediğimiz bir çağda, uzak bir galakside, ölen bir gezegenden yola çıkan insanlar uzay gemilerine atlayıp yeni bir ev bulmak için evrende yol aldılar. Bu yolculuklardan birinde Dünya keşfedildi ve sistemli bir şekilde önce hayvanlar test amaçlı bu mavi gezegene gönderildi. Testler başarılı olduktan sonra da insanlar gezegene inerek yeni bir hayata başladılar ve aradan geçen çağlarda, eski gezegenlerindeki hayatı unuttular ve dünya ezelden beri insanlığın yuvası olarak bilindi. Ancak, uzayda kalacak yeni bir ev arayan insanlar farklı gezegenlere dağıldılar ve şimdi çağlar önce ardımızda bıraktığımız “akrabalarımız” bizi buldu ve yanımıza geliyorlar! Bu teori her ne kadar bilimkurgu gibi görünse de çağlar öncesinden kalan bazı garip kalıntılar, insanlık bu gezegende var olmadan önce, teknolojik cihazların ve insanların gezegende var olduğunu gösteriyor.

* Karbon testleri 150 milyon yıl önceyi işaret eden bir balyoz

 Varlığından son birkaç yüzyıldır haberdar olduğumuz dinozorları aslına uygun resmeden, Peru’daki antik Ica kalıntıları

Bu gibi kalıntılar, insanlığın dünyaya sandığımızdan çok daha eski bir çağda ortaya çıktığını gösteriyor.

18-) Eski dünyalılar

Bir başka teori ise, tam tersi bir iddia ortaya koyuyor. Uzaylı olarak nitelediğimiz canlılar aslında dünyalı olabilir. Çağlar öncesinde dünyada medeniyet kurmuş çok ileri bir uygarlık belki de uzayın kapılarını aralamış olabilir. Aztek ve Mısır gibi medeniyetlerin gök biliminde ne kadar uç noktalara ulaştığını düşünecek olursak, pekala izini kaybettirmiş kayıp bir uygarlık da uzayda yolculuğun yolunu bulup dünyayı terk etmiş olabilir. Şimdi ise gittikleri gezegenden geri dönüyor olabilirler. Belki de kaybettikleri köklerini bulmak için anavatanlarını inceliyorlardır. Peki ya yurda dönüş operasyonu içerisindeyseler gezegeni onlarla nasıl paylaşacağız?

19-) Yıllar önce gelenler

Son yıllarda yüksek sesle dillendirilen düşüncelerden biri de Antik Uzaylılar teorisi. Bu teoriye göre uzaylılar dünyamıza yeni gelmiyorlar. Daha önce defalarca geldiler, yol gösterdiler ve iletişim kurdular. İlk medeniyetlerden günümüze, dünyamız sürekli uzaylıların ziyaretine açık bir turistik mekan olabilir mi? Bu fikir pek çok kesim ve tarihçi tarafından akla yatkın bulunuyor. Popüler kültürde de kendine sağlam bir yer bulan History Channel’ın “Ancient Aliens” programı da oldukça iddialı bir şekilde teoriyi savunuyor. Ortaya çıkartılan tarihi buluntular bu şüpheleri haklı çıkarır nitelikte;

20-) Asya’da bulunan 12000 yıllık diskler üstündeki çizimler bir hayli ilginç

* Ortaçağ’da çizilen tablolardaki gök cisimleri de şüphe uyandırıcı

* Sadece gökyüzünden görülebilen M.Ö. 200 yıllarında yapılan Nazca çizgilerinin de kimler için yapılmış olabileceğine dair fikirler kafa karıştırıyor

21-) “Yaratıcılar”

Uzaylılar olarak bildiğimiz yabancıların aslında dünyadaki yaşamın tasarlayıcısı oldukları yönünde. Dünyayı bir deney alanı olarak kullanan uzaylıların, aynı bizim laboratuar hayvanlarından faydalandığımız gibi, bizden yararlandıkları rahatsız edici bir fikir olarak ortaya atılıyor. İnsanlığın sıkı sıkı bağlı olduğu yaradılış ve var olma teorilerine son derece ters olan bu görüşün destekleyicileri de yok değil.

Üstelik pek çok eski uygarlığın yaratılış destanlarında, insanoğlunun kimi zaman “devler” kimi zaman “tanrılar” gibi varlıklar tarafından özel olarak yaratıldığına vurgu da yapılır. İlahi dinlerle pek çok konuda çelişen bu fikrin savunucuları, kutsal kitaplardaki metinlere farklı bir yorum getirerek, aslında kutsal kitapların da bu yaratılış teorisine işaret ettiğini iddia ediyorlar. Hatta evrim teorisinin pek çok destekçisi de maymundan evrimleşen insan figürünün, bir tür genetik müdahale ile evrimleştiği yönünde bu teoriye yakın duruyor.

22-) Zaman makineleri

Bir ilginç teori de gökyüzünde beliren UFO’ların aslında birer zaman makinesi olduğu yönünde. Çağlar ötesinde gelişmiş insan uygarlığının zaman makinelerini keşfetmesi halinde elbette birileri geçmişe yolculuk etmek isteyebilecektir. Geçmişe yapılan bu yolculukta, gökyüzünde aniden beliren ve kaybolan araçların içerisinde dünyayı gözlemleyen zaman yolcuları mı yoksa bizim uzaylı sandıklarımız?

23-) Robotlar

En tutarlı ve bilimsel teorilerden biri, eğer uzaylılar dünyamızı ziyaret ediyorsa, içlerinde canlı organizmalar yerine robotlar olacağı yönünde. Çünkü yıldızlar arası bir seyahat bildiğimiz anlamda canlı organizmalar için son derece zorlu bir süreç. Yıllarca zaman geçmesi ve yapılan yolculuklardan olumsuz etkilenebilecek olunması bu teoriyi destekler nitelikte. Bir diğer önemli nokta, canlı yaşamın olduğu gezegenlerde atmosfer özelliklerinin birbirinden çok farklı olabileceği unsuru. Böyle bir durumda, galaksiler arası yolculuk yapabilecek kadar zeki canlıların, kendileri yerine uzaktan kontrol ettikleri cihazları dünyamıza göndermeleri mantıklı değil mi? Yani bugün bir UFO’yu ele geçirsek bile içinde muhtemelen bulacağımız şey, yapay zekaya sahip bir robot olacaktır.

24-) Tanrılar ve melekler

İnsanları en çok rahatsız eden teorilerden biri de uzaylı olarak adlandırdığımız varlıkların aslında yanlış yorumlanmış olmaları. Dünya üzerinde ilahi dinler olarak bildiğimiz ve benimsediğimiz inanç sistemleri, eski insanların yüksek bir teknolojiyi yanlış yorumlamaları olabilir mi? Ülkemizde “Tanrıların Arabaları” olarak bilinen kitabın yazarı Erich Von Daniken’in ortaya attığını söyleyebileceğimiz bu teori kutsal kitaplardaki metinlerle, açıklanamayan tarihi kalıntıların eşleştirilmesiyle oluşturuluyor.

Bu hikayede uzaylıların oynadığı rol değişkenlik gösterebiliyor. Von Daniken, ilk yıllarda iddialarını uzaylıların eski insanlar tarafından tanrısallaştırdığı üzerine kuruyordu. Ancak son yıllarda Ancient Aliens gibi konuya değinen programlarda verdiği demeçlerde uzaylıların Tanrı ile insanlık arasında bir aracı konumunda olabileceğini belirtiyor.

25-) Amerikanın geliştirdiği yeni bir uçuş teknolojisi

En gerçekçi bulunan teorilerden biri de, UFO olarak tanımladığımız cisimlerin birer insan yapımı cihaz olduğu yönünde. Özellikle 2. Dünya savaşından sonra yaygın bir şekilde tüm dünyada kayıt altına alınan ve doğruluğu ıspatlanmış bir çok tanımlanamayan UFO görüntüsünün, Amerikanın geliştirdiği yeni bir uçuş teknolojisi olduğu düşünülüyor.

26-) Uzaylı Gözlemciler

Bu düşünceyle paralellik gösterebilecek bir rivayeti de paylaşmak gerekirse; 19. yüzyılın sonunda ilk uzak mesafeli radyo dalgaları kullanılmaya başlandığında kaynağı anlaşılamayan bir frekanstan gelen bir yayın fark edildi. Bunu fark eden kişilerden biri de Nicola Tesla’ydı. Dünyayı çevreleyecek bir elektrik katmanıyla, tüm dünyaya kablosuz elektrik sağlayacak bir çalışma üzerine yoğunlaşan Tesla, gökyüzünü bu sebeple incelerken, daha herhangi bir uydunun dünya yörüngesinde olmadığı bir zaman diliminde radyo dalgaları yayan bir gök cismi fark etmişti.

1960’larda ABD ve Sovyet güçleri, dünyanın yörüngesindeki bu garip cismi fark ettiler ve “casus” olarak gördükleri bu uyduyu bir rivayayete göre görüntülemeyi de başarmışlardı. “Siyah Şövalye” ya da “Siyah Uydu” olarak bilinen bu cismin akıbeti tam olarak bilinmese de 1950’lerden 70’lere kadar bir çok kez gazetelerde haberinin yapıldığı bir gerçek!

27-) Uzaylı Koruyucular

Uzaylıların savaşmak için değil, tam tersine dünyadaki tüm olumsuzlukları ortadan kaldırmak üzere bizi korumak amacıyla geldiğine inanan teorisyenler de var. Bu düşünceye göre eğer insanlık olarak dünyaya zarar vermeye devam edersek, uzaylılar er ya da geç gezegeni korumak adına bir müdehalede bulunacaklar ve insanlık yeni bir aydınlanma çağında galaksiler ötesinden gelen yol göstericilerinin ışığında ilerleyecek.

28-) Galaksiler İmparatorluğu

Bir teoriye göre ise uzay, pek çok farklı uzaylı medeniyetinin bir arada barındığı bir nevi “imparatorluk” ile çevrelenmiş durumda. Tek bir çeşit uzaylı formu ya da türü yok. Birbirinden çok farklı akıllı canlı türü var ve Dünya bu imparatorlukta yerini almak üzere. Yüzyıllarca cehaletin ve geri kalmışlığın avucunda kıvranan genç bir tür olan insanlık henüz bu bilgiye hazır olmadığı için sadece gözetim altında tutuluyor. İnsanlık bir gün uzaylıların varlığını ve uzaydaki bu canlılık çeşitliliğini kabul edecek noktaya erişecek. Kendisini kainatın merkezi olarak görmekten vazgeçen insanlar, uzaylıları gördüğünde korkmak ve taş atmak yerine objektif bir bilgi alışverişine hazır konuma ulaşacaklar. İşte o zaman uzaylılar bizi imparatorluklarına davet edecekler ve kainatın gerçekten bir parçası olacağız. Onlar sadece bizim hazır olmamızı bekliyorlar, sadece teknolojik olarak değil, görüş olarak da gelişmemizi bekliyorlar. Bu teoriye en çok yaklaşan yapım olarak Star Wars ve Star Trek gibi film ve diziler öne çıkıyor. 2800 Yılında insanlığın hazır olacağı düşünülüyor..

29-) Korkak Uzaylı Dostlarımız

Uzaylılarla barış dolu bir geleceği uman teorilerden biri de “Selam dünyalı biz dostuz” sözüne dayanıyor. Uzaylıları, dünyamıza ürkek ve meraklı bakışlarla gelen canlılar olarak gören bu teoriye göre uzaylılar bizimle bir an önce iletişim ve dostluk kurmak, keşiflerini yaparak kendi gezegenlerine dönmek istiyorlar. Son derece masum ve çocuksu olduğunu söyleyebileceğimiz bu düşüncenin savunucularına göre, bizim uzaylılardan değil, uzaylıların bizden korkması gerekiyor. Çünkü teoriye göre uzaylılar öldürmek, zarar vermek gibi dürtülere sahip değiller ve dünyalılarla karşılaştıklarında büyük ihtimalle zarar görebilirler. Bu teoride savaşmak ya da savunmak üzerine bir kültürleri olmadığına inanılan uzaylılar için bu teoriye göre dünyalılarla iletişim kurmak son derece tehlikeli.

30-) Uzaylılar Daha yeni geldiler!

Bir başka teoriye göre ise, uzaylılar dünyayı daha dün keşfettiler ancak uzaylılara göre dün, aslında bizim için çağlar öncesi. “Yıllar önce gelen antik uzaylılar” teorisine de göz kırpan bu düşünceye göre, ışık yılı ve uzaydaki zaman bükülmesi gibi bilimsel veriler göze alındığında belki de insanlıktan bile önce uzaylılar dünyamızı keşfettiler buldular ve incelemeye başladılar. Ancak bu faaliyet onların gezegenlerinde sadece bir kaç gün ya da aylık bir gelişme. Onların her ziyaretlerinde biz çok daha fazla ilerlemiş oluyoruz. Bu sebeple ziyaretlerini de giderek sıklaştırıyorlar. Çünkü hızlı gelişimimizin sebebini bildiklerinden belki de aradaki zamanı kaçırmamak adına her saniye yeni bir araç yolluyor olabilirler.

Son olarak bu olaylardan hiçbiri sizin aklınıza yatkın gelmiyorsa, şunu bilmek gerekir ki uzayda yaşam bulma ümidiyle araştırmalarını sürdüren NASA’nın elinde pek çok uzay aracının dünyaya giriş ve çıkış yaptığına dair görüntüler mevcut. Bu görüntülerin hiçbiri NASA tarafından da inkar edilmiyor. Ancak henüz bu görüntüler üzerine resmi bir açıklama da yapılmamış durumda. Özellikle dünyadan yüksek bir hızla çıkış yapan ışıklar konusunda büyük soru işaretleri mevcut. Bu ışıkların uzun bir süre yeryüzündeki gaz sıkışmaları sonucunda salınan gazların yol açtığı ışımalar olduğu sanılıyordu ancak yeni görüntüler, bunların sadece birer araç olabileceği gerçeğini ortaya koyuyor. Birileri gezegenimize gelip gidiyor ama kim ve ne olduklarını bilmiyoruz…

Mars’ta Piramit Bulundu

NASA doğruladı. Sabah gazetesi gibi seçkin gazeteler bu haberi yayınladı… Mars’ta piramit bulunduğu gerçek ! Görüntüler Mars Pathfinder Uzay aracından…
Mars’ta çekilen ‘piramit’ fotoğrafı görenleri şoke etti
Kızıl gezegen Mars’a gönderilen NASA’nın keşif robotu Curiosity Rover’ın çektiği fotoğrafların birinde yer alan ‘piramit’ şeklindeki yapı uzay meraklılarının dikkatlerinden kaçmadı.
Kızıl Gezegen Mars’ta bir piramide ait olduğu söylenen merdivenler, yazıtlar ve deniz kabuğu bulunduğu iddia edildi.
NASA, istemeyerek de olsa, bize Mars’ta yaşamış bir uygarlığa ilişkin kanıtlar sunmuştur.

Mars Piramitleri… Mars’ta Piramit Bulundu…

Marsta piramit bulunması olayı hakkında birçok haber yapılmıştır. Bazı yayıncılar bunun doğru olmadığı iddiasını ortaya atmıştır. Ancak mars piramitleri gerçekten marsta vardır. Bunda şaşılıcak bir durum yoktur. Dünyamızı ele aldığımızda örneğin peri bacaları veya pamukkale gibi doğal yapıları incelediğimizde kendiliğinden oluşan ilginç yapılar olduğunu görebiliriz.
Mars piramitleride Dünyamızda kendiliğinden oluşan peri bacaları veya pamukkale gibi yapılar olabilir. Bunda şaşılıcak bir durum yoktur.

Mars Piramitleri Şaşılıcak Bir Konu Değil

Marsta piramit bulunduğu gerçeğini NASA doğruladı. Mars piramitlerinden ziyade esas araştırmamız gereken konu ” Mars’ta Yaşam Olanağı Bulabilir miyiz? Mars yaşanması elverişli olmayan bir gezegen olarak görünsede, Marsta su bulundu. Mars yüzeyinin altı buzullarla kaplıdır. Yaşam için gerekli olan temel elementler nelerdir? Toprak, Su ve hava… Marsta insanların yaşaması için gerekli yeterli miktarda su bulunduğuna göre geriye yaşam için gerekli hava gerekiyor. Bilim insanları yaptığı araştırmalarda marsta bulunan karbondioksiti oksijene dönüştüren bir cihaz yapmayı başardı.
Kendi kendine enerji üreten ve kendi kendine büyüyerek oksijen üretme kapasitesi artan bu cihazı NASA 2050 yılına doğru marsa göndermeyi planlıyor. Bu yeni cihaz sayesinde marsta bulunan karbondioksit oksijene dönüşerek, insanların marsta temiz hava almalarını sağlayacak. Yeterli miktarda su bulunduğuna göre geriye bir tek toprak kalıyor. Toprağında yüzyıllar içerisinde kendiliğinden oluşacağını düşünürsek, benim tahminlerime göre Mars 2800 yılında tıpkı dünyamız gibi içinde yaşam olan bir gezegen haline gelebilir…

Detaylı bilgi için web sitemize üye olun!

Stargate Projesi

Amerika’nın StarGate Projesine benzer bir projeyi www.724web.com olarak açmış bulunmaktayız..
Cosmos web sitemize üye olarak Stargate Project X projemizin içinde yer alabilirsiniz..
Projenin başarıya ulaşması için binlerce gönüllü üye olabilecek desteğe ihtiyaç vardır..
Cosmos StarGate Project X adlı projenin amacı uzaylı varlıklarla iletişim kurabilmektir.. Uzaylı varlıklarla iletişim kurabilmek için Telepati ve diğer psişik güçlerimizi kullanacağız.. Astral Seyahat adını duymuşsunuzdur Telepatinin dışında Astral bedenimizle uzaylı varlıklarla iletişim kurmayı deneyeceğiz.. Bunun içinde binlerce gönüllü üyeye ihtiyacımız vardır.. Amerika’nın Star Gate Projesinde olduğu gibi psişik yeteneklerimizi kullanarak üyelerimizle birlikte Uzaylılarla iletişim kurmanın yollarını deneyeceğiz..
Projeye Destek Olmak için Lütfen Üye Olun !!!
Cosmos StarGate Project X adlı projede yer alıcak uygulamalar :
Telepati (Uzaylı Varlıklarla Telepati Kurma Denemeleri üyelerimizle birlikte çalışma şeklinde)
Durugörü (Uzaylı Varlıklarla Durugörü ile iletişim kurma Denemeleri üyelerimizle birlikte çalışma şeklinde)
Astral Seyahat (Uzaylı Varlıklarla Astral Seyahat Teknikleri ile iletişim kurma Denemeleri üyelerimizle birlikte çalışma şeklinde)
Lusid Rüya (Lucid Dreams) (Uzaylı Varlıklarla Lusid Rüya Teknikleri ile iletişim kurma Denemeleri üyelerimizle birlikte çalışma şeklinde)
Telekinezi (Uzaylı Varlıklarla Telekinezi Tekniği ile iletişim kurma Denemeleri üyelerimizle birlikte çalışma şeklinde)
Grup Çalışmaları (Uzaylı Varlıklarla iletişim kurabilmek için grup halinde çalışmalar yapılacaktır.. çalışmalara internetten online katılabilirsiniz..

STARGATE Projesi Nedir?

“YILDIZ GEÇİDİ PROJESİ” DEŞİFRE OLDU CIA 1949 yılından 1990′lı yıllara dek Psişik güçleri kullanarak ‘dünya dışı canlılarla’ telepatik yolda iletişime geçmeye çalıştı. Ve bu olay şu anda yeni ifşa olmuş durumda. Konu ile ilgili yabancı istihbarat kaynaklarından elde edilen bilgiler çok şaşırtıcı. CIA’ nın Ulusal İstihbarat Konsey Başkanı Dr Padolfi’nin 1990′larda askıya aldığı program 2010 yılında Obama yönetimi ile devam ettiriliyordu. Obama’ nın seçim çalışmalarında yer alan ve şu anda Ulusal İstihbarat Direktörü olan James R. Clapper tarafından sürdürülme kararı alınan projenin adı “STARGATE” di.

Bu sitenin bana ne faydası var ? Niçin Üye olmalıyım ?

1-)Ücretsiz olarak ingilizce eğitimi alabilirsiniz.
2-) Kendi web sitenize backlink alarak sitenizin google arama motorlarında üst sıralarda yer almasını sağlayabilirsiniz..
3-) Uzay Kulübümüzde arkadaş ortamları kurabilir yeni arkadaşlıklar kurarak sosyalleşebilirsiniz..
4-) Web sitemize ilan bırakabilir kendinizi veya ürünlerinizi tanıtabilirsiniz..
5-) Kişisel Gelişim eğitimlerine katılarak kendinizi geliştirebilirsiniz..
6-) Çeşitli etkinliklere katılarak hoşça vakit geçirdiğiniz gibi kendinizi yeniliyebilirsiniz..
7-) Uzay Araştırmaları projelerimize katılarak uzaylı varlıklarla iletişim kurma yollarını deneyebilirsiniz Cosmos web sitemizin star gate project ekibinde yer alabilirsiniz
😎 Bloglar oluşturabilir kendi fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.. Tüm bu hizmetlerden faydalanmak için üye olmanız zorunludur..
Detaylı Bilgi için Bize Ulaşın : GSM : +90-553-096-75-49 email : info@724web.com

1990′lı yıllarda Haines adlı CIA tarihçisinin itirafları insanı fazlaca düşündürüyor. ‘Dünyadaki ülkeleri uzaktan izleme. Parapsikolojik deneyler yapma. Psişik fenomenler’ başlıklı araştırma birliği yürüttüğü çalışmalarla dünya dışı yaşamla iletişime geçmeyi başarıyor. 1990′lı yıllarda kaç sene ve hangi canlı türleri ile iletişime geçildiği ise karanlıkta kalan bir konu. Fakat konunun ulusal istihbarat raporlarına yansıması ve o gün araştırma grubunun içinde yer alan kişilerin açıklamaları yazılanları doğruluyor. Eski Sovyet KGB Ajanlarının da içinde bulunduğu bir grup tarafından elde edilen bilgiler karşısında CIA, STARGATE programının belli bir bölümünü ifşa etmek durumunda kaldı. Obama’nın bu duruma sert tepkiler göstererek projenin daha gizli yürütülmesi konusunda Clapper’e talimat verdiği söyleniyor. Araştırmacı Yazar Gus Russo, dünya dışı yaşamla sağlanan iletişimin yine dünya dışı canlılar tarafından kesildiğine işaret ediyor. CIA’nın yaptığı bu iletişim sayesinde, canlıların dünyaya ziyaret gerçekleştirdikleri raporlarla doğrulandı. Obama’nın yemin töreninde görülen UFO’nun da STARGATE araştırma grubunun iletişime geçtiği uzaylı varlıklar olduğu düşünülüyor.

STARGATE Psişik Güçler CIA ajanı Sn Petersen DIA medyum programında çalıştığını yıllar sonra kabul edecek ve CIA’nın yürüttüğü çalışmaları raporlar halinde dışarıya sızdırılacaktı. Sovyetler Birliği’nden kaçarak CIA’ya sığınan eski bir KGB ajanı D.Suvanyev, 2001 yılında telepatik yolla dünya dışı yaşam hakkında araştırmaları yaparken bir tren kazasında hayatını kaybetmiştir. Rusya’nın Stalin zamanından bu yana Parapsikolojik deneyler yürüttüğünü bilen bu ajanı Rusların öldürdüğü düşünülmektedir. Bu konuyu deşifre eden Arlington Ensitüsü çalışanı Petersen konunun doğruluğundan şüphe duymuyor. Hatta dünya dışı zeki canlıların dünyaya geldiğini raporlarla anlatıyor. ABD Deniz Kuvvetleri Müsteşarı ve Eski İstihbaratçı James R. Woolsey olayı doğruluyor. Obama’dan önce NSA adıyla yürütülen projede çalışanlar şu an bağımsız gruplar halinde STARGATE programının içine dahil edildiler. 2010 yılının en önemli ifşa olayı CIA tarafından gölgelenerek tüm dünyada tarafından duyulması engellenmiştir. ABD’nin belli sitelerinde ve bazı Ufologların kişisel sayfalarında yer alan bilgiler, ABD yönetiminin dünya dışı yaşamla kurduğu iletişimi belgeleyen en net bilgilerdir. Konu MJ12 adlı grubun çalışmalarından sonra ikinci bir dünya dışı yaşamla iletişime geçen grubu bize tanımlamıştır. Esrarengiz İstasyon Dünyanın en güney noktasında, Antartika`nın en karanlık yerinde kurulu Amerikan araştırma istasyonu yıllardır sessiz sedasız çalışıyor. Hakkındaki iddialar filmlere, kitaplara bile ilham kaynağı oldu. Ama kimse aslını söyleyemiyor.

Güney kutbu Antartika`da yıllardır sessiz sedasız faaliyet içinde olan McMurdo Amerikan Araştırma İstasyonu, aynı sessizlik içinde artık 1258 kişinin yaşadığı, her gün kargo uçak seferlerinin yapıldığı, kendi nükleer tesisine sahip, heliportu olan 100 binadan oluşan müthiş ama aynı derecede esrarengiz bir yer haline geldi. Bilinen şey, burada sayısız uzay projesine destek sağlayacak astronomi ve astrofizik araştırmalarının yapıldığı… Astronomi ve Astrofizik çalışmaları yapılıyor Ayrıca atmosferik ölçümlerinin ve hava kirliliği ile ilgili incelemelerin yapıldığı da belirtiliyor. Ancak burada yapılan astronomi ve astrofizik araştırmalarının sonuçları ya da raporları pek açıklanmıyor.İddialar ise kafaları karıştıracak cinsten. Öyle ki dünyanın bir ucu olan McMurdo İstasyonu ile ilgili bu iddialar, filmlere ve kitaplara konu oldu. Yıldız Geçidi ve McMurdo İstasyonu Bir iddiaya göre McMurdo İstasyonu aslında, uzay trafiğinin kontrol merkezi olarak faaliyet gösteriyor ve uzaylı varlıklarla temas buradan yapılıyor. Bu iddiaların ayyuka çıktığı 2000`li yıllarda, Hollywood yapımı ‘Stargate SG-1′ filmi bu konuyu işledi. Filmde McMurdo, Dünya birlikleri için bir üs olarak gösterilirken, istasyona 80 kilometre mesafede ise kayıp kıta Atlantis döneminde kullanılan Dünyanın ikinci yıldız-geçidi bulunuyor. Kayıp Kıta Atlantis ve McMurdo “Kayıp kıta Atlantis”i McMurdo ile ilişkilendiren en çarpıcı çalışma ise ‘Decipher'(Deşifre) adlı kitap. Kitapta, McMurdo’da aslında, Atlantislilerin bıraktığı ve tüm dünyadan gizlenen bir ‘Dünya Kodu’ deşifre edilmeye çalışıldığı anlatılıyor.

Dark Star ve Alien filmlerinde de McMurdo, merkezi bir uzay trafik kontrolü istasyonu olarak gösteriliyor. McMurdo İstasyonu, John Carpenter’ın The Thing filminde de yer alıyor. Amerikalı yazar Kim Stanley Robinson da ‘Antarctica’ adlı kitabında bu esrarengiz istasyonu ayrıntılı biçimde anlatıyor. İkinci Amerikan İstasyonunun Yarısı Yeraltında ABD hükümetinin ‘Antarktika Programı’ çerçevesinde bölgede bir de Amudsen Scott İstasyonu yer alıyor. Burası da McMurdo’ya lojistik destek sağlıyor. Ayrıca özel araştırma projeleri üzerinde çalışmalar yapılıyor. Amudsen Scott İstasyonu`nun en ilginç yerinin ise ‘Sky Lab’ ya da ‘Gökyüzü Laboratuvarı’ olduğu söyleniyor. Bu istasyonun yarısı ise yeraltında.

Antartika da yeralan McMurdo İstasyonu üzerinde yere inerken görüntülenen bir UFO’nun video kayıdından bir kareyi görmekteyiz. Cisim kontrollü olarak yere alçalıp konuyor. Bu görüntü Mcmurdo İstasyonu için iddia edilen söylemlerin tamamen gerçek olduğunu kanıtlar nitelikte gözükmekte.
1995 yılında halka açılan CIA raporları ile, CIA’nın duyu dışı algılamaya (ESP, duyu dışı algılama) veya uzaktan görüye (RV, remote viewing) olan ilgili açık olarak algılandı. RV üzerine 22 yıl süre ile resmi olarak çalışılmıştı. Ön çalışmalar 1972 yılında başlamıştı. 1977-1995’de en aktif dönem olarak çalıştılar. CIA, süreki olarak RV konusunda yeterli bilgi olmadığını iddia ederek, psişik araştırmaları önemsiz göstermiştir. Fakat gizli olarak 16 yıl süresinde bu konuda 20 milyon dolardan fazla harcama yapmış ve 80 bin sayfalık bir arşiv oluşturmuştur.

Eylül 1995’de STARGATE projesinin işe yarayıp yaramadığını anlamak için bir komite kuruldu. Amaç, işe yarıyor ise devletten, savunma bakanlığından ödenek almaktı. STARGATE projesinin başlangıçta üç amacı vardı:
1. RV alanında yapılan başka yabancı programları değerlendirmek
2. Sözleşmeli personel ile, RV varlığı, sebep ve tesirlerini anlamak
3. RV, bir istihbarat aracı olarak kullanılıp kullanılmayacağının anlaşılması.

1995 yılında, geçmiş yılların çalışmalarını değerlndirmek için bir istatistikçi (JU) ve bir psikolog (RH) görevlendirildi. Rapor açıklandığında şu sonuçlara ulaşıldığı tespit edildi:
1. RV testlerinde tesadüfün ilerisinde bir sonuç vardır. Yani, RV vardır
2. Laboratuvarda gerçekleştirilen RV fenomeni için geçerli şartlar, istihbarat toplama için geçerli değildir
3. RV istihbarat toplamada genelde yetersizdir
4. Elde edilen bilgiler oldukça öznel bilgiler içermektedir
5. Elde edilen bilgiler, istihbatrat işlerinde rehber oalrak kullanılmamıştır

STARGATE Projesi Nedir? Türkçe anlamı Yıldız kapısı geçidi.

Yıldız kapısı geçidi anlamına gelen stargate projesi, Bir çok psişik çalışmayı içine alan, soğuk savaş yılları nedeniyle, 1970-1995 yılları arasında sürdürülen ve özellikle uzaktangörü/durugörü üzerinde çalışmalar yapılan, Amerikan hükümeti ve Askeriyesinin kontrolü altında yapılan araştırmaların ortak adıdır. Daha sonra bu çalışma ardından, bu grupta çalışan bilim insanları değişik laboratuvarlarda araştırmalarına devam ettiler. STARGATE projesi içinde, uzaktangörüyü araştıran 14 kadar ayrı laboratuvar vardı. Burada askeri veya sivillerden oluşan 22 kadar durugörü yeteneği olan süje ile çalışıyorlardı. Kayıp helikopterler, gemiler, önceden saldırıları öğrenmek için çalışmalar yaptılar. Konu üzerinde CIA de yoğunlaşmıştı. 1995’te proje tam olarak CIA’e devredildi ve proje kapatılarak, sonuçları değerlendirmek için bir istatistik uzmanı görevlendirildi (Jessica Utts). Sonuç: “Belirgin anlamlı bir durugörü/uzaktangörü yeteneği yapılan çalışmalarda vardı. Ancak bir o kadar da, gereksiz ve anlamsız bilgiler vardı. İstihbarat amaçlı kullanımı uygun değildi.”

Üzerinde çalışılan kişiler arasında Ingo Swann, Keith Harary, A. Edward Moch, Pat Price, Joseph McMoneagle, Lyn Buchanan, Mel Riley, Paul H. Smith, Ed Dames, David Morehouse gibi durugörü yeteneği olan kişileri kullandılar.

1973’de SCANATE (SCANing by Co-ordiNATE) projesi başladı ve 1975 yılında tamamlandı. Burada, bir kişiye, bilmediği bir askeri bölge koordinati (enlem-boylam) veriliyor ve orada ne olduğu tanımlanıyor ve çiziliyordu. SCANATE başarısı sonrası, Ingo Swann ordu ve istihbarattan psişik yeteneği olan kişileri psişik casus olarak eğitti ve onlara “psişik sızmayı” öğretti.

Bu süreç içerisinde, GRILL FLAME bu çatı altında yer aldı. Bu grupta, Ingo Swann tarafından müfreze G adlı grup, uzaktan görü (RV) için eğitilsi. Daha sonra Ingo, GRILL FLAME’dan ayrılınca (1983) binbaşı Ed Dames tarafından CENTERLINE adlı başka bir RV grubu kuruldu. 1990’da CENTERLINE tekrar Stargate haline geldi. Her ikisi de savunma istihbarat ajansına bağlı (DIA) çalıştı.

Bunun yanında, Muammer Kaddafiyi aramak için BLUE BIRD, Manuel Noriega için ise 1983 yılında LAND BROKER projesini başlattılar. Bu projede, Norieganın evi tam olarak tarfilenebilmiştir. Bunun yanında yakın zamanda Saddam Hüseyi’in yerini aramada da kullanıldı bu yöntem.

Stephan Schwartz’ın yaptığı ve İstanbul Parapsikoloji Toplantısında sunduğu sonuçlara göre, Saddam yakalanmadan önce, 3 Kasım 2003 tarihine kadar 47 durugörü kaydı yapmışlar ve Saddam yakalanan kadar dosyalarda, noter tasdiki ile saklanmış veriler. CIA’den de bazı görevliler konuyu ilgi ile takip etmişler. Bütün uzaktangörüler başarılı olmamasına karşın, başarılı olanlar dikkat çekicidir. Bu öngörüler içinde Tikrit’te bir nehre yakın ve kötü bir yolun yakınında olduğunu tespit etmişler. Kendisinin nasıl göründüğü konusunda ise “evsiz, kirli saçlı, siyah elbise giymiş, yanında da bir miktar para olduğunu” uzaktangörü ile belgelenmişler. Aynı zamanda, yanında da “2-3 koruması olduğunu”, “silahi olduğunu ama direnmeyeceğini” görmüşler. Bütün bu öngörüler, yakalandığı zaman açık olarak ortaya çıktı. Ama butün herkes aynı kesinlikte gördü mü? Hayır. Ama içlerinden bazılarının bile görmesi bu konu üzerinde durulmasını gerektirecek değerdedir.

Cosmos Uzay Kulübü

www.724web.com uzay Kulübü sitemize üye olarak sizde bloglar açabilir web sitenize backlink alabilir ilan bırakabilir yada yeni arkadaşlıklar kurabilirsiniz..
Cosmos Uzay Kulübüne üye olarak uzay araştırmalarımıza katkıda bulunabilirsiniz.. Web sitemizde çeşitli etkinlikler yer alacaktır.. Her hafta cumartesi günleri saat 19:30′ da sohbet panelimiz aracılığı ile kişisel gelişim eğitimleri verilmektedir.. Web sitemize üye olarak kişisel gelişim eğitimlerine katılabilirsiniz..
Ayrıca birde her pazar günü saat 20:30’da Astral Seyahat ve Lusid Rüya görme teknikleri üzerine kişisel gelişim etkinlikleri yapılmaktadır.. Cosmos Uzay Kulübüne Üye olun etkinliklerden ve avantajlardan faydalanın..
Bu sitenin bana ne faydası var ? Niçin Üye olmalıyım ?
1-)Ücretsiz olarak ingilizce eğitimi alabilirsiniz.
2-) Kendi web sitenize backlink alarak sitenizin google arama motorlarında üst sıralarda yer almasını sağlayabilirsiniz..
3-) Uzay Kulübümüzde arkadaş ortamları kurabilir yeni arkadaşlıklar kurarak sosyalleşebilirsiniz..
4-) Web sitemize ilan bırakabilir kendinizi veya ürünlerinizi tanıtabilirsiniz..
5-) Kişisel Gelişim eğitimlerine katılarak kendinizi geliştirebilirsiniz..
6-) Çeşitli etkinliklere katılarak hoşça vakit geçirdiğiniz gibi kendinizi yeniliyebilirsiniz..
7-) Uzay Araştırmaları projelerimize katılarak uzaylı varlıklarla iletişim kurma yollarını deneyebilirsiniz Cosmos web sitemizin star gate project ekibinde yer alabilirsiniz
😎 Bloglar oluşturabilir kendi fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.. Tüm bu hizmetlerden faydalanmak için üye olmanız zorunludur..
Detaylı Bilgi için Bize Ulaşın : GSM : +90-553-096-75-49 email : info@724web.com

Mars’ta Su Bulundu

Mars’ta Hayat Var mıdır? Bilim insanları Mars’ta toprağın birkaç metre altında dev su buzu katmanları bulduklarını açıkladılar. Ekvatora yakın enlemlerdeki su kaynakları insanların Mars’a yerleşmesini kolaylaştırabilir. Ancak Mars yüzeyinde geçici akarsu olduğu haberleri doğru çıkmadı. Peki kızıl gezegende ne kadar su var? Bilim insanları Mars’ta ilk defa buz yüzeyin altında sudan oluşan geniş çaplı bir göl bulunduğunu açıkladı.Bu keşif, dünyadan 55 milyon km uzaktaki esrarengiz Kızıl Gezegen’de bulunan sıvı haldeki en büyük su kütlesi oldu. Daha önce yapılan araştırmalar, gezegen yüzeyinde aralıklı su kütleleri olduğuna dair kanıtlar olduğunu gösteriyordu. Ama bu son keşif, Mars’taki su kütlesinin kalıcı olduğuna dair ilk bilgi.

Mars’ta bulunan su, buzun altında yaklaşık 40 kilometrelik bir alanda yer alıyor.

Uzay bilimcilerin bu keşifiyle Mars’ta daha fazla su bulunabileceği ve hatta hayat olabileceği ihtimalini kuvvetlendirdi.

MARS VE ASTRONOTLAR
Dundas’ın verileri NASA’nın Mars’a göndereceği yeni robot jiplerin (rover) kazmalarıyla test edilecek ve doğru çıkarsa insanların Mars’a yerleşmesini çok kolaylaştıracak; çünkü susuz yaşanmaz.

İnsanlar su içecekler ve bu suyla yıkanacaklar ve temizlik yapacaklar. Seralarda yetiştirecekleri tahıl, sebze ve meyveyi sulayacaklar. Üzüm yetiştirecekler, üzümden rakı yapıp içecekler. Ayrıca su moleküllerini parçalayıp oksijen ve hidrojen üretecekler. Oksijenle nefes alıp hidrojeni karbona bağlayarak metan akaryakıtı üretebilecekler.

Metan yakarak ısınacaklar, elektrik üretecekler, Mars kamyonlarını ve Dünya’ya dönecek roketleri çalıştıracaklar. Hatta bunun için doğrudan  buzu ısıtmalarına da gerek yoktur. Sulu bileşikler içeren kayaları parçalayıp ısıtarak su buharını ayrıştırmaları mümkün olabilir.

Eski araştırmalar Mars’ta suyun çok derinde olduğunu gösteriyordu. Gerçekte 2 metre derinde olmasıda insanların Mars’a yerleşmesini önemli ölçüde kolaylaştıracak.

 

Biz Sizi Arayalim
+
Beni Ara!
Araç çubuğuna atla