Kosmos Belgeseli

cosmos
Web Sitemizde kozmos hakkında en yeni en iyi belgeselleri bulabilirsiniz. en iyi Kosmos Belgeseli nerede acaba? diyorsanız, doğru yerdesiniz. Kosmos Belgeselini web sitemiz üzerinden ücretsiz izleyebilirsiniz. Cosmos, Türkçe telaffuzuyla Kosmos, hepimize uzayı, evreni çağrıştıran bir kelimedir. Anlamına baktığınızda ise derin bir mana dünyasından çıkıp geldiğini hissediyoruz. Latince kökenli kelime, ‘düzenli, uyumlu ve sistematik bir evren’ anlamı taşıyor. Yani bir tesadüfler zincirinden ziyade, kendi varoluşunu kontrol altında tutan ve varolmaya devam etmek için sistematiğini koruyan ve geliştiren bir yapıyı işaret ediyor. Bu yapı ise, vücudumuzdaki hücrelerden gökyüzündeki galaksilere değin her şeyi kapsayan, içinde yaşadığımız evrenin ta kendisidir, kozmos.

en yeni Kosmos Belgeseli dizisi sadece burada

Kosmos Belgeseli bölüm 1 carl sagan
Kosmos Belgeseli bölüm 2 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 3 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 4 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 5 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 6 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 7 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 8 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 9 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 10 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 11 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 12 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 13 carl sagan

Kosmos Belgeseli Hakkında

Kozmos Evrenin ve Yaşamın Sırları Kitabı (Kozmos dizisinin kitaplaştırılmış hali) Dileyen arkadaşlar Kosmos Belgeselinin kitabını alıp okuyabilir… Carl Sagan ÖNCE TV DİZİSİNİ Yapmıştır, SONRA KİTAP Yazmıştır… Satın Alma Linki ; https://www.kitapyurdu.com/kitap/kozmos-evrenin-ve-yasamin-sirlari/3295.html&filter_name=kozmos Carl Sagan ALTIN KİTAPLAR
“Carl Sagan zamanımızın en parlak bilim adamlarından biridir… İçinde varlığımızı sürdürdüğümüz akıllara durgunluk veren Kozmos’un sonsuzluğunu dile getirirken bilimin geçmişine, şimdiki zamanına ve geleceğine ilişkin muhteşem bir eser yaratmış.”Associated Press “Alanında göz kamaştırıcı, önerilerinde kışkırtıcı. Bu kitabı okuyan herkesin, etkisi altında kalacağından hiç kuşkum yok.” The Miami Herald “Sagan edebi bir coşkuyla yazıyor. Harika bir eser. İnsan aklının tüm noktalarına değinen Kozmos gerçek olmayacak kadar gerçek.” The Cleveland Plain Dealer – İnsanoğlu uzay okyanusuna açılıyor – Canlıların ve evrenin yapısı – Doğa yasaları tüm evrende geçerlidir – Cennet ve cehennem – Başka gezegenlerde yaşam var mı? – Keşif yolculuklarının öyküsü – Samanyolu: Gecenin bel kemiği – Zaman ve mekan içinde yolculuk – Başka evrenlerin kapısı karadelikler – Sonsuzluğun kıyısı: Dördüncü boyut – Aklın evreni – Galaktik uygarlık – Yaşamak ya da yokolmak konusunda kim karara verecek? ÖNCE TV DİZİSİ, SONRA KİTAP… Çağımızda gelişmişliğin bir ölçütü de halkın bilgi ve kültür düzeyidir. İleri ülkelerde bu düzeyi yükseltmek amacıyla bütün basın yayın organla­rının el ele verdiğini görmekteyiz. Bilimsel konuları geniş yığınlara tanıt­ma, sevdirme ve onları aydınlatmada başta televizyon olmak üzere, kitle haberleşme araçları etkin bir rol oynamakta. Bilimsel dizilerin amacına ulaşması için izlenen tamamlayıcı bir yol da, dizi senaryolarının geliştirilerek kitap haline getirilmesidir. Çünkü TV dizisinin program süresiyle sınırlı akışı içinde aktarılan yoğun bilginin algılanması, derinlemesine kavranması güçlüğü söz konusudur. İşte diziy­le birlikte oluşturulan kitaplar, anlaşılması dikkat isteyen konulara yeni­den eğilme olanağı vermektedir. Bilimsel Sorunlar Dizimizin ilk kitabı olarak sunduğumuz, iktisadi düşüncenin başlangıcından günümüze dek temel öğretilerini konu alan Kuşku Çağı (The Age of Uncertainty) ile insanlığın evriminde önemli bir aşamayı oluşturan uzayın keşfini konu alan Kozmos (Kosmos Belgeseli) adlı yapıt­lar, dünyanın en ünlü TV kurumlarınca gerçekleştirilen iki önemli dizisi­nin kitaplarıdır. Olanaklarımız ölçüsünde ilginç görüntülerini vermeye çalıştığımız, gösterildiği her ülkede halkın beğeni ve ilgisini toplayan bu dizilerden Kozmos Türkiye televizyonunda gösterilmiş bulunmaktadır. Halkımızın bilim-kurgu ürünü film ve kitaplarla gidermeye çalıştığı, evrenin ve yaşamın sırlarına duyduğu derin merakı büyük ölçüde gidere­cek bilimsel bir yapıt Kosmos. Yazarı Carl Sagan, halk kitlelerinin ilgisine ve yararına sunulmayan bilimi, “mutlu bir azınlığın ayrıcalığı” olarak ta­nımlamakta, araştırma ve buluşların halka mal edilmesi yolunda özel bir çaba göstermektedir. “Olağanüstü Bilimsel Başarı ve Bilimi Halka Ulaştırma” Ödülü’nün sahibi olan Carl Sagan, Kozmos’un yapısıyla yeryüzündeki yaşam arasın­daki bağı vurgulamak için kendini şöyle tanıtıyor: “BEN CARL SAGAN ADINDA.. …su, kalsiyum ve organik moleküllerin toplamıyım. Siz de öylesiniz, yalnız adınız başka. Ama hepsi bu kadar mı?” Olabilir mi?… Carl Sagan, Gezegen Araştırmaları Laboratuvarı başyöneticisi ve Cornell Üniversitesi Uzay Bilimleri ve Astronomi Bölümü öğretim üyesi­dir. Mariner, Viking ve Voyager uzay araçları yolculukları ve araştırmala­rında başrolü oynamıştır. Uluslararası Astronomi Ödülü’nü kazanan bu ünlü bilim adamı, “Amerikan Astronomi Derneği Gezegenler Bilimi Bö­lümü”, “Bilimin İlerleyişi Derneği” ve “Amerikan Jeofizik Birliği” başka­nıdır. Dr. Sagan dört yüz bilimsel ve popüler makale yayınlamıştır. Yazarı olduğu bir düzineden fazla kitabı vardır. Evrende Akıllı Yaşam (Intelligenî Life in îhe Universe), Kozmik İlişki (The Cosmic Conrıection), Cennetin Canavarı (The Dragon of Eden), Dünyanın Fısıltıları (Murmurs of Ecırth) bunlardan bazıları. Carl Sagan için, yukarıda özetlenen bunca önemli ve onurlu görevi yüklendiğini söylemek yeterli mi?… Hepsi bu kadar mı? Olabilir mi?… Carl Sagan, insanın öğrenme merakını giderme, evreni keşfetme ça­basının da ötesinde bir görev taşıdığının bilincinde… İnsan soyunun sür­dürülmesinin, uygarlığımızın korunup geliştirilmesinin en önemli koşulu olan ‘’evrensel barış”ın da savunucusu Carl Sagan. 1975’te “İnsanlığın Refah ve Huzuruna Büyük Katkıda Bulunmuş Kişi” ve 1978’de Pulitzer Edebiyat ödüllerini alan Carl Sagan’ın tüm in­sanlığa mesajı şu: KOZMOS’UN KEŞFİ, KENDİ KENDİMİZİ KEŞİF YOLCULUĞUDUR… “Biz hem gökyüzünün, hem yeryüzünün çocuklarıyız. Bu gezegen üzerindeki varlığımız süresince tehlikeli bir evrimsel yük sırtlamış bulunuyoruz. Bu yük torbasının içinde saldırıya ve töreye yatkınlık, liderlere baş eğme ve yabancılara düşmanca davranış gibi kalıtsal eğilimler yer alı­yor. Fakat aynı zamanda başkalarına karşı şefkat, çocuklarımıza karşı sevgi, tarihten bir şeyler öğrenme ve giderek zekâ ve yeteneklerimize bir şeyler katma eğilimlerine de sahibiz; bunlar da hayatta kalmamıza ve re­fahımızı sürdürmeye yarayan etkenler… Yapımızdaki bu eğilimlerin han­gileri üstün gelecek bilmiyoruz… Bizi Kozmos’un enginliklerinde kaçınamayacağımız bir hedef beklemekte. Dünya-dışı akıllı varlıkların bulunduğuna ilişkin henüz açık belir­tiler yok. Bu, bizimkine benzer uygarlıklar acaba hiç durmamacasına kendi kendilerini yok mu ediyorlar, diye bir soru getiriyor aklımıza. Yer­küremize uzaydan baktığımızda, ulusal sınır diye bir şey göremiyoruz. Uzaydan gezegenimizin incecik mavi bir hilal, sonra da yıldızlar kenti arasında bir ışık noktası olarak göründüğünü izleyince; etnik, dinsel ya da ulusal şovenist davranışların sürdürülmesi akıl almaz bir duruma dönüşü­yor… Hayatın hiçbir zaman başlama olanağı bulunmadığı dünyalar var. Kozmik felaketlerin yakıp yıktığı dünyalar da var. Biz talihliyiz, hayatta­yız, güçlüyüz. Uygarlığımızın ve türümüzün refahı elimizde olan bir şey. Eğer yerküre adına bizler söz sahibi değilsek kim olabilir? Varlığımızı sürdürmede karar veren bizler olamazsak kim olabilir?…” Dr. Turhan Bozkurt SUNUŞ Çağlar boyunca girişilecek sabırlı ve dikkatli çalışmalar, bugün için sır perdesinin arkasında kalan birçok şeyi aydınlığa kavuştura­caktır. İnsan, evrenin sırlarını araştırmak için yaşamının tümünü bile harcasa, yine de böylesine engin bir sorun karşısında yeterli ola­maz. Bu nedenle bilgiler, ancak çağlar aşıldıkça insanoğlunun önü­ne serilecektir. Bir zaman gelecek, o günün insanları kendilerince bilinen şeylerin daha önceleri bilinmeyişine şaşacaklar… Birçok bu­luşun ortaya çıkışı, bizlerin anısı çoktan silinip gittiği dönemlere rastlayacaktır. Her çağın insanına, araştırılmak üzere sorular gizle­mesini beceremeyen bir evren, çekici olmaktan uzak, tekdüze bir yaşam ortamı oluştururdu. Seneca, Doğa Sorunları 7. Kitap MS 1. Yüzyıl Bugün bizler için apaçık olan gerçekler, eski zamanlarda evrenin akıl sır ermeyen olguları arasındaydı. Günlük yaşamdaki en basit bir olay bile evrenin sırlarıyla ilişkili olarak yorumlanıyordu. Bu konuya bir örnek olarak, Asurların MÖ 1000 yıllarında, diş ağrısına neden olduğu sanılan bir kurt için düzdükleri tılsımlı dizeleri gösterebiliriz. Bu dizeler evrenin başlangıcını araştırmakla başlayıp diş ağrısı için bir tedavi yöntemi salık vermekle son bulur. Evren, Anu tarafından Yeryüzü, evren tarafından Akarsular, yeryüzü tarafından Dereler, akarsular tarafından Bataklıklar, dereler tarafından Ve küçük kurt, bataklıklar tarafından Yaratıldıktan sonra, Küçük kurt ağlaya sızlaya Tanrı Samaş’ın huzuruna vardı Yaşlı gözlerle dedi ki: “Bana vereceğin besin ne ola?” “İncirle kayısı senin ola.” “Bunlar ne ki benim için? İncirle kayısı ha! Bırak da hiç olmazsa Dişle dişeti arasına sokulayım Azı dişlerinin içine yerleşeyim.” “Madem ki böyle dedin, ey küçük kurt, Kahretsin seni Toprak Ana O kudretli eliyle…” (Diş ağrısına karşı düzülmüş tılsımlı dizeler.) Tedavisi: Mayalanmış arpa suyuna karıştırılmış yağ, bu dizeler uç kez yinelenerek ağrıyan dişin üzerine sürülecek. Atalarımız, içinde yaşadıkları dünyanın sırlarını öğrenmeye can attıkları halde, bunun yöntemini keşfedememişlerdi. Anular, Sarmaş’lar gibi tanrıların egemen güçler oluşturdukları küçücük, garip ve aciz bir dünya varsayımıyla yaşıyorlardı. Böyle bir dünyada, insanoğlu önemli ol­masına önemli, ama başlıca rolü üstlenmekten uzak bir yaşam sürüyordu. Doğayla insan sıkı bir bağlantı içindeydi. Diş ağrısının mayalanmış arpa suyuyla tedavisi, en derin evrensel gizleri içeriyordu. Günümüzdeyse evreni anlamamızı sağlayan seçkin, güçlü ve adı “bi­lim” olan bir yöntem bulduk. Bilim bize, varlığı öylesine eskilere uzanan ve öylesine engin bir evrenin gizlerini önümüze serdi ki, bunun karşısında insanoğluna ilişkin sorunlar bile neredeyse önemini yitirdi. Böylece Koz­mos, günlük yaşamımızla ilgisi bulunmayan uzak, soyut bir kavram gibi göründü. Ne var ki, bilim giderek evrenin insanı coşkuya boğan bir gör­kemi bulunduğunu ve aklın bu giz perdesini aralamaya yetebileceğini or­taya koymakla kalmamış, insanoğlunun gerçekten evrenin bir parçası ol­duğunu, ondan kaynaklanarak yine onda son bulduğunu göstermiştir. En temelinden en önemsizine dek insana ilişkin tüm olguları, evrene ve onun kökenlerine bağlayabiliriz. Bu kitap işte böyle bir kozmik perspek­tifin keşfini amaçlamaktadır. 1976 yılının yazı ve sonbaharında, yaklaşık yüz kadar bilim adamı ar­kadaşımla birlikte, Mars gezegeninin keşfine gönderilen Viking uzay ara­cı projesinin hazırlanmasında görev aldım. İnsanlık tarihinde ilk kez baş­ka bir gezegenin yüzeyine iki uzay aracı indirmiştik. Kitabın beşinci bölü­münde ayrıntılı biçimde anlatılacağı üzere, aldığımız sonuçlar gerçekten göz kamaştırıcıydı ve bunun tarihsel anlamı tüm açıklığıyla ortadaydı. Buna karşın, dünya kamuoyu bu büyük olaydan hemen hemen habersiz bırakılıyordu. Basın bu konuya pek ilgi göstermedi, televizyonsa olayı adeta görmezlikten geldi. Mars gezegeninde hayat olup olmadığı sorusu­na kesin bir yanıtın alınamayacağı anlaşılınca, halkın ilgisi daha da azaldı. Yanıtların kesinkes olmayıp her iki yana da çekilebilmesine, hoşgörü gös­terilmiyordu. Mars gezegenindeki gök renginin, önceleri yanlış olarak bildirildiği gibi, mavi değil de pembemsi bir sarı renkte olduğu belirlenince, bu konuda haber toplayan muhabirlerin düş kırıklığıyla karşılaştık. Mars gezegeninin bu bakımdan da üzerinde yaşadığımız yerküremize benzemesini arzuluyorlardı. Bu gezegenin yerküremize az benzediği oranda kamuoyunun ilgisinin azalacağı kanısındaydılar. Oysa Mars yüze­yinin insanın heyecandan soluğunu kesecek kadar ilginç görünümleri var. Yaşamın, dünyamızın ve Kozmos’un oluşumunun sırrı, başka gezegenlerde insanüstü akıllı canlıların bulunması olasılığı gibi birbiriyle iliş­kili birçok bilimsel sorunun yanıtlarını aramak üzere kamuoyunun uzayın keşfine çıkılmasına genellikle ilgi duyduğu inancındayım. Bu ilginin çok güçlü iletişim aracı olan televizyon aracılığıyla harekete geçirilebileceğini düşündüğümden, Viking Verileri Analizi ve Planlama Müdürü B. Gentry Lee ile birlikte bir televizyon dizisi yapmayı kararlaştırdık. Astronomiyi konu edinen bu televizyon dizisinde insan öğesinin geniş bir yer alması, insanoğlunun aklına olduğu kadar yüreğine de hitap edilmesi gerekiyor­du. Çekimi üç yıl süren ve adı “Kozmos Projesi” olan bu dizinin hazırlan­ması için yazarlar, rejisörler ve prodüktörlerle işbirliği yaptık. Kozmos di­zisinin 140 milyon kişi tarafından televizyonda izleneceği hesaplandı. Bu hesaba göre, yeryüzündeki insan nüfusunun ancak yüzde 3’ü bu diziye il­gi gösterebilirdi. Ne var ki, bizler, dünyanın oluşumu ve yapısına ilişkin en derin bilimsel sorunların, çok büyük bir çoğunluğun ilgisini ve öğren­me açlığını kamçıladığı kanısındayız. Sıradan insanın sanıldığından çok daha bilgi peşinde koştuğuna inanıyoruz. Çağımızın, uygarlığın ve belki de insan türünün geleceği açısından bir yol kavşağında bulunmaktadır. Sapacağımız yol hangisi olursa olsun, alınyazımız kaçınılmaz bir biçimde bilime bağlıdır. Var olmak, hayatta kalabilmek için bilim vazgeçilemeye­cek kadar temel bir gereksinimdir. Üstelik bilim, insanoğluna zevk verir; evrimin yasaları öğrenmenin, anlamanın insanoğluna zevk vermesini sağ­layacak biçimde düzenlenmiştir. Çünkü hayatta kalabilmek daha çok öğrenebilenlerin, anlayanların harcı olacaktır. Kozmos televizyon dizisiyle Kozmos adını taşıyan bu kitabın, bilime ilişkin bazı düşüncelerin, yöntem­lerin ve bilim zevkinin iletilmesinde yararlı bir girişim olduğu inancında­yız. Kitapla televizyon dizisi el ele bir gelişim içinde oluştular. Aslında biri ötekinin temelini oluşturdu. Ama yine de kitaplarla televizyon dizile­rinin birbirinden ayrı yaklaşımları ve özellikleri vardır. Kitabın en önemli özelliklerinden biri, okura, anlaşılması dikkat isteyen konulara yeniden eğilme fırsatı vermesidir. Televizyonda böyle bir fırsat henüz yeni doğ­maktadır videoteypler sayesinde. Bir yazarın kitapta bir konuyu derinlemesine ve ayrıntılı olarak ele alması, televizyondaki elli sekiz dakika ve otuz saniye gibi bir zaman giyotini korkusu bulunmadığından, daha kolaydır. Televizyon dizisindeki bölümlerin kitabın bölümleriyle eş konular­da başlayıp bitirilmesine özen gösterilmiştir. Birinin verdiği zevki öteki­nin tamamlaması da mümkündür. Kitapta bazı konular tarih sırasına göre ele alınmamıştır. Örneğin, Johannes Kepler’in anlatıldığı üçüncü bölümden çok sonraki yedinci bölümde eski Yunan bilgilerinin düşünceleri ele alınıyor. Öyle sanıyorum ki, Yunan bilginlerinin fikirlerine, hangi konuları gözden kaçırmış olduk­larını saptadıktan sonra eğilmek daha uygun olur. Bilim, insanoğlunun yaşamındaki öteki çabalarından ayrı bir uğraş olarak ele alınamayacağından, sosyal, siyasal, dini ve felsefi birçok soruna bazen kuşbakışı bir göz atılarak, bazen de doğrudan içine girilerek yer ve­rildi. Bu nedenle, yeri geldiği ve gerektiğince, hem televizyon dizisinde, hem kitapta sosyal sorunlara da değindim. Bilimin temelinde düştüğü yanılgıyı düzeltme öğesi yatar. Yeni de­ney sonuçları ve yeni düşünceler, sürekli olarak eskiden giz olan şeyleri çözümlemektedir. Örneğin, dokuzuncu bölümde, adı “nötrin” olan görülmesi zor zerreciklerden pek azının Güneş’ten kaynaklandığı sanılıyor bu­…
Dünyanın Oluşumu-Kosmos Belgeseli ve Ötesi Belgesel izle Türkçe Dublaj kozmos 4. boyut

Kozmoz Belgeseli

Web Sitemizde kozmos hakkında en yeni en iyi belgeselleri bulabilirsiniz. en iyi Kozmoz Belgeseli nerede acaba? diyorsanız, doğru yerdesiniz. Kozmoz Belgeselini web sitemiz üzerinden ücretsiz izleyebilirsiniz. Cosmos, Türkçe telaffuzuyla Kozmoz, hepimize uzayı, evreni çağrıştıran bir kelimedir. Anlamına baktığınızda ise derin bir mana dünyasından çıkıp geldiğini hissediyoruz. Latince kökenli kelime, ‘düzenli, uyumlu ve sistematik bir evren’ anlamı taşıyor. Yani bir tesadüfler zincirinden ziyade, kendi varoluşunu kontrol altında tutan ve varolmaya devam etmek için sistematiğini koruyan ve geliştiren bir yapıyı işaret ediyor. Bu yapı ise, vücudumuzdaki hücrelerden gökyüzündeki galaksilere değin her şeyi kapsayan, içinde yaşadığımız evrenin ta kendisidir, kozmos.

en yeni Kozmoz Belgeseli dizisi sadece burada

Kozmoz Belgeseli bölüm 1 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 2 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 3 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 4 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 5 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 6 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 7 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 8 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 9 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 10 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 11 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 12 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 13 carl sagan

Kozmoz Belgeseli Hakkında

Kozmos Evrenin ve Yaşamın Sırları Kitabı (Kozmos dizisinin kitaplaştırılmış hali) Dileyen arkadaşlar Kozmoz Belgeselinin kitabını alıp okuyabilir… Carl Sagan ÖNCE TV DİZİSİNİ Yapmıştır, SONRA KİTAP Yazmıştır… Satın Alma Linki ; https://www.kitapyurdu.com/kitap/kozmos-evrenin-ve-yasamin-sirlari/3295.html&filter_name=kozmos Carl Sagan ALTIN KİTAPLAR
“Carl Sagan zamanımızın en parlak bilim adamlarından biridir… İçinde varlığımızı sürdürdüğümüz akıllara durgunluk veren Kozmos’un sonsuzluğunu dile getirirken bilimin geçmişine, şimdiki zamanına ve geleceğine ilişkin muhteşem bir eser yaratmış.”Associated Press “Alanında göz kamaştırıcı, önerilerinde kışkırtıcı. Bu kitabı okuyan herkesin, etkisi altında kalacağından hiç kuşkum yok.” The Miami Herald “Sagan edebi bir coşkuyla yazıyor. Harika bir eser. İnsan aklının tüm noktalarına değinen Kozmos gerçek olmayacak kadar gerçek.” The Cleveland Plain Dealer – İnsanoğlu uzay okyanusuna açılıyor – Canlıların ve evrenin yapısı – Doğa yasaları tüm evrende geçerlidir – Cennet ve cehennem – Başka gezegenlerde yaşam var mı? – Keşif yolculuklarının öyküsü – Samanyolu: Gecenin bel kemiği – Zaman ve mekan içinde yolculuk – Başka evrenlerin kapısı karadelikler – Sonsuzluğun kıyısı: Dördüncü boyut – Aklın evreni – Galaktik uygarlık – Yaşamak ya da yokolmak konusunda kim karara verecek? ÖNCE TV DİZİSİ, SONRA KİTAP… Çağımızda gelişmişliğin bir ölçütü de halkın bilgi ve kültür düzeyidir. İleri ülkelerde bu düzeyi yükseltmek amacıyla bütün basın yayın organla­rının el ele verdiğini görmekteyiz. Bilimsel konuları geniş yığınlara tanıt­ma, sevdirme ve onları aydınlatmada başta televizyon olmak üzere, kitle haberleşme araçları etkin bir rol oynamakta. Bilimsel dizilerin amacına ulaşması için izlenen tamamlayıcı bir yol da, dizi senaryolarının geliştirilerek kitap haline getirilmesidir. Çünkü TV dizisinin program süresiyle sınırlı akışı içinde aktarılan yoğun bilginin algılanması, derinlemesine kavranması güçlüğü söz konusudur. İşte diziy­le birlikte oluşturulan kitaplar, anlaşılması dikkat isteyen konulara yeni­den eğilme olanağı vermektedir. Bilimsel Sorunlar Dizimizin ilk kitabı olarak sunduğumuz, iktisadi düşüncenin başlangıcından günümüze dek temel öğretilerini konu alan Kuşku Çağı (The Age of Uncertainty) ile insanlığın evriminde önemli bir aşamayı oluşturan uzayın keşfini konu alan Kozmos (Kozmoz Belgeseli) adlı yapıt­lar, dünyanın en ünlü TV kurumlarınca gerçekleştirilen iki önemli dizisi­nin kitaplarıdır. Olanaklarımız ölçüsünde ilginç görüntülerini vermeye çalıştığımız, gösterildiği her ülkede halkın beğeni ve ilgisini toplayan bu dizilerden Kozmos Türkiye televizyonunda gösterilmiş bulunmaktadır. Halkımızın bilim-kurgu ürünü film ve kitaplarla gidermeye çalıştığı, evrenin ve yaşamın sırlarına duyduğu derin merakı büyük ölçüde gidere­cek bilimsel bir yapıt Kosmos. Yazarı Carl Sagan, halk kitlelerinin ilgisine ve yararına sunulmayan bilimi, “mutlu bir azınlığın ayrıcalığı” olarak ta­nımlamakta, araştırma ve buluşların halka mal edilmesi yolunda özel bir çaba göstermektedir. “Olağanüstü Bilimsel Başarı ve Bilimi Halka Ulaştırma” Ödülü’nün sahibi olan Carl Sagan, Kozmos’un yapısıyla yeryüzündeki yaşam arasın­daki bağı vurgulamak için kendini şöyle tanıtıyor: “BEN CARL SAGAN ADINDA.. …su, kalsiyum ve organik moleküllerin toplamıyım. Siz de öylesiniz, yalnız adınız başka. Ama hepsi bu kadar mı?” Olabilir mi?… Carl Sagan, Gezegen Araştırmaları Laboratuvarı başyöneticisi ve Cornell Üniversitesi Uzay Bilimleri ve Astronomi Bölümü öğretim üyesi­dir. Mariner, Viking ve Voyager uzay araçları yolculukları ve araştırmala­rında başrolü oynamıştır. Uluslararası Astronomi Ödülü’nü kazanan bu ünlü bilim adamı, “Amerikan Astronomi Derneği Gezegenler Bilimi Bö­lümü”, “Bilimin İlerleyişi Derneği” ve “Amerikan Jeofizik Birliği” başka­nıdır. Dr. Sagan dört yüz bilimsel ve popüler makale yayınlamıştır. Yazarı olduğu bir düzineden fazla kitabı vardır. Evrende Akıllı Yaşam (Intelligenî Life in îhe Universe), Kozmik İlişki (The Cosmic Conrıection), Cennetin Canavarı (The Dragon of Eden), Dünyanın Fısıltıları (Murmurs of Ecırth) bunlardan bazıları. Carl Sagan için, yukarıda özetlenen bunca önemli ve onurlu görevi yüklendiğini söylemek yeterli mi?… Hepsi bu kadar mı? Olabilir mi?… Carl Sagan, insanın öğrenme merakını giderme, evreni keşfetme ça­basının da ötesinde bir görev taşıdığının bilincinde… İnsan soyunun sür­dürülmesinin, uygarlığımızın korunup geliştirilmesinin en önemli koşulu olan ‘’evrensel barış”ın da savunucusu Carl Sagan. 1975’te “İnsanlığın Refah ve Huzuruna Büyük Katkıda Bulunmuş Kişi” ve 1978’de Pulitzer Edebiyat ödüllerini alan Carl Sagan’ın tüm in­sanlığa mesajı şu: KOZMOS’UN KEŞFİ, KENDİ KENDİMİZİ KEŞİF YOLCULUĞUDUR… “Biz hem gökyüzünün, hem yeryüzünün çocuklarıyız. Bu gezegen üzerindeki varlığımız süresince tehlikeli bir evrimsel yük sırtlamış bulunuyoruz. Bu yük torbasının içinde saldırıya ve töreye yatkınlık, liderlere baş eğme ve yabancılara düşmanca davranış gibi kalıtsal eğilimler yer alı­yor. Fakat aynı zamanda başkalarına karşı şefkat, çocuklarımıza karşı sevgi, tarihten bir şeyler öğrenme ve giderek zekâ ve yeteneklerimize bir şeyler katma eğilimlerine de sahibiz; bunlar da hayatta kalmamıza ve re­fahımızı sürdürmeye yarayan etkenler… Yapımızdaki bu eğilimlerin han­gileri üstün gelecek bilmiyoruz… Bizi Kozmos’un enginliklerinde kaçınamayacağımız bir hedef beklemekte. Dünya-dışı akıllı varlıkların bulunduğuna ilişkin henüz açık belir­tiler yok. Bu, bizimkine benzer uygarlıklar acaba hiç durmamacasına kendi kendilerini yok mu ediyorlar, diye bir soru getiriyor aklımıza. Yer­küremize uzaydan baktığımızda, ulusal sınır diye bir şey göremiyoruz. Uzaydan gezegenimizin incecik mavi bir hilal, sonra da yıldızlar kenti arasında bir ışık noktası olarak göründüğünü izleyince; etnik, dinsel ya da ulusal şovenist davranışların sürdürülmesi akıl almaz bir duruma dönüşü­yor… Hayatın hiçbir zaman başlama olanağı bulunmadığı dünyalar var. Kozmik felaketlerin yakıp yıktığı dünyalar da var. Biz talihliyiz, hayatta­yız, güçlüyüz. Uygarlığımızın ve türümüzün refahı elimizde olan bir şey. Eğer yerküre adına bizler söz sahibi değilsek kim olabilir? Varlığımızı sürdürmede karar veren bizler olamazsak kim olabilir?…” Dr. Turhan Bozkurt SUNUŞ Çağlar boyunca girişilecek sabırlı ve dikkatli çalışmalar, bugün için sır perdesinin arkasında kalan birçok şeyi aydınlığa kavuştura­caktır. İnsan, evrenin sırlarını araştırmak için yaşamının tümünü bile harcasa, yine de böylesine engin bir sorun karşısında yeterli ola­maz. Bu nedenle bilgiler, ancak çağlar aşıldıkça insanoğlunun önü­ne serilecektir. Bir zaman gelecek, o günün insanları kendilerince bilinen şeylerin daha önceleri bilinmeyişine şaşacaklar… Birçok bu­luşun ortaya çıkışı, bizlerin anısı çoktan silinip gittiği dönemlere rastlayacaktır. Her çağın insanına, araştırılmak üzere sorular gizle­mesini beceremeyen bir evren, çekici olmaktan uzak, tekdüze bir yaşam ortamı oluştururdu. Seneca, Doğa Sorunları 7. Kitap MS 1. Yüzyıl Bugün bizler için apaçık olan gerçekler, eski zamanlarda evrenin akıl sır ermeyen olguları arasındaydı. Günlük yaşamdaki en basit bir olay bile evrenin sırlarıyla ilişkili olarak yorumlanıyordu. Bu konuya bir örnek olarak, Asurların MÖ 1000 yıllarında, diş ağrısına neden olduğu sanılan bir kurt için düzdükleri tılsımlı dizeleri gösterebiliriz. Bu dizeler evrenin başlangıcını araştırmakla başlayıp diş ağrısı için bir tedavi yöntemi salık vermekle son bulur. Evren, Anu tarafından Yeryüzü, evren tarafından Akarsular, yeryüzü tarafından Dereler, akarsular tarafından Bataklıklar, dereler tarafından Ve küçük kurt, bataklıklar tarafından Yaratıldıktan sonra, Küçük kurt ağlaya sızlaya Tanrı Samaş’ın huzuruna vardı Yaşlı gözlerle dedi ki: “Bana vereceğin besin ne ola?” “İncirle kayısı senin ola.” “Bunlar ne ki benim için? İncirle kayısı ha! Bırak da hiç olmazsa Dişle dişeti arasına sokulayım Azı dişlerinin içine yerleşeyim.” “Madem ki böyle dedin, ey küçük kurt, Kahretsin seni Toprak Ana O kudretli eliyle…” (Diş ağrısına karşı düzülmüş tılsımlı dizeler.) Tedavisi: Mayalanmış arpa suyuna karıştırılmış yağ, bu dizeler uç kez yinelenerek ağrıyan dişin üzerine sürülecek. Atalarımız, içinde yaşadıkları dünyanın sırlarını öğrenmeye can attıkları halde, bunun yöntemini keşfedememişlerdi. Anular, Sarmaş’lar gibi tanrıların egemen güçler oluşturdukları küçücük, garip ve aciz bir dünya varsayımıyla yaşıyorlardı. Böyle bir dünyada, insanoğlu önemli ol­masına önemli, ama başlıca rolü üstlenmekten uzak bir yaşam sürüyordu. Doğayla insan sıkı bir bağlantı içindeydi. Diş ağrısının mayalanmış arpa suyuyla tedavisi, en derin evrensel gizleri içeriyordu. Günümüzdeyse evreni anlamamızı sağlayan seçkin, güçlü ve adı “bi­lim” olan bir yöntem bulduk. Bilim bize, varlığı öylesine eskilere uzanan ve öylesine engin bir evrenin gizlerini önümüze serdi ki, bunun karşısında insanoğluna ilişkin sorunlar bile neredeyse önemini yitirdi. Böylece Koz­mos, günlük yaşamımızla ilgisi bulunmayan uzak, soyut bir kavram gibi göründü. Ne var ki, bilim giderek evrenin insanı coşkuya boğan bir gör­kemi bulunduğunu ve aklın bu giz perdesini aralamaya yetebileceğini or­taya koymakla kalmamış, insanoğlunun gerçekten evrenin bir parçası ol­duğunu, ondan kaynaklanarak yine onda son bulduğunu göstermiştir. En temelinden en önemsizine dek insana ilişkin tüm olguları, evrene ve onun kökenlerine bağlayabiliriz. Bu kitap işte böyle bir kozmik perspek­tifin keşfini amaçlamaktadır. 1976 yılının yazı ve sonbaharında, yaklaşık yüz kadar bilim adamı ar­kadaşımla birlikte, Mars gezegeninin keşfine gönderilen Viking uzay ara­cı projesinin hazırlanmasında görev aldım. İnsanlık tarihinde ilk kez baş­ka bir gezegenin yüzeyine iki uzay aracı indirmiştik. Kitabın beşinci bölü­münde ayrıntılı biçimde anlatılacağı üzere, aldığımız sonuçlar gerçekten göz kamaştırıcıydı ve bunun tarihsel anlamı tüm açıklığıyla ortadaydı. Buna karşın, dünya kamuoyu bu büyük olaydan hemen hemen habersiz bırakılıyordu. Basın bu konuya pek ilgi göstermedi, televizyonsa olayı adeta görmezlikten geldi. Mars gezegeninde hayat olup olmadığı sorusu­na kesin bir yanıtın alınamayacağı anlaşılınca, halkın ilgisi daha da azaldı. Yanıtların kesinkes olmayıp her iki yana da çekilebilmesine, hoşgörü gös­terilmiyordu. Mars gezegenindeki gök renginin, önceleri yanlış olarak bildirildiği gibi, mavi değil de pembemsi bir sarı renkte olduğu belirlenince, bu konuda haber toplayan muhabirlerin düş kırıklığıyla karşılaştık. Mars gezegeninin bu bakımdan da üzerinde yaşadığımız yerküremize benzemesini arzuluyorlardı. Bu gezegenin yerküremize az benzediği oranda kamuoyunun ilgisinin azalacağı kanısındaydılar. Oysa Mars yüze­yinin insanın heyecandan soluğunu kesecek kadar ilginç görünümleri var. Yaşamın, dünyamızın ve Kozmos’un oluşumunun sırrı, başka gezegenlerde insanüstü akıllı canlıların bulunması olasılığı gibi birbiriyle iliş­kili birçok bilimsel sorunun yanıtlarını aramak üzere kamuoyunun uzayın keşfine çıkılmasına genellikle ilgi duyduğu inancındayım. Bu ilginin çok güçlü iletişim aracı olan televizyon aracılığıyla harekete geçirilebileceğini düşündüğümden, Viking Verileri Analizi ve Planlama Müdürü B. Gentry Lee ile birlikte bir televizyon dizisi yapmayı kararlaştırdık. Astronomiyi konu edinen bu televizyon dizisinde insan öğesinin geniş bir yer alması, insanoğlunun aklına olduğu kadar yüreğine de hitap edilmesi gerekiyor­du. Çekimi üç yıl süren ve adı “Kozmos Projesi” olan bu dizinin hazırlan­ması için yazarlar, rejisörler ve prodüktörlerle işbirliği yaptık. Kozmos di­zisinin 140 milyon kişi tarafından televizyonda izleneceği hesaplandı. Bu hesaba göre, yeryüzündeki insan nüfusunun ancak yüzde 3’ü bu diziye il­gi gösterebilirdi. Ne var ki, bizler, dünyanın oluşumu ve yapısına ilişkin en derin bilimsel sorunların, çok büyük bir çoğunluğun ilgisini ve öğren­me açlığını kamçıladığı kanısındayız. Sıradan insanın sanıldığından çok daha bilgi peşinde koştuğuna inanıyoruz. Çağımızın, uygarlığın ve belki de insan türünün geleceği açısından bir yol kavşağında bulunmaktadır. Sapacağımız yol hangisi olursa olsun, alınyazımız kaçınılmaz bir biçimde bilime bağlıdır. Var olmak, hayatta kalabilmek için bilim vazgeçilemeye­cek kadar temel bir gereksinimdir. Üstelik bilim, insanoğluna zevk verir; evrimin yasaları öğrenmenin, anlamanın insanoğluna zevk vermesini sağ­layacak biçimde düzenlenmiştir. Çünkü hayatta kalabilmek daha çok öğrenebilenlerin, anlayanların harcı olacaktır. Kozmos televizyon dizisiyle Kozmos adını taşıyan bu kitabın, bilime ilişkin bazı düşüncelerin, yöntem­lerin ve bilim zevkinin iletilmesinde yararlı bir girişim olduğu inancında­yız. Kitapla televizyon dizisi el ele bir gelişim içinde oluştular. Aslında biri ötekinin temelini oluşturdu. Ama yine de kitaplarla televizyon dizile­rinin birbirinden ayrı yaklaşımları ve özellikleri vardır. Kitabın en önemli özelliklerinden biri, okura, anlaşılması dikkat isteyen konulara yeniden eğilme fırsatı vermesidir. Televizyonda böyle bir fırsat henüz yeni doğ­maktadır videoteypler sayesinde. Bir yazarın kitapta bir konuyu derinlemesine ve ayrıntılı olarak ele alması, televizyondaki elli sekiz dakika ve otuz saniye gibi bir zaman giyotini korkusu bulunmadığından, daha kolaydır. Televizyon dizisindeki bölümlerin kitabın bölümleriyle eş konular­da başlayıp bitirilmesine özen gösterilmiştir. Birinin verdiği zevki öteki­nin tamamlaması da mümkündür. Kitapta bazı konular tarih sırasına göre ele alınmamıştır. Örneğin, Johannes Kepler’in anlatıldığı üçüncü bölümden çok sonraki yedinci bölümde eski Yunan bilgilerinin düşünceleri ele alınıyor. Öyle sanıyorum ki, Yunan bilginlerinin fikirlerine, hangi konuları gözden kaçırmış olduk­larını saptadıktan sonra eğilmek daha uygun olur. Bilim, insanoğlunun yaşamındaki öteki çabalarından ayrı bir uğraş olarak ele alınamayacağından, sosyal, siyasal, dini ve felsefi birçok soruna bazen kuşbakışı bir göz atılarak, bazen de doğrudan içine girilerek yer ve­rildi. Bu nedenle, yeri geldiği ve gerektiğince, hem televizyon dizisinde, hem kitapta sosyal sorunlara da değindim. Bilimin temelinde düştüğü yanılgıyı düzeltme öğesi yatar. Yeni de­ney sonuçları ve yeni düşünceler, sürekli olarak eskiden giz olan şeyleri çözümlemektedir. Örneğin, dokuzuncu bölümde, adı “nötrin” olan görülmesi zor zerreciklerden pek azının Güneş’ten kaynaklandığı sanılıyor bu­…
Dünyanın Oluşumu-Kozmoz Belgeseli ve Ötesi Belgesel izle Türkçe Dublaj kozmos 4. boyut

Cosmos Belgeseli

Web Sitemizde kozmos hakkında en yeni en iyi belgeselleri bulabilirsiniz. en iyi Cosmos Belgeseli nerede acaba? diyorsanız, doğru yerdesiniz. Cosmos Belgeselini web sitemiz üzerinden ücretsiz izleyebilirsiniz. Cosmos Belgeseli, Türkçe telaffuzuyla Kozmos, hepimize uzayı, evreni çağrıştıran bir kelimedir. Anlamına baktığınızda ise derin bir mana dünyasından çıkıp geldiğini hissediyoruz. Latince kökenli kelime, ‘düzenli, uyumlu ve sistematik bir evren’ anlamı taşıyor. Yani bir tesadüfler zincirinden ziyade, kendi varoluşunu kontrol altında tutan ve varolmaya devam etmek için sistematiğini koruyan ve geliştiren bir yapıyı işaret ediyor. Bu yapı ise, vücudumuzdaki hücrelerden gökyüzündeki galaksilere değin her şeyi kapsayan, içinde yaşadığımız evrenin ta kendisidir, kozmos.

en yeni Cosmos Belgeseli dizisi sadece burada

Cosmos Belgeseli bölüm 1 carl sagan
Cosmos Belgeseli bölüm 2 carl sagan

Cosmos Belgeseli bölüm 3 carl sagan

Cosmos Belgeseli bölüm 4 carl sagan

Cosmos Belgeseli bölüm 5 carl sagan

Cosmos Belgeseli bölüm 6 carl sagan
Cosmos Belgeseli bölüm 7 carl sagan
Cosmos Belgeseli bölüm 8 carl sagan
Cosmos Belgeseli bölüm 9 carl sagan
Cosmos Belgeseli bölüm 10 carl sagan
Cosmos Belgeseli bölüm 11 carl sagan
Cosmos Belgeseli bölüm 12 carl sagan
Cosmos Belgeseli bölüm 13 carl sagan

Cosmos Belgeseli Hakkında


Kozmos Evrenin ve Yaşamın Sırları Kitabı (Kozmos dizisinin kitaplaştırılmış hali)
Dileyen arkadaşlar Cosmos Belgeselinin kitabını alıp okuyabilir… Carl Sagan ÖNCE TV DİZİSİNİ Yapmıştır, SONRA KİTAP Yazmıştır… Satın Alma Linki ;
https://www.kitapyurdu.com/kitap/kozmos-evrenin-ve-yasamin-sirlari/3295.html&filter_name=kozmos
Carl Sagan ALTIN KİTAPLAR
“Carl Sagan zamanımızın en parlak bilim adamlarından biridir… İçinde varlığımızı sürdürdüğümüz akıllara durgunluk veren Kozmos’un sonsuzluğunu dile getirirken bilimin geçmişine, şimdiki zamanına ve geleceğine ilişkin muhteşem bir eser yaratmış.”Associated Press “Alanında göz kamaştırıcı, önerilerinde kışkırtıcı. Bu kitabı okuyan herkesin, etkisi altında kalacağından hiç kuşkum yok.” The Miami Herald “Sagan edebi bir coşkuyla yazıyor. Harika bir eser. İnsan aklının tüm noktalarına değinen Kozmos gerçek olmayacak kadar gerçek.” The Cleveland Plain Dealer – İnsanoğlu uzay okyanusuna açılıyor – Canlıların ve evrenin yapısı – Doğa yasaları tüm evrende geçerlidir – Cennet ve cehennem – Başka gezegenlerde yaşam var mı? – Keşif yolculuklarının öyküsü – Samanyolu: Gecenin bel kemiği – Zaman ve mekan içinde yolculuk – Başka evrenlerin kapısı karadelikler – Sonsuzluğun kıyısı: Dördüncü boyut – Aklın evreni – Galaktik uygarlık – Yaşamak ya da yokolmak konusunda kim karara verecek? ÖNCE TV DİZİSİ, SONRA KİTAP… Çağımızda gelişmişliğin bir ölçütü de halkın bilgi ve kültür düzeyidir. İleri ülkelerde bu düzeyi yükseltmek amacıyla bütün basın yayın organla­rının el ele verdiğini görmekteyiz. Bilimsel konuları geniş yığınlara tanıt­ma, sevdirme ve onları aydınlatmada başta televizyon olmak üzere, kitle haberleşme araçları etkin bir rol oynamakta. Bilimsel dizilerin amacına ulaşması için izlenen tamamlayıcı bir yol da, dizi senaryolarının geliştirilerek kitap haline getirilmesidir. Çünkü TV dizisinin program süresiyle sınırlı akışı içinde aktarılan yoğun bilginin algılanması, derinlemesine kavranması güçlüğü söz konusudur. İşte diziy­le birlikte oluşturulan kitaplar, anlaşılması dikkat isteyen konulara yeni­den eğilme olanağı vermektedir. Bilimsel Sorunlar Dizimizin ilk kitabı olarak sunduğumuz, iktisadi düşüncenin başlangıcından günümüze dek temel öğretilerini konu alan Kuşku Çağı (The Age of Uncertainty) ile insanlığın evriminde önemli bir aşamayı oluşturan uzayın keşfini konu alan Kozmos (Cosmos Belgeseli) adlı yapıt­lar, dünyanın en ünlü TV kurumlarınca gerçekleştirilen iki önemli dizisi­nin kitaplarıdır. Olanaklarımız ölçüsünde ilginç görüntülerini vermeye çalıştığımız, gösterildiği her ülkede halkın beğeni ve ilgisini toplayan bu dizilerden Kozmos Türkiye televizyonunda gösterilmiş bulunmaktadır. Halkımızın bilim-kurgu ürünü film ve kitaplarla gidermeye çalıştığı, evrenin ve yaşamın sırlarına duyduğu derin merakı büyük ölçüde gidere­cek bilimsel bir yapıt Kosmos. Yazarı Carl Sagan, halk kitlelerinin ilgisine ve yararına sunulmayan bilimi, “mutlu bir azınlığın ayrıcalığı” olarak ta­nımlamakta, araştırma ve buluşların halka mal edilmesi yolunda özel bir çaba göstermektedir. “Olağanüstü Bilimsel Başarı ve Bilimi Halka Ulaştırma” Ödülü’nün sahibi olan Carl Sagan, Kozmos’un yapısıyla yeryüzündeki yaşam arasın­daki bağı vurgulamak için kendini şöyle tanıtıyor: “BEN CARL SAGAN ADINDA.. …su, kalsiyum ve organik moleküllerin toplamıyım. Siz de öylesiniz, yalnız adınız başka. Ama hepsi bu kadar mı?” Olabilir mi?… Carl Sagan, Gezegen Araştırmaları Laboratuvarı başyöneticisi ve Cornell Üniversitesi Uzay Bilimleri ve Astronomi Bölümü öğretim üyesi­dir. Mariner, Viking ve Voyager uzay araçları yolculukları ve araştırmala­rında başrolü oynamıştır. Uluslararası Astronomi Ödülü’nü kazanan bu ünlü bilim adamı, “Amerikan Astronomi Derneği Gezegenler Bilimi Bö­lümü”, “Bilimin İlerleyişi Derneği” ve “Amerikan Jeofizik Birliği” başka­nıdır. Dr. Sagan dört yüz bilimsel ve popüler makale yayınlamıştır. Yazarı olduğu bir düzineden fazla kitabı vardır. Evrende Akıllı Yaşam (Intelligenî Life in îhe Universe), Kozmik İlişki (The Cosmic Conrıection), Cennetin Canavarı (The Dragon of Eden), Dünyanın Fısıltıları (Murmurs of Ecırth) bunlardan bazıları. Carl Sagan için, yukarıda özetlenen bunca önemli ve onurlu görevi yüklendiğini söylemek yeterli mi?… Hepsi bu kadar mı? Olabilir mi?… Carl Sagan, insanın öğrenme merakını giderme, evreni keşfetme ça­basının da ötesinde bir görev taşıdığının bilincinde… İnsan soyunun sür­dürülmesinin, uygarlığımızın korunup geliştirilmesinin en önemli koşulu olan ‘’evrensel barış”ın da savunucusu Carl Sagan. 1975’te “İnsanlığın Refah ve Huzuruna Büyük Katkıda Bulunmuş Kişi” ve 1978’de Pulitzer Edebiyat ödüllerini alan Carl Sagan’ın tüm in­sanlığa mesajı şu: KOZMOS’UN KEŞFİ, KENDİ KENDİMİZİ KEŞİF YOLCULUĞUDUR… “Biz hem gökyüzünün, hem yeryüzünün çocuklarıyız. Bu gezegen üzerindeki varlığımız süresince tehlikeli bir evrimsel yük sırtlamış bulunuyoruz. Bu yük torbasının içinde saldırıya ve töreye yatkınlık, liderlere baş eğme ve yabancılara düşmanca davranış gibi kalıtsal eğilimler yer alı­yor. Fakat aynı zamanda başkalarına karşı şefkat, çocuklarımıza karşı sevgi, tarihten bir şeyler öğrenme ve giderek zekâ ve yeteneklerimize bir şeyler katma eğilimlerine de sahibiz; bunlar da hayatta kalmamıza ve re­fahımızı sürdürmeye yarayan etkenler… Yapımızdaki bu eğilimlerin han­gileri üstün gelecek bilmiyoruz… Bizi Kozmos’un enginliklerinde kaçınamayacağımız bir hedef beklemekte. Dünya-dışı akıllı varlıkların bulunduğuna ilişkin henüz açık belir­tiler yok. Bu, bizimkine benzer uygarlıklar acaba hiç durmamacasına kendi kendilerini yok mu ediyorlar, diye bir soru getiriyor aklımıza. Yer­küremize uzaydan baktığımızda, ulusal sınır diye bir şey göremiyoruz. Uzaydan gezegenimizin incecik mavi bir hilal, sonra da yıldızlar kenti arasında bir ışık noktası olarak göründüğünü izleyince; etnik, dinsel ya da ulusal şovenist davranışların sürdürülmesi akıl almaz bir duruma dönüşü­yor… Hayatın hiçbir zaman başlama olanağı bulunmadığı dünyalar var. Kozmik felaketlerin yakıp yıktığı dünyalar da var. Biz talihliyiz, hayatta­yız, güçlüyüz. Uygarlığımızın ve türümüzün refahı elimizde olan bir şey. Eğer yerküre adına bizler söz sahibi değilsek kim olabilir? Varlığımızı sürdürmede karar veren bizler olamazsak kim olabilir?…” Dr. Turhan Bozkurt SUNUŞ Çağlar boyunca girişilecek sabırlı ve dikkatli çalışmalar, bugün için sır perdesinin arkasında kalan birçok şeyi aydınlığa kavuştura­caktır. İnsan, evrenin sırlarını araştırmak için yaşamının tümünü bile harcasa, yine de böylesine engin bir sorun karşısında yeterli ola­maz. Bu nedenle bilgiler, ancak çağlar aşıldıkça insanoğlunun önü­ne serilecektir. Bir zaman gelecek, o günün insanları kendilerince bilinen şeylerin daha önceleri bilinmeyişine şaşacaklar… Birçok bu­luşun ortaya çıkışı, bizlerin anısı çoktan silinip gittiği dönemlere rastlayacaktır. Her çağın insanına, araştırılmak üzere sorular gizle­mesini beceremeyen bir evren, çekici olmaktan uzak, tekdüze bir yaşam ortamı oluştururdu. Seneca, Doğa Sorunları 7. Kitap MS 1. Yüzyıl Bugün bizler için apaçık olan gerçekler, eski zamanlarda evrenin akıl sır ermeyen olguları arasındaydı. Günlük yaşamdaki en basit bir olay bile evrenin sırlarıyla ilişkili olarak yorumlanıyordu. Bu konuya bir örnek olarak, Asurların MÖ 1000 yıllarında, diş ağrısına neden olduğu sanılan bir kurt için düzdükleri tılsımlı dizeleri gösterebiliriz. Bu dizeler evrenin başlangıcını araştırmakla başlayıp diş ağrısı için bir tedavi yöntemi salık vermekle son bulur. Evren, Anu tarafından Yeryüzü, evren tarafından Akarsular, yeryüzü tarafından Dereler, akarsular tarafından Bataklıklar, dereler tarafından Ve küçük kurt, bataklıklar tarafından Yaratıldıktan sonra, Küçük kurt ağlaya sızlaya Tanrı Samaş’ın huzuruna vardı Yaşlı gözlerle dedi ki: “Bana vereceğin besin ne ola?” “İncirle kayısı senin ola.” “Bunlar ne ki benim için? İncirle kayısı ha! Bırak da hiç olmazsa Dişle dişeti arasına sokulayım Azı dişlerinin içine yerleşeyim.” “Madem ki böyle dedin, ey küçük kurt, Kahretsin seni Toprak Ana O kudretli eliyle…” (Diş ağrısına karşı düzülmüş tılsımlı dizeler.) Tedavisi: Mayalanmış arpa suyuna karıştırılmış yağ, bu dizeler uç kez yinelenerek ağrıyan dişin üzerine sürülecek. Atalarımız, içinde yaşadıkları dünyanın sırlarını öğrenmeye can attıkları halde, bunun yöntemini keşfedememişlerdi. Anular, Sarmaş’lar gibi tanrıların egemen güçler oluşturdukları küçücük, garip ve aciz bir dünya varsayımıyla yaşıyorlardı. Böyle bir dünyada, insanoğlu önemli ol­masına önemli, ama başlıca rolü üstlenmekten uzak bir yaşam sürüyordu. Doğayla insan sıkı bir bağlantı içindeydi. Diş ağrısının mayalanmış arpa suyuyla tedavisi, en derin evrensel gizleri içeriyordu. Günümüzdeyse evreni anlamamızı sağlayan seçkin, güçlü ve adı “bi­lim” olan bir yöntem bulduk. Bilim bize, varlığı öylesine eskilere uzanan ve öylesine engin bir evrenin gizlerini önümüze serdi ki, bunun karşısında insanoğluna ilişkin sorunlar bile neredeyse önemini yitirdi. Böylece Koz­mos, günlük yaşamımızla ilgisi bulunmayan uzak, soyut bir kavram gibi göründü. Ne var ki, bilim giderek evrenin insanı coşkuya boğan bir gör­kemi bulunduğunu ve aklın bu giz perdesini aralamaya yetebileceğini or­taya koymakla kalmamış, insanoğlunun gerçekten evrenin bir parçası ol­duğunu, ondan kaynaklanarak yine onda son bulduğunu göstermiştir. En temelinden en önemsizine dek insana ilişkin tüm olguları, evrene ve onun kökenlerine bağlayabiliriz. Bu kitap işte böyle bir kozmik perspek­tifin keşfini amaçlamaktadır. 1976 yılının yazı ve sonbaharında, yaklaşık yüz kadar bilim adamı ar­kadaşımla birlikte, Mars gezegeninin keşfine gönderilen Viking uzay ara­cı projesinin hazırlanmasında görev aldım. İnsanlık tarihinde ilk kez baş­ka bir gezegenin yüzeyine iki uzay aracı indirmiştik. Kitabın beşinci bölü­münde ayrıntılı biçimde anlatılacağı üzere, aldığımız sonuçlar gerçekten göz kamaştırıcıydı ve bunun tarihsel anlamı tüm açıklığıyla ortadaydı. Buna karşın, dünya kamuoyu bu büyük olaydan hemen hemen habersiz bırakılıyordu. Basın bu konuya pek ilgi göstermedi, televizyonsa olayı adeta görmezlikten geldi. Mars gezegeninde hayat olup olmadığı sorusu­na kesin bir yanıtın alınamayacağı anlaşılınca, halkın ilgisi daha da azaldı. Yanıtların kesinkes olmayıp her iki yana da çekilebilmesine, hoşgörü gös­terilmiyordu. Mars gezegenindeki gök renginin, önceleri yanlış olarak bildirildiği gibi, mavi değil de pembemsi bir sarı renkte olduğu belirlenince, bu konuda haber toplayan muhabirlerin düş kırıklığıyla karşılaştık. Mars gezegeninin bu bakımdan da üzerinde yaşadığımız yerküremize benzemesini arzuluyorlardı. Bu gezegenin yerküremize az benzediği oranda kamuoyunun ilgisinin azalacağı kanısındaydılar. Oysa Mars yüze­yinin insanın heyecandan soluğunu kesecek kadar ilginç görünümleri var. Yaşamın, dünyamızın ve Kozmos’un oluşumunun sırrı, başka gezegenlerde insanüstü akıllı canlıların bulunması olasılığı gibi birbiriyle iliş­kili birçok bilimsel sorunun yanıtlarını aramak üzere kamuoyunun uzayın keşfine çıkılmasına genellikle ilgi duyduğu inancındayım. Bu ilginin çok güçlü iletişim aracı olan televizyon aracılığıyla harekete geçirilebileceğini düşündüğümden, Viking Verileri Analizi ve Planlama Müdürü B. Gentry Lee ile birlikte bir televizyon dizisi yapmayı kararlaştırdık. Astronomiyi konu edinen bu televizyon dizisinde insan öğesinin geniş bir yer alması, insanoğlunun aklına olduğu kadar yüreğine de hitap edilmesi gerekiyor­du. Çekimi üç yıl süren ve adı “Kozmos Projesi” olan bu dizinin hazırlan­ması için yazarlar, rejisörler ve prodüktörlerle işbirliği yaptık. Kozmos di­zisinin 140 milyon kişi tarafından televizyonda izleneceği hesaplandı. Bu hesaba göre, yeryüzündeki insan nüfusunun ancak yüzde 3’ü bu diziye il­gi gösterebilirdi. Ne var ki, bizler, dünyanın oluşumu ve yapısına ilişkin en derin bilimsel sorunların, çok büyük bir çoğunluğun ilgisini ve öğren­me açlığını kamçıladığı kanısındayız. Sıradan insanın sanıldığından çok daha bilgi peşinde koştuğuna inanıyoruz. Çağımızın, uygarlığın ve belki de insan türünün geleceği açısından bir yol kavşağında bulunmaktadır. Sapacağımız yol hangisi olursa olsun, alınyazımız kaçınılmaz bir biçimde bilime bağlıdır. Var olmak, hayatta kalabilmek için bilim vazgeçilemeye­cek kadar temel bir gereksinimdir. Üstelik bilim, insanoğluna zevk verir; evrimin yasaları öğrenmenin, anlamanın insanoğluna zevk vermesini sağ­layacak biçimde düzenlenmiştir. Çünkü hayatta kalabilmek daha çok öğrenebilenlerin, anlayanların harcı olacaktır. Kozmos televizyon dizisiyle Kozmos adını taşıyan bu kitabın, bilime ilişkin bazı düşüncelerin, yöntem­lerin ve bilim zevkinin iletilmesinde yararlı bir girişim olduğu inancında­yız. Kitapla televizyon dizisi el ele bir gelişim içinde oluştular. Aslında biri ötekinin temelini oluşturdu. Ama yine de kitaplarla televizyon dizile­rinin birbirinden ayrı yaklaşımları ve özellikleri vardır. Kitabın en önemli özelliklerinden biri, okura, anlaşılması dikkat isteyen konulara yeniden eğilme fırsatı vermesidir. Televizyonda böyle bir fırsat henüz yeni doğ­maktadır videoteypler sayesinde. Bir yazarın kitapta bir konuyu derinlemesine ve ayrıntılı olarak ele alması, televizyondaki elli sekiz dakika ve otuz saniye gibi bir zaman giyotini korkusu bulunmadığından, daha kolaydır. Televizyon dizisindeki bölümlerin kitabın bölümleriyle eş konular­da başlayıp bitirilmesine özen gösterilmiştir. Birinin verdiği zevki öteki­nin tamamlaması da mümkündür. Kitapta bazı konular tarih sırasına göre ele alınmamıştır. Örneğin, Johannes Kepler’in anlatıldığı üçüncü bölümden çok sonraki yedinci bölümde eski Yunan bilgilerinin düşünceleri ele alınıyor. Öyle sanıyorum ki, Yunan bilginlerinin fikirlerine, hangi konuları gözden kaçırmış olduk­larını saptadıktan sonra eğilmek daha uygun olur. Bilim, insanoğlunun yaşamındaki öteki çabalarından ayrı bir uğraş olarak ele alınamayacağından, sosyal, siyasal, dini ve felsefi birçok soruna bazen kuşbakışı bir göz atılarak, bazen de doğrudan içine girilerek yer ve­rildi. Bu nedenle, yeri geldiği ve gerektiğince, hem televizyon dizisinde, hem kitapta sosyal sorunlara da değindim. Bilimin temelinde düştüğü yanılgıyı düzeltme öğesi yatar. Yeni de­ney sonuçları ve yeni düşünceler, sürekli olarak eskiden giz olan şeyleri çözümlemektedir. Örneğin, dokuzuncu bölümde, adı “nötrin” olan görülmesi zor zerreciklerden pek azının Güneş’ten kaynaklandığı sanılıyor bu­…
Dünyanın Oluşumu-Cosmos Belgeseli ve Ötesi Belgesel izle Türkçe Dublaj kozmos 4. boyut

Kozmos Hakkında Bilgi

“Carl Sagan zamanımızın en parlak bilim adamlarından biridir… İçinde varlığımızı sürdürdüğümüz akıllara durgunluk veren Kozmos’un sonsuzluğunu dile getirirken bilimin geçmişine, şimdiki zamanına ve geleceğine ilişkin muhteşem bir eser yaratmış.”Associated Press “Alanında göz kamaştırıcı, önerilerinde kışkırtıcı. Bu kitabı okuyan herkesin, etkisi altında kalacağından hiç kuşkum yok.” The Miami Herald “Sagan edebi bir coşkuyla yazıyor. Harika bir eser. İnsan aklının tüm noktalarına değinen Kozmos gerçek olmayacak kadar gerçek.”The Cleveland Plain Dealer
– İnsanoğlu uzay okyanusuna açılıyor
– Canlıların ve evrenin yapısı
– Doğa yasaları tüm evrende geçerlidir
– Cennet ve cehennem
– Başka gezegenlerde yaşam var mı?
– Keşif yolculuklarının öyküsü
– Samanyolu: Gecenin bel kemiği
– Zaman ve mekan içinde yolculuk
– Başka evrenlerin kapısı karadelikler
– Sonsuzluğun kıyısı: Dördüncü boyut
– Aklın evreni
– Galaktik uygarlık
– Yaşamak ya da yokolmak konusunda kim karara verecek?

Andromeda ve Samanyolu Çarpışması
Andromeda galaksisi, Samanyolu’nun en yakın komşusu ve Dünyada’dan çıplak gözle görülebilecek en uzak nokta . Tahminen 4.5 milyar yıl içinde Andromeda ve Samanyolu galaksilerinin çarpışıp dev eliptik bir galaksi olacağı tahmin ediliyor.

Apollo astronotlarının ayak izleri muhtemelen en az 100 milyon yıl ayda kalacak
Ay’da atmosfer olmadığı için ayak izlerini yok edecek ya da aşındıracak su ya da rüzgar yoktur.Bu sayede Apollo astronotları Ay’da iz bırakabilirdiler.Bunun anlamı ,uzay gemisi izleri ,ayak izleri , attıkları materyaller çok uzun bir süre daha Ay’da kalacak. Bu izler sonsuza kadar orda kalmayacak.Ay durmaksızın mikro meteor bombardımanı altında , yani erozyon söz konusun , ama çok yavaş bir erezyon .

Dennis Tito
Uzaydaki ilk turisttir.2001 yılında bir Rus uzay aracıyla Uluslararası Uzay İstasyonu’na uçtu ve orada birkaç gün geçirdi.Hayalinin gerçekleşmesi için Amerikalı zengin tam 20 milyon dolar ödedi.

Uzayda Hidrojen Bombası
9 Temmuz 1962′ de ABD uzayda hidrojen bombası patlattı ,bu patlama Hiroşima’ya atılan bombadan 100 kat daha güçlüydü.

Evren için insanlık henüz yeni doğmuş bir bebek
Evrenin varolduğu anı 1 Ocak olarak düşünürsek ilk insanın doğuşu 31 Aralık Saat 23:59’un 46’ncı saniyesine denk gelmektedir. Yani evren için çok ama çok yeniyiz. Gülümseyin!

Işık hızı konusuna hiç girmiyoruz. O zaten hepimizin bildiği gibi, evrendeki neredeyse en hızlı şey! Gökyüzünde görmüş olduğunuz yıldızların ışıkları bize ulaşana kadar, ışığın muhteşem hızına rağmen, o yıldızlardan bazıları çoktan yok olmuş oluyor. Aslında gökyüzüne baktığınızda bir nevi geçmişi izliyorsunuz. Bu nedenle teleskopa zaman makinesi de denir! İşte bu biraz ürkütücü!

Kozmos Nedir?

Uzayda yer alan tüm madde ile enerji formlarının genel adı olan Kozmos, tüm pozitif bilimleri tarafından evren tabirinin eş anlamlısı olarak kullanılmaktadır. Kainat olarak da isimlendirilen Kozmos, evrenin enerjisine ve evrenin içinde yer alan tüm madde ve enerjiye verilen ingilizce bir isimdir. Yaşadığımız Kozmosta 400 milyarın üzerinde galaksi ve akıl sınırlarımızı zorlasa da yaklaşık olarak 10.10 üssü 88 adet yıldız olduğu varsayılmaktadır. Konuşurken insanların basit bir kelime gibi kullandığı Kozmos kavramı, aslında insan zekasının ve algısının sınırlarını zorlayacak kadar muazzam büyüklükte sonsuz bir ortamdır.

Kozmos hakkında bir sosyal paylaşım sitesi

Kozmos hakkında insanların bilgi paylaşımı yapabileceği www.724web.com insanların Kozmos hakkında detaylı bilgi edinerek kişisel gelişimlerini ve eğitimlerini tamamlayabilmesi ve insanlığın yararına hizmet verebilmek www.724web.com adlı web sitemizin amacıdır.

Sosyal Paylaşım

Kozmos hakkında tüm dünyada yaygın bir şekilde sosyal paylaşım yapabilmek için www.724web.com adlı web sitesini kurduk. www.724web.com adresinden web sitemize ücretsiz üye olarak ücretsiz sosyal paylaşım yapabilirsiniz.

www.724web.com

Web sitemizde haberler, müzikler, videolar, film ve diziler resimler, yazılar paylaşabilir, ücretsiz sohbet ederek mesajlar gönderebilirsiniz. www.724web.com web sitemiz üzerinde Kozmos hakkında bilgi paylaşımı yapabilir, kişisel gelişim ve eğitimlerinizi tamamlayabilirsiniz. Kozmos R web sitemizde yer alan forumlar da çeşitli konular hakkında tartışabilir, kendinize ait sayfa oluşturup site içerisinde sayfanızı tanıtabilirsiniz.

Eğlenceye Var mısın?

İşte size eğlenerek hoşça vakit geçirebileceğiniz kaliteli nezih bir ortam. Türk Yapımı Sosyal Paylaşım Sitemizde ücretsiz eğlenerek hoşça vakit geçirirken bir yandan da kişisel gelişimlerinizi ve eğitimlerinizi tamamlayabilirsiniz.

Avatarını belirle ve maceraya hazır ol. Avatarını belirleyerek kozmozda uzay serüvenine başla.

Paylaşın Destek Olun!

Web sitemiz yeni kurulduğu için bu siteye destek olmak için tüm sosyal medya hesaplarınızdan web sitemizin adresini paylaşarak, paylaşımda bulunduğunuz insanlardan web sitemize üye olmalarını isteyebilirsiniz.

Bizim facebook gibi devasa boyutlarda reklam bütçelerimiz yok. Ama daha kaliteli nezih bir ortam arıyorsanız doğru adresteniz. Arkadaşlarınıza yapacağınız üyelik tavsiyeleri bizim için çok değerlidir.

Web sitemiz reklam yapmadan kaliteli hizmet anlayışı ile siz değerli üyelerinin tavsiyeleri ile büyümeyi hedeflemektedir.

Türk yapımı ücretsiz sosyal paylaşım sitesi www.724web.com
Lütfen Tüm Öneri ve Görüşlerinizi info@724web.com email adresimize mesaj yazarak bize iletin.

cosmos

Cosmos evrenin tamamını kapsayan eşsiz bir yapıdır. Kozmozu anlamak, kozmos hakkında bilgi almak için web sitemize üye olabilirsiniz. Çeşitli etkinliklerin ve aktivitelerin yer aldığı web sitemize üye olarak uzay bilimleri hakkında en iyi en kaliteli bilgiye sahip olabileceğiniz gibi ingilizce eğitimi konusunda ücretsiz ingilizce eğitimi alabilirsiniz. Uzay bilimleri konusu insanın ufkunu açan büyük düşünmesini sağlayan çok zevkli bir konudur. Teknolojik gelişmeler hakkında bilgi almak yada uzaylılar konusunda yaşanan en son gelişmeleri öğrenmek için web sitemizi takip edin.

Cosmos hakkında bilgi paylaşımı web sitesi

Kozmos Belgeseli

Web Sitemizde kozmos hakkında en yeni en iyi belgeselleri bulabilirsiniz.
en iyi kozmos belgeseli nerede acaba? diyorsanız, doğru yerdesiniz. kozmos belgeselini web sitemiz üzerinden ücretsiz izleyebilirsiniz.
Cosmos, Türkçe telaffuzuyla Kozmos, hepimize uzayı, evreni çağrıştıran bir kelimedir. Anlamına baktığınızda ise derin bir mana dünyasından çıkıp geldiğini hissediyoruz. Latince kökenli kelime, ‘düzenli, uyumlu ve sistematik bir evren’ anlamı taşıyor. Yani bir tesadüfler zincirinden ziyade, kendi varoluşunu kontrol altında tutan ve varolmaya devam etmek için sistematiğini koruyan ve geliştiren bir yapıyı işaret ediyor. Bu yapı ise, vücudumuzdaki hücrelerden gökyüzündeki galaksilere değin her şeyi kapsayan, içinde yaşadığımız evrenin ta kendisidir, kozmos.

En Yeni Kozmos Belgeseli Dizisi Sadece Burada

Kozmos Belgeseli bölüm 1 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 2 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 3 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 4 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 5 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 6 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 7 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 8 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 9 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 10 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 11 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 12 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 13 carl sagan

Kozmos Belgeseli Hakkında

Kozmos Evrenin ve Yaşamın Sırları Kitabı (Kozmos dizisinin kitaplaştırılmış hali)
Dileyen arkadaşlar kozmos belgeselinin kitabını alıp okuyabilir…
Carl Sagan ÖNCE TV DİZİSİNİ Yapmıştır, SONRA KİTAP Yazmıştır…
Satın Alma Linki ;

https://www.kitapyurdu.com/kitap/kozmos-evrenin-ve-yasamin-sirlari/3295.html&filter_name=kozmos

Carl Sagan
ALTIN KİTAPLAR

“Carl Sagan zamanımızın en parlak bilim adamlarından biridir… İçinde varlığımızı sürdürdüğümüz akıllara durgunluk veren Kozmos’un sonsuzluğunu dile getirirken bilimin geçmişine, şimdiki zamanına ve geleceğine ilişkin muhteşem bir eser yaratmış.”Associated Press

“Alanında göz kamaştırıcı, önerilerinde kışkırtıcı. Bu kitabı okuyan herkesin, etkisi altında kalacağından hiç kuşkum yok.” The Miami Herald

“Sagan edebi bir coşkuyla yazıyor. Harika bir eser. İnsan aklının tüm noktalarına değinen Kozmos gerçek olmayacak kadar gerçek.”
The Cleveland Plain Dealer

– İnsanoğlu uzay okyanusuna açılıyor
– Canlıların ve evrenin yapısı
– Doğa yasaları tüm evrende geçerlidir
– Cennet ve cehennem
– Başka gezegenlerde yaşam var mı?
– Keşif yolculuklarının öyküsü
– Samanyolu: Gecenin bel kemiği
– Zaman ve mekan içinde yolculuk
– Başka evrenlerin kapısı karadelikler
– Sonsuzluğun kıyısı: Dördüncü boyut
– Aklın evreni
– Galaktik uygarlık
– Yaşamak ya da yokolmak konusunda kim karara verecek?

ÖNCE TV DİZİSİ, SONRA KİTAP…

Çağımızda gelişmişliğin bir ölçütü de halkın bilgi ve kültür düzeyidir. İleri ülkelerde bu düzeyi yükseltmek amacıyla bütün basın yayın organla­rının el ele verdiğini görmekteyiz. Bilimsel konuları geniş yığınlara tanıt­ma, sevdirme ve onları aydınlatmada başta televizyon olmak üzere, kitle haberleşme araçları etkin bir rol oynamakta.

Bilimsel dizilerin amacına ulaşması için izlenen tamamlayıcı bir yol da, dizi senaryolarının geliştirilerek kitap haline getirilmesidir. Çünkü TV dizisinin program süresiyle sınırlı akışı içinde aktarılan yoğun bilginin algılanması, derinlemesine kavranması güçlüğü söz konusudur. İşte diziy­le birlikte oluşturulan kitaplar, anlaşılması dikkat isteyen konulara yeni­den eğilme olanağı vermektedir.

Bilimsel Sorunlar Dizimizin ilk kitabı olarak sunduğumuz, iktisadi düşüncenin başlangıcından günümüze dek temel öğretilerini konu alan Kuşku Çağı (The Age of Uncertainty) ile insanlığın evriminde önemli bir aşamayı oluşturan uzayın keşfini konu alan Kozmos (Kozmos Belgeseli) adlı yapıt­lar, dünyanın en ünlü TV kurumlarınca gerçekleştirilen iki önemli dizisi­nin kitaplarıdır. Olanaklarımız ölçüsünde ilginç görüntülerini vermeye çalıştığımız, gösterildiği her ülkede halkın beğeni ve ilgisini toplayan bu dizilerden Kozmos Türkiye televizyonunda gösterilmiş bulunmaktadır.

Halkımızın bilim-kurgu ürünü film ve kitaplarla gidermeye çalıştığı, evrenin ve yaşamın sırlarına duyduğu derin merakı büyük ölçüde gidere­cek bilimsel bir yapıt Kosmos. Yazarı Carl Sagan, halk kitlelerinin ilgisine ve yararına sunulmayan bilimi, “mutlu bir azınlığın ayrıcalığı” olarak ta­nımlamakta, araştırma ve buluşların halka mal edilmesi yolunda özel bir çaba göstermektedir.

“Olağanüstü Bilimsel Başarı ve Bilimi Halka Ulaştırma” Ödülü’nün sahibi olan Carl Sagan, Kozmos’un yapısıyla yeryüzündeki yaşam arasın­daki bağı vurgulamak için kendini şöyle tanıtıyor:

“BEN CARL SAGAN ADINDA..

…su, kalsiyum ve organik moleküllerin toplamıyım. Siz de öylesiniz, yalnız adınız başka. Ama hepsi bu kadar mı?”

Olabilir mi?…

Carl Sagan, Gezegen Araştırmaları Laboratuvarı başyöneticisi ve Cornell Üniversitesi Uzay Bilimleri ve Astronomi Bölümü öğretim üyesi­dir. Mariner, Viking ve Voyager uzay araçları yolculukları ve araştırmala­rında başrolü oynamıştır. Uluslararası Astronomi Ödülü’nü kazanan bu ünlü bilim adamı, “Amerikan Astronomi Derneği Gezegenler Bilimi Bö­lümü”, “Bilimin İlerleyişi Derneği” ve “Amerikan Jeofizik Birliği” başka­nıdır.

Dr. Sagan dört yüz bilimsel ve popüler makale yayınlamıştır. Yazarı olduğu bir düzineden fazla kitabı vardır. Evrende Akıllı Yaşam (Intelligenî Life in îhe Universe), Kozmik İlişki (The Cosmic Conrıection), Cennetin Canavarı (The Dragon of Eden), Dünyanın Fısıltıları (Murmurs of Ecırth) bunlardan bazıları.

Carl Sagan için, yukarıda özetlenen bunca önemli ve onurlu görevi yüklendiğini söylemek yeterli mi?… Hepsi bu kadar mı? Olabilir mi?…

Carl Sagan, insanın öğrenme merakını giderme, evreni keşfetme ça­basının da ötesinde bir görev taşıdığının bilincinde… İnsan soyunun sür­dürülmesinin, uygarlığımızın korunup geliştirilmesinin en önemli koşulu olan ‘’evrensel barış”ın da savunucusu Carl Sagan.

1975’te “İnsanlığın Refah ve Huzuruna Büyük Katkıda Bulunmuş Kişi” ve 1978’de Pulitzer Edebiyat ödüllerini alan Carl Sagan’ın tüm in­sanlığa mesajı şu:

KOZMOS’UN KEŞFİ, KENDİ KENDİMİZİ KEŞİF YOLCULUĞUDUR…

“Biz hem gökyüzünün, hem yeryüzünün çocuklarıyız. Bu gezegen üzerindeki varlığımız süresince tehlikeli bir evrimsel yük sırtlamış bulunuyoruz. Bu yük torbasının içinde saldırıya ve töreye yatkınlık, liderlere baş eğme ve yabancılara düşmanca davranış gibi kalıtsal eğilimler yer alı­yor. Fakat aynı zamanda başkalarına karşı şefkat, çocuklarımıza karşı sevgi, tarihten bir şeyler öğrenme ve giderek zekâ ve yeteneklerimize bir şeyler katma eğilimlerine de sahibiz; bunlar da hayatta kalmamıza ve re­fahımızı sürdürmeye yarayan etkenler… Yapımızdaki bu eğilimlerin han­gileri üstün gelecek bilmiyoruz…

Bizi Kozmos’un enginliklerinde kaçınamayacağımız bir hedef beklemekte. Dünya-dışı akıllı varlıkların bulunduğuna ilişkin henüz açık belir­tiler yok. Bu, bizimkine benzer uygarlıklar acaba hiç durmamacasına kendi kendilerini yok mu ediyorlar, diye bir soru getiriyor aklımıza. Yer­küremize uzaydan baktığımızda, ulusal sınır diye bir şey göremiyoruz. Uzaydan gezegenimizin incecik mavi bir hilal, sonra da yıldızlar kenti arasında bir ışık noktası olarak göründüğünü izleyince; etnik, dinsel ya da ulusal şovenist davranışların sürdürülmesi akıl almaz bir duruma dönüşü­yor…

Hayatın hiçbir zaman başlama olanağı bulunmadığı dünyalar var. Kozmik felaketlerin yakıp yıktığı dünyalar da var. Biz talihliyiz, hayatta­yız, güçlüyüz. Uygarlığımızın ve türümüzün refahı elimizde olan bir şey. Eğer yerküre adına bizler söz sahibi değilsek kim olabilir? Varlığımızı sürdürmede karar veren bizler olamazsak kim olabilir?…”

Dr. Turhan Bozkurt

SUNUŞ

Çağlar boyunca girişilecek sabırlı ve dikkatli çalışmalar, bugün için sır perdesinin arkasında kalan birçok şeyi aydınlığa kavuştura­caktır. İnsan, evrenin sırlarını araştırmak için yaşamının tümünü bile harcasa, yine de böylesine engin bir sorun karşısında yeterli ola­maz. Bu nedenle bilgiler, ancak çağlar aşıldıkça insanoğlunun önü­ne serilecektir. Bir zaman gelecek, o günün insanları kendilerince bilinen şeylerin daha önceleri bilinmeyişine şaşacaklar… Birçok bu­luşun ortaya çıkışı, bizlerin anısı çoktan silinip gittiği dönemlere rastlayacaktır. Her çağın insanına, araştırılmak üzere sorular gizle­mesini beceremeyen bir evren, çekici olmaktan uzak, tekdüze bir yaşam ortamı oluştururdu.

Seneca, Doğa Sorunları 7. Kitap MS 1. Yüzyıl

Bugün bizler için apaçık olan gerçekler, eski zamanlarda evrenin akıl sır ermeyen olguları arasındaydı. Günlük yaşamdaki en basit bir olay bile evrenin sırlarıyla ilişkili olarak yorumlanıyordu. Bu konuya bir örnek olarak, Asurların MÖ 1000 yıllarında, diş ağrısına neden olduğu sanılan bir kurt için düzdükleri tılsımlı dizeleri gösterebiliriz. Bu dizeler evrenin başlangıcını araştırmakla başlayıp diş ağrısı için bir tedavi yöntemi salık vermekle son bulur.
Evren, Anu tarafından Yeryüzü, evren tarafından Akarsular, yeryüzü tarafından Dereler, akarsular tarafından Bataklıklar, dereler tarafından Ve küçük kurt, bataklıklar tarafından Yaratıldıktan sonra, Küçük kurt ağlaya sızlaya Tanrı Samaş’ın huzuruna vardı Yaşlı gözlerle dedi ki:

“Bana vereceğin besin ne ola?”
“İncirle kayısı senin ola.”
“Bunlar ne ki benim için?

İncirle kayısı ha!

Bırak da hiç olmazsa

Dişle dişeti arasına sokulayım

Azı dişlerinin içine yerleşeyim.”

“Madem ki böyle dedin, ey küçük kurt,

Kahretsin seni Toprak Ana O kudretli eliyle…”
(Diş ağrısına karşı düzülmüş tılsımlı dizeler.)

Tedavisi: Mayalanmış arpa suyuna karıştırılmış yağ, bu dizeler uç kez yinelenerek ağrıyan dişin üzerine sürülecek.

Atalarımız, içinde yaşadıkları dünyanın sırlarını öğrenmeye can attıkları halde, bunun yöntemini keşfedememişlerdi. Anular, Sarmaş’lar gibi tanrıların egemen güçler oluşturdukları küçücük, garip ve aciz bir dünya varsayımıyla yaşıyorlardı. Böyle bir dünyada, insanoğlu önemli ol­masına önemli, ama başlıca rolü üstlenmekten uzak bir yaşam sürüyordu. Doğayla insan sıkı bir bağlantı içindeydi. Diş ağrısının mayalanmış arpa suyuyla tedavisi, en derin evrensel gizleri içeriyordu.

Günümüzdeyse evreni anlamamızı sağlayan seçkin, güçlü ve adı “bi­lim” olan bir yöntem bulduk. Bilim bize, varlığı öylesine eskilere uzanan ve öylesine engin bir evrenin gizlerini önümüze serdi ki, bunun karşısında insanoğluna ilişkin sorunlar bile neredeyse önemini yitirdi. Böylece Koz­mos, günlük yaşamımızla ilgisi bulunmayan uzak, soyut bir kavram gibi göründü. Ne var ki, bilim giderek evrenin insanı coşkuya boğan bir gör­kemi bulunduğunu ve aklın bu giz perdesini aralamaya yetebileceğini or­taya koymakla kalmamış, insanoğlunun gerçekten evrenin bir parçası ol­duğunu, ondan kaynaklanarak yine onda son bulduğunu göstermiştir. En temelinden en önemsizine dek insana ilişkin tüm olguları, evrene ve onun kökenlerine bağlayabiliriz. Bu kitap işte böyle bir kozmik perspek­tifin keşfini amaçlamaktadır.

1976 yılının yazı ve sonbaharında, yaklaşık yüz kadar bilim adamı ar­kadaşımla birlikte, Mars gezegeninin keşfine gönderilen Viking uzay ara­cı projesinin hazırlanmasında görev aldım. İnsanlık tarihinde ilk kez baş­ka bir gezegenin yüzeyine iki uzay aracı indirmiştik. Kitabın beşinci bölü­münde ayrıntılı biçimde anlatılacağı üzere, aldığımız sonuçlar gerçekten göz kamaştırıcıydı ve bunun tarihsel anlamı tüm açıklığıyla ortadaydı. Buna karşın, dünya kamuoyu bu büyük olaydan hemen hemen habersiz bırakılıyordu. Basın bu konuya pek ilgi göstermedi, televizyonsa olayı adeta görmezlikten geldi. Mars gezegeninde hayat olup olmadığı sorusu­na kesin bir yanıtın alınamayacağı anlaşılınca, halkın ilgisi daha da azaldı. Yanıtların kesinkes olmayıp her iki yana da çekilebilmesine, hoşgörü gös­terilmiyordu. Mars gezegenindeki gök renginin, önceleri yanlış olarak bildirildiği gibi, mavi değil de pembemsi bir sarı renkte olduğu belirlenince, bu konuda haber toplayan muhabirlerin düş kırıklığıyla karşılaştık. Mars gezegeninin bu bakımdan da üzerinde yaşadığımız yerküremize benzemesini arzuluyorlardı. Bu gezegenin yerküremize az benzediği oranda kamuoyunun ilgisinin azalacağı kanısındaydılar. Oysa Mars yüze­yinin insanın heyecandan soluğunu kesecek kadar ilginç görünümleri var.

Yaşamın, dünyamızın ve Kozmos’un oluşumunun sırrı, başka gezegenlerde insanüstü akıllı canlıların bulunması olasılığı gibi birbiriyle iliş­kili birçok bilimsel sorunun yanıtlarını aramak üzere kamuoyunun uzayın keşfine çıkılmasına genellikle ilgi duyduğu inancındayım. Bu ilginin çok güçlü iletişim aracı olan televizyon aracılığıyla harekete geçirilebileceğini düşündüğümden, Viking Verileri Analizi ve Planlama Müdürü B. Gentry Lee ile birlikte bir televizyon dizisi yapmayı kararlaştırdık. Astronomiyi konu edinen bu televizyon dizisinde insan öğesinin geniş bir yer alması, insanoğlunun aklına olduğu kadar yüreğine de hitap edilmesi gerekiyor­du. Çekimi üç yıl süren ve adı “Kozmos Projesi” olan bu dizinin hazırlan­ması için yazarlar, rejisörler ve prodüktörlerle işbirliği yaptık. Kozmos di­zisinin 140 milyon kişi tarafından televizyonda izleneceği hesaplandı. Bu hesaba göre, yeryüzündeki insan nüfusunun ancak yüzde 3’ü bu diziye il­gi gösterebilirdi. Ne var ki, bizler, dünyanın oluşumu ve yapısına ilişkin en derin bilimsel sorunların, çok büyük bir çoğunluğun ilgisini ve öğren­me açlığını kamçıladığı kanısındayız. Sıradan insanın sanıldığından çok daha bilgi peşinde koştuğuna inanıyoruz. Çağımızın, uygarlığın ve belki de insan türünün geleceği açısından bir yol kavşağında bulunmaktadır. Sapacağımız yol hangisi olursa olsun, alınyazımız kaçınılmaz bir biçimde bilime bağlıdır. Var olmak, hayatta kalabilmek için bilim vazgeçilemeye­cek kadar temel bir gereksinimdir. Üstelik bilim, insanoğluna zevk verir; evrimin yasaları öğrenmenin, anlamanın insanoğluna zevk vermesini sağ­layacak biçimde düzenlenmiştir. Çünkü hayatta kalabilmek daha çok öğrenebilenlerin, anlayanların harcı olacaktır. Kozmos televizyon dizisiyle Kozmos adını taşıyan bu kitabın, bilime ilişkin bazı düşüncelerin, yöntem­lerin ve bilim zevkinin iletilmesinde yararlı bir girişim olduğu inancında­yız.

Kitapla televizyon dizisi el ele bir gelişim içinde oluştular. Aslında biri ötekinin temelini oluşturdu. Ama yine de kitaplarla televizyon dizile­rinin birbirinden ayrı yaklaşımları ve özellikleri vardır. Kitabın en önemli özelliklerinden biri, okura, anlaşılması dikkat isteyen konulara yeniden eğilme fırsatı vermesidir. Televizyonda böyle bir fırsat henüz yeni doğ­maktadır videoteypler sayesinde. Bir yazarın kitapta bir konuyu derinlemesine ve ayrıntılı olarak ele alması, televizyondaki elli sekiz dakika ve otuz saniye gibi bir zaman giyotini korkusu bulunmadığından, daha kolaydır. Televizyon dizisindeki bölümlerin kitabın bölümleriyle eş konular­da başlayıp bitirilmesine özen gösterilmiştir. Birinin verdiği zevki öteki­nin tamamlaması da mümkündür.

Kitapta bazı konular tarih sırasına göre ele alınmamıştır. Örneğin, Johannes Kepler’in anlatıldığı üçüncü bölümden çok sonraki yedinci bölümde eski Yunan bilgilerinin düşünceleri ele alınıyor. Öyle sanıyorum ki, Yunan bilginlerinin fikirlerine, hangi konuları gözden kaçırmış olduk­larını saptadıktan sonra eğilmek daha uygun olur.

Bilim, insanoğlunun yaşamındaki öteki çabalarından ayrı bir uğraş olarak ele alınamayacağından, sosyal, siyasal, dini ve felsefi birçok soruna bazen kuşbakışı bir göz atılarak, bazen de doğrudan içine girilerek yer ve­rildi. Bu nedenle, yeri geldiği ve gerektiğince, hem televizyon dizisinde, hem kitapta sosyal sorunlara da değindim.

Bilimin temelinde düştüğü yanılgıyı düzeltme öğesi yatar. Yeni de­ney sonuçları ve yeni düşünceler, sürekli olarak eskiden giz olan şeyleri çözümlemektedir. Örneğin, dokuzuncu bölümde, adı “nötrin” olan görülmesi zor zerreciklerden pek azının Güneş’ten kaynaklandığı sanılıyor bu­…

Dünyanın Oluşumu-Kozmos Belgeseli ve Ötesi Belgesel izle Türkçe Dublaj

kozmos 4. boyut

cosmos bir uzay serüveni

Web Sitemizde cosmos bir uzay serüveni hakkında en yeni en iyi belgeselleri bulabilirsiniz.
en iyi cosmos bir uzay serüveni nerede acaba? diyorsanız, doğru yerdesiniz. cosmos bir uzay serüveni dizisini web sitemiz üzerinden tüm bölümlerini ücretsiz izleyebilirsiniz.
Cosmos, Türkçe telaffuzuyla Kozmos, hepimize uzayı, evreni çağrıştıran bir kelimedir. Anlamına baktığınızda ise derin bir mana dünyasından çıkıp geldiğini hissediyoruz. Latince kökenli kelime, ‘düzenli, uyumlu ve sistematik bir evren’ anlamı taşıyor. Yani bir tesadüfler zincirinden ziyade, kendi varoluşunu kontrol altında tutan ve varolmaya devam etmek için sistematiğini koruyan ve geliştiren bir yapıyı işaret ediyor. Bu yapı ise, vücudumuzdaki hücrelerden gökyüzündeki galaksilere değin her şeyi kapsayan, içinde yaşadığımız evrenin ta kendisidir, kozmos.

en yeni cosmos bir uzay serüveni sadece burada

Cosmos Belgeseli ;

https://www.youtube.com/playlist?list=PL07TjDTbKFo0aHvABIyttfKx-wAE8PV2g

Cosmos bir uzay serüveni ;

https://www.youtube.com/playlist?list=PLe1xG6s3xy9PQcJmofv0fLvLG9yH4hXYh

UZAY BELGESELİ ;

https://www.youtube.com/playlist?list=PLqhuQtlRHSrIFgZGqotxftN3UXYV7GQVp

Biz Sizi Arayalim
+
Beni Ara!
Araç çubuğuna atla