Cosmos Belgeseli

Web Sitemizde kozmos hakkında en yeni en iyi belgeselleri bulabilirsiniz. en iyi Cosmos Belgeseli nerede acaba? diyorsanız, doğru yerdesiniz. Cosmos Belgeselini web sitemiz üzerinden ücretsiz izleyebilirsiniz. Cosmos Belgeseli, Türkçe telaffuzuyla Kozmos, hepimize uzayı, evreni çağrıştıran bir kelimedir. Anlamına baktığınızda ise derin bir mana dünyasından çıkıp geldiğini hissediyoruz. Latince kökenli kelime, ‘düzenli, uyumlu ve sistematik bir evren’ anlamı taşıyor. Yani bir tesadüfler zincirinden ziyade, kendi varoluşunu kontrol altında tutan ve varolmaya devam etmek için sistematiğini koruyan ve geliştiren bir yapıyı işaret ediyor. Bu yapı ise, vücudumuzdaki hücrelerden gökyüzündeki galaksilere değin her şeyi kapsayan, içinde yaşadığımız evrenin ta kendisidir, kozmos.

en yeni Cosmos Belgeseli dizisi sadece burada

Cosmos Belgeseli bölüm 1 carl sagan
Cosmos Belgeseli bölüm 2 carl sagan

Cosmos Belgeseli bölüm 3 carl sagan

Cosmos Belgeseli bölüm 4 carl sagan

Cosmos Belgeseli bölüm 5 carl sagan

Cosmos Belgeseli bölüm 6 carl sagan
Cosmos Belgeseli bölüm 7 carl sagan
Cosmos Belgeseli bölüm 8 carl sagan
Cosmos Belgeseli bölüm 9 carl sagan
Cosmos Belgeseli bölüm 10 carl sagan
Cosmos Belgeseli bölüm 11 carl sagan
Cosmos Belgeseli bölüm 12 carl sagan
Cosmos Belgeseli bölüm 13 carl sagan

Cosmos Belgeseli Hakkında


Kozmos Evrenin ve Yaşamın Sırları Kitabı (Kozmos dizisinin kitaplaştırılmış hali)
Dileyen arkadaşlar Cosmos Belgeselinin kitabını alıp okuyabilir… Carl Sagan ÖNCE TV DİZİSİNİ Yapmıştır, SONRA KİTAP Yazmıştır… Satın Alma Linki ;
https://www.kitapyurdu.com/kitap/kozmos-evrenin-ve-yasamin-sirlari/3295.html&filter_name=kozmos
Carl Sagan ALTIN KİTAPLAR
“Carl Sagan zamanımızın en parlak bilim adamlarından biridir… İçinde varlığımızı sürdürdüğümüz akıllara durgunluk veren Kozmos’un sonsuzluğunu dile getirirken bilimin geçmişine, şimdiki zamanına ve geleceğine ilişkin muhteşem bir eser yaratmış.”Associated Press “Alanında göz kamaştırıcı, önerilerinde kışkırtıcı. Bu kitabı okuyan herkesin, etkisi altında kalacağından hiç kuşkum yok.” The Miami Herald “Sagan edebi bir coşkuyla yazıyor. Harika bir eser. İnsan aklının tüm noktalarına değinen Kozmos gerçek olmayacak kadar gerçek.” The Cleveland Plain Dealer – İnsanoğlu uzay okyanusuna açılıyor – Canlıların ve evrenin yapısı – Doğa yasaları tüm evrende geçerlidir – Cennet ve cehennem – Başka gezegenlerde yaşam var mı? – Keşif yolculuklarının öyküsü – Samanyolu: Gecenin bel kemiği – Zaman ve mekan içinde yolculuk – Başka evrenlerin kapısı karadelikler – Sonsuzluğun kıyısı: Dördüncü boyut – Aklın evreni – Galaktik uygarlık – Yaşamak ya da yokolmak konusunda kim karara verecek? ÖNCE TV DİZİSİ, SONRA KİTAP… Çağımızda gelişmişliğin bir ölçütü de halkın bilgi ve kültür düzeyidir. İleri ülkelerde bu düzeyi yükseltmek amacıyla bütün basın yayın organla­rının el ele verdiğini görmekteyiz. Bilimsel konuları geniş yığınlara tanıt­ma, sevdirme ve onları aydınlatmada başta televizyon olmak üzere, kitle haberleşme araçları etkin bir rol oynamakta. Bilimsel dizilerin amacına ulaşması için izlenen tamamlayıcı bir yol da, dizi senaryolarının geliştirilerek kitap haline getirilmesidir. Çünkü TV dizisinin program süresiyle sınırlı akışı içinde aktarılan yoğun bilginin algılanması, derinlemesine kavranması güçlüğü söz konusudur. İşte diziy­le birlikte oluşturulan kitaplar, anlaşılması dikkat isteyen konulara yeni­den eğilme olanağı vermektedir. Bilimsel Sorunlar Dizimizin ilk kitabı olarak sunduğumuz, iktisadi düşüncenin başlangıcından günümüze dek temel öğretilerini konu alan Kuşku Çağı (The Age of Uncertainty) ile insanlığın evriminde önemli bir aşamayı oluşturan uzayın keşfini konu alan Kozmos (Cosmos Belgeseli) adlı yapıt­lar, dünyanın en ünlü TV kurumlarınca gerçekleştirilen iki önemli dizisi­nin kitaplarıdır. Olanaklarımız ölçüsünde ilginç görüntülerini vermeye çalıştığımız, gösterildiği her ülkede halkın beğeni ve ilgisini toplayan bu dizilerden Kozmos Türkiye televizyonunda gösterilmiş bulunmaktadır. Halkımızın bilim-kurgu ürünü film ve kitaplarla gidermeye çalıştığı, evrenin ve yaşamın sırlarına duyduğu derin merakı büyük ölçüde gidere­cek bilimsel bir yapıt Kosmos. Yazarı Carl Sagan, halk kitlelerinin ilgisine ve yararına sunulmayan bilimi, “mutlu bir azınlığın ayrıcalığı” olarak ta­nımlamakta, araştırma ve buluşların halka mal edilmesi yolunda özel bir çaba göstermektedir. “Olağanüstü Bilimsel Başarı ve Bilimi Halka Ulaştırma” Ödülü’nün sahibi olan Carl Sagan, Kozmos’un yapısıyla yeryüzündeki yaşam arasın­daki bağı vurgulamak için kendini şöyle tanıtıyor: “BEN CARL SAGAN ADINDA.. …su, kalsiyum ve organik moleküllerin toplamıyım. Siz de öylesiniz, yalnız adınız başka. Ama hepsi bu kadar mı?” Olabilir mi?… Carl Sagan, Gezegen Araştırmaları Laboratuvarı başyöneticisi ve Cornell Üniversitesi Uzay Bilimleri ve Astronomi Bölümü öğretim üyesi­dir. Mariner, Viking ve Voyager uzay araçları yolculukları ve araştırmala­rında başrolü oynamıştır. Uluslararası Astronomi Ödülü’nü kazanan bu ünlü bilim adamı, “Amerikan Astronomi Derneği Gezegenler Bilimi Bö­lümü”, “Bilimin İlerleyişi Derneği” ve “Amerikan Jeofizik Birliği” başka­nıdır. Dr. Sagan dört yüz bilimsel ve popüler makale yayınlamıştır. Yazarı olduğu bir düzineden fazla kitabı vardır. Evrende Akıllı Yaşam (Intelligenî Life in îhe Universe), Kozmik İlişki (The Cosmic Conrıection), Cennetin Canavarı (The Dragon of Eden), Dünyanın Fısıltıları (Murmurs of Ecırth) bunlardan bazıları. Carl Sagan için, yukarıda özetlenen bunca önemli ve onurlu görevi yüklendiğini söylemek yeterli mi?… Hepsi bu kadar mı? Olabilir mi?… Carl Sagan, insanın öğrenme merakını giderme, evreni keşfetme ça­basının da ötesinde bir görev taşıdığının bilincinde… İnsan soyunun sür­dürülmesinin, uygarlığımızın korunup geliştirilmesinin en önemli koşulu olan ‘’evrensel barış”ın da savunucusu Carl Sagan. 1975’te “İnsanlığın Refah ve Huzuruna Büyük Katkıda Bulunmuş Kişi” ve 1978’de Pulitzer Edebiyat ödüllerini alan Carl Sagan’ın tüm in­sanlığa mesajı şu: KOZMOS’UN KEŞFİ, KENDİ KENDİMİZİ KEŞİF YOLCULUĞUDUR… “Biz hem gökyüzünün, hem yeryüzünün çocuklarıyız. Bu gezegen üzerindeki varlığımız süresince tehlikeli bir evrimsel yük sırtlamış bulunuyoruz. Bu yük torbasının içinde saldırıya ve töreye yatkınlık, liderlere baş eğme ve yabancılara düşmanca davranış gibi kalıtsal eğilimler yer alı­yor. Fakat aynı zamanda başkalarına karşı şefkat, çocuklarımıza karşı sevgi, tarihten bir şeyler öğrenme ve giderek zekâ ve yeteneklerimize bir şeyler katma eğilimlerine de sahibiz; bunlar da hayatta kalmamıza ve re­fahımızı sürdürmeye yarayan etkenler… Yapımızdaki bu eğilimlerin han­gileri üstün gelecek bilmiyoruz… Bizi Kozmos’un enginliklerinde kaçınamayacağımız bir hedef beklemekte. Dünya-dışı akıllı varlıkların bulunduğuna ilişkin henüz açık belir­tiler yok. Bu, bizimkine benzer uygarlıklar acaba hiç durmamacasına kendi kendilerini yok mu ediyorlar, diye bir soru getiriyor aklımıza. Yer­küremize uzaydan baktığımızda, ulusal sınır diye bir şey göremiyoruz. Uzaydan gezegenimizin incecik mavi bir hilal, sonra da yıldızlar kenti arasında bir ışık noktası olarak göründüğünü izleyince; etnik, dinsel ya da ulusal şovenist davranışların sürdürülmesi akıl almaz bir duruma dönüşü­yor… Hayatın hiçbir zaman başlama olanağı bulunmadığı dünyalar var. Kozmik felaketlerin yakıp yıktığı dünyalar da var. Biz talihliyiz, hayatta­yız, güçlüyüz. Uygarlığımızın ve türümüzün refahı elimizde olan bir şey. Eğer yerküre adına bizler söz sahibi değilsek kim olabilir? Varlığımızı sürdürmede karar veren bizler olamazsak kim olabilir?…” Dr. Turhan Bozkurt SUNUŞ Çağlar boyunca girişilecek sabırlı ve dikkatli çalışmalar, bugün için sır perdesinin arkasında kalan birçok şeyi aydınlığa kavuştura­caktır. İnsan, evrenin sırlarını araştırmak için yaşamının tümünü bile harcasa, yine de böylesine engin bir sorun karşısında yeterli ola­maz. Bu nedenle bilgiler, ancak çağlar aşıldıkça insanoğlunun önü­ne serilecektir. Bir zaman gelecek, o günün insanları kendilerince bilinen şeylerin daha önceleri bilinmeyişine şaşacaklar… Birçok bu­luşun ortaya çıkışı, bizlerin anısı çoktan silinip gittiği dönemlere rastlayacaktır. Her çağın insanına, araştırılmak üzere sorular gizle­mesini beceremeyen bir evren, çekici olmaktan uzak, tekdüze bir yaşam ortamı oluştururdu. Seneca, Doğa Sorunları 7. Kitap MS 1. Yüzyıl Bugün bizler için apaçık olan gerçekler, eski zamanlarda evrenin akıl sır ermeyen olguları arasındaydı. Günlük yaşamdaki en basit bir olay bile evrenin sırlarıyla ilişkili olarak yorumlanıyordu. Bu konuya bir örnek olarak, Asurların MÖ 1000 yıllarında, diş ağrısına neden olduğu sanılan bir kurt için düzdükleri tılsımlı dizeleri gösterebiliriz. Bu dizeler evrenin başlangıcını araştırmakla başlayıp diş ağrısı için bir tedavi yöntemi salık vermekle son bulur. Evren, Anu tarafından Yeryüzü, evren tarafından Akarsular, yeryüzü tarafından Dereler, akarsular tarafından Bataklıklar, dereler tarafından Ve küçük kurt, bataklıklar tarafından Yaratıldıktan sonra, Küçük kurt ağlaya sızlaya Tanrı Samaş’ın huzuruna vardı Yaşlı gözlerle dedi ki: “Bana vereceğin besin ne ola?” “İncirle kayısı senin ola.” “Bunlar ne ki benim için? İncirle kayısı ha! Bırak da hiç olmazsa Dişle dişeti arasına sokulayım Azı dişlerinin içine yerleşeyim.” “Madem ki böyle dedin, ey küçük kurt, Kahretsin seni Toprak Ana O kudretli eliyle…” (Diş ağrısına karşı düzülmüş tılsımlı dizeler.) Tedavisi: Mayalanmış arpa suyuna karıştırılmış yağ, bu dizeler uç kez yinelenerek ağrıyan dişin üzerine sürülecek. Atalarımız, içinde yaşadıkları dünyanın sırlarını öğrenmeye can attıkları halde, bunun yöntemini keşfedememişlerdi. Anular, Sarmaş’lar gibi tanrıların egemen güçler oluşturdukları küçücük, garip ve aciz bir dünya varsayımıyla yaşıyorlardı. Böyle bir dünyada, insanoğlu önemli ol­masına önemli, ama başlıca rolü üstlenmekten uzak bir yaşam sürüyordu. Doğayla insan sıkı bir bağlantı içindeydi. Diş ağrısının mayalanmış arpa suyuyla tedavisi, en derin evrensel gizleri içeriyordu. Günümüzdeyse evreni anlamamızı sağlayan seçkin, güçlü ve adı “bi­lim” olan bir yöntem bulduk. Bilim bize, varlığı öylesine eskilere uzanan ve öylesine engin bir evrenin gizlerini önümüze serdi ki, bunun karşısında insanoğluna ilişkin sorunlar bile neredeyse önemini yitirdi. Böylece Koz­mos, günlük yaşamımızla ilgisi bulunmayan uzak, soyut bir kavram gibi göründü. Ne var ki, bilim giderek evrenin insanı coşkuya boğan bir gör­kemi bulunduğunu ve aklın bu giz perdesini aralamaya yetebileceğini or­taya koymakla kalmamış, insanoğlunun gerçekten evrenin bir parçası ol­duğunu, ondan kaynaklanarak yine onda son bulduğunu göstermiştir. En temelinden en önemsizine dek insana ilişkin tüm olguları, evrene ve onun kökenlerine bağlayabiliriz. Bu kitap işte böyle bir kozmik perspek­tifin keşfini amaçlamaktadır. 1976 yılının yazı ve sonbaharında, yaklaşık yüz kadar bilim adamı ar­kadaşımla birlikte, Mars gezegeninin keşfine gönderilen Viking uzay ara­cı projesinin hazırlanmasında görev aldım. İnsanlık tarihinde ilk kez baş­ka bir gezegenin yüzeyine iki uzay aracı indirmiştik. Kitabın beşinci bölü­münde ayrıntılı biçimde anlatılacağı üzere, aldığımız sonuçlar gerçekten göz kamaştırıcıydı ve bunun tarihsel anlamı tüm açıklığıyla ortadaydı. Buna karşın, dünya kamuoyu bu büyük olaydan hemen hemen habersiz bırakılıyordu. Basın bu konuya pek ilgi göstermedi, televizyonsa olayı adeta görmezlikten geldi. Mars gezegeninde hayat olup olmadığı sorusu­na kesin bir yanıtın alınamayacağı anlaşılınca, halkın ilgisi daha da azaldı. Yanıtların kesinkes olmayıp her iki yana da çekilebilmesine, hoşgörü gös­terilmiyordu. Mars gezegenindeki gök renginin, önceleri yanlış olarak bildirildiği gibi, mavi değil de pembemsi bir sarı renkte olduğu belirlenince, bu konuda haber toplayan muhabirlerin düş kırıklığıyla karşılaştık. Mars gezegeninin bu bakımdan da üzerinde yaşadığımız yerküremize benzemesini arzuluyorlardı. Bu gezegenin yerküremize az benzediği oranda kamuoyunun ilgisinin azalacağı kanısındaydılar. Oysa Mars yüze­yinin insanın heyecandan soluğunu kesecek kadar ilginç görünümleri var. Yaşamın, dünyamızın ve Kozmos’un oluşumunun sırrı, başka gezegenlerde insanüstü akıllı canlıların bulunması olasılığı gibi birbiriyle iliş­kili birçok bilimsel sorunun yanıtlarını aramak üzere kamuoyunun uzayın keşfine çıkılmasına genellikle ilgi duyduğu inancındayım. Bu ilginin çok güçlü iletişim aracı olan televizyon aracılığıyla harekete geçirilebileceğini düşündüğümden, Viking Verileri Analizi ve Planlama Müdürü B. Gentry Lee ile birlikte bir televizyon dizisi yapmayı kararlaştırdık. Astronomiyi konu edinen bu televizyon dizisinde insan öğesinin geniş bir yer alması, insanoğlunun aklına olduğu kadar yüreğine de hitap edilmesi gerekiyor­du. Çekimi üç yıl süren ve adı “Kozmos Projesi” olan bu dizinin hazırlan­ması için yazarlar, rejisörler ve prodüktörlerle işbirliği yaptık. Kozmos di­zisinin 140 milyon kişi tarafından televizyonda izleneceği hesaplandı. Bu hesaba göre, yeryüzündeki insan nüfusunun ancak yüzde 3’ü bu diziye il­gi gösterebilirdi. Ne var ki, bizler, dünyanın oluşumu ve yapısına ilişkin en derin bilimsel sorunların, çok büyük bir çoğunluğun ilgisini ve öğren­me açlığını kamçıladığı kanısındayız. Sıradan insanın sanıldığından çok daha bilgi peşinde koştuğuna inanıyoruz. Çağımızın, uygarlığın ve belki de insan türünün geleceği açısından bir yol kavşağında bulunmaktadır. Sapacağımız yol hangisi olursa olsun, alınyazımız kaçınılmaz bir biçimde bilime bağlıdır. Var olmak, hayatta kalabilmek için bilim vazgeçilemeye­cek kadar temel bir gereksinimdir. Üstelik bilim, insanoğluna zevk verir; evrimin yasaları öğrenmenin, anlamanın insanoğluna zevk vermesini sağ­layacak biçimde düzenlenmiştir. Çünkü hayatta kalabilmek daha çok öğrenebilenlerin, anlayanların harcı olacaktır. Kozmos televizyon dizisiyle Kozmos adını taşıyan bu kitabın, bilime ilişkin bazı düşüncelerin, yöntem­lerin ve bilim zevkinin iletilmesinde yararlı bir girişim olduğu inancında­yız. Kitapla televizyon dizisi el ele bir gelişim içinde oluştular. Aslında biri ötekinin temelini oluşturdu. Ama yine de kitaplarla televizyon dizile­rinin birbirinden ayrı yaklaşımları ve özellikleri vardır. Kitabın en önemli özelliklerinden biri, okura, anlaşılması dikkat isteyen konulara yeniden eğilme fırsatı vermesidir. Televizyonda böyle bir fırsat henüz yeni doğ­maktadır videoteypler sayesinde. Bir yazarın kitapta bir konuyu derinlemesine ve ayrıntılı olarak ele alması, televizyondaki elli sekiz dakika ve otuz saniye gibi bir zaman giyotini korkusu bulunmadığından, daha kolaydır. Televizyon dizisindeki bölümlerin kitabın bölümleriyle eş konular­da başlayıp bitirilmesine özen gösterilmiştir. Birinin verdiği zevki öteki­nin tamamlaması da mümkündür. Kitapta bazı konular tarih sırasına göre ele alınmamıştır. Örneğin, Johannes Kepler’in anlatıldığı üçüncü bölümden çok sonraki yedinci bölümde eski Yunan bilgilerinin düşünceleri ele alınıyor. Öyle sanıyorum ki, Yunan bilginlerinin fikirlerine, hangi konuları gözden kaçırmış olduk­larını saptadıktan sonra eğilmek daha uygun olur. Bilim, insanoğlunun yaşamındaki öteki çabalarından ayrı bir uğraş olarak ele alınamayacağından, sosyal, siyasal, dini ve felsefi birçok soruna bazen kuşbakışı bir göz atılarak, bazen de doğrudan içine girilerek yer ve­rildi. Bu nedenle, yeri geldiği ve gerektiğince, hem televizyon dizisinde, hem kitapta sosyal sorunlara da değindim. Bilimin temelinde düştüğü yanılgıyı düzeltme öğesi yatar. Yeni de­ney sonuçları ve yeni düşünceler, sürekli olarak eskiden giz olan şeyleri çözümlemektedir. Örneğin, dokuzuncu bölümde, adı “nötrin” olan görülmesi zor zerreciklerden pek azının Güneş’ten kaynaklandığı sanılıyor bu­…
Dünyanın Oluşumu-Cosmos Belgeseli ve Ötesi Belgesel izle Türkçe Dublaj kozmos 4. boyut

Mars’ta Piramit Bulundu

NASA doğruladı. Sabah gazetesi gibi seçkin gazeteler bu haberi yayınladı… Mars’ta piramit bulunduğu gerçek ! Görüntüler Mars Pathfinder Uzay aracından…
Mars’ta çekilen ‘piramit’ fotoğrafı görenleri şoke etti
Kızıl gezegen Mars’a gönderilen NASA’nın keşif robotu Curiosity Rover’ın çektiği fotoğrafların birinde yer alan ‘piramit’ şeklindeki yapı uzay meraklılarının dikkatlerinden kaçmadı.
Kızıl Gezegen Mars’ta bir piramide ait olduğu söylenen merdivenler, yazıtlar ve deniz kabuğu bulunduğu iddia edildi.
NASA, istemeyerek de olsa, bize Mars’ta yaşamış bir uygarlığa ilişkin kanıtlar sunmuştur.

Mars Piramitleri… Mars’ta Piramit Bulundu…

Marsta piramit bulunması olayı hakkında birçok haber yapılmıştır. Bazı yayıncılar bunun doğru olmadığı iddiasını ortaya atmıştır. Ancak mars piramitleri gerçekten marsta vardır. Bunda şaşılıcak bir durum yoktur. Dünyamızı ele aldığımızda örneğin peri bacaları veya pamukkale gibi doğal yapıları incelediğimizde kendiliğinden oluşan ilginç yapılar olduğunu görebiliriz.
Mars piramitleride Dünyamızda kendiliğinden oluşan peri bacaları veya pamukkale gibi yapılar olabilir. Bunda şaşılıcak bir durum yoktur.

Mars Piramitleri Şaşılıcak Bir Konu Değil

Marsta piramit bulunduğu gerçeğini NASA doğruladı. Mars piramitlerinden ziyade esas araştırmamız gereken konu ” Mars’ta Yaşam Olanağı Bulabilir miyiz? Mars yaşanması elverişli olmayan bir gezegen olarak görünsede, Marsta su bulundu. Mars yüzeyinin altı buzullarla kaplıdır. Yaşam için gerekli olan temel elementler nelerdir? Toprak, Su ve hava… Marsta insanların yaşaması için gerekli yeterli miktarda su bulunduğuna göre geriye yaşam için gerekli hava gerekiyor. Bilim insanları yaptığı araştırmalarda marsta bulunan karbondioksiti oksijene dönüştüren bir cihaz yapmayı başardı.
Kendi kendine enerji üreten ve kendi kendine büyüyerek oksijen üretme kapasitesi artan bu cihazı NASA 2050 yılına doğru marsa göndermeyi planlıyor. Bu yeni cihaz sayesinde marsta bulunan karbondioksit oksijene dönüşerek, insanların marsta temiz hava almalarını sağlayacak. Yeterli miktarda su bulunduğuna göre geriye bir tek toprak kalıyor. Toprağında yüzyıllar içerisinde kendiliğinden oluşacağını düşünürsek, benim tahminlerime göre Mars 2800 yılında tıpkı dünyamız gibi içinde yaşam olan bir gezegen haline gelebilir…

Detaylı bilgi için web sitemize üye olun!

Stargate Projesi

Amerika’nın StarGate Projesine benzer bir projeyi www.724web.com olarak açmış bulunmaktayız..
Cosmos web sitemize üye olarak Stargate Project X projemizin içinde yer alabilirsiniz..
Projenin başarıya ulaşması için binlerce gönüllü üye olabilecek desteğe ihtiyaç vardır..
Cosmos StarGate Project X adlı projenin amacı uzaylı varlıklarla iletişim kurabilmektir.. Uzaylı varlıklarla iletişim kurabilmek için Telepati ve diğer psişik güçlerimizi kullanacağız.. Astral Seyahat adını duymuşsunuzdur Telepatinin dışında Astral bedenimizle uzaylı varlıklarla iletişim kurmayı deneyeceğiz.. Bunun içinde binlerce gönüllü üyeye ihtiyacımız vardır.. Amerika’nın Star Gate Projesinde olduğu gibi psişik yeteneklerimizi kullanarak üyelerimizle birlikte Uzaylılarla iletişim kurmanın yollarını deneyeceğiz..
Projeye Destek Olmak için Lütfen Üye Olun !!!
Cosmos StarGate Project X adlı projede yer alıcak uygulamalar :
Telepati (Uzaylı Varlıklarla Telepati Kurma Denemeleri üyelerimizle birlikte çalışma şeklinde)
Durugörü (Uzaylı Varlıklarla Durugörü ile iletişim kurma Denemeleri üyelerimizle birlikte çalışma şeklinde)
Astral Seyahat (Uzaylı Varlıklarla Astral Seyahat Teknikleri ile iletişim kurma Denemeleri üyelerimizle birlikte çalışma şeklinde)
Lusid Rüya (Lucid Dreams) (Uzaylı Varlıklarla Lusid Rüya Teknikleri ile iletişim kurma Denemeleri üyelerimizle birlikte çalışma şeklinde)
Telekinezi (Uzaylı Varlıklarla Telekinezi Tekniği ile iletişim kurma Denemeleri üyelerimizle birlikte çalışma şeklinde)
Grup Çalışmaları (Uzaylı Varlıklarla iletişim kurabilmek için grup halinde çalışmalar yapılacaktır.. çalışmalara internetten online katılabilirsiniz..

STARGATE Projesi Nedir?

“YILDIZ GEÇİDİ PROJESİ” DEŞİFRE OLDU CIA 1949 yılından 1990′lı yıllara dek Psişik güçleri kullanarak ‘dünya dışı canlılarla’ telepatik yolda iletişime geçmeye çalıştı. Ve bu olay şu anda yeni ifşa olmuş durumda. Konu ile ilgili yabancı istihbarat kaynaklarından elde edilen bilgiler çok şaşırtıcı. CIA’ nın Ulusal İstihbarat Konsey Başkanı Dr Padolfi’nin 1990′larda askıya aldığı program 2010 yılında Obama yönetimi ile devam ettiriliyordu. Obama’ nın seçim çalışmalarında yer alan ve şu anda Ulusal İstihbarat Direktörü olan James R. Clapper tarafından sürdürülme kararı alınan projenin adı “STARGATE” di.

Bu sitenin bana ne faydası var ? Niçin Üye olmalıyım ?

1-)Ücretsiz olarak ingilizce eğitimi alabilirsiniz.
2-) Kendi web sitenize backlink alarak sitenizin google arama motorlarında üst sıralarda yer almasını sağlayabilirsiniz..
3-) Uzay Kulübümüzde arkadaş ortamları kurabilir yeni arkadaşlıklar kurarak sosyalleşebilirsiniz..
4-) Web sitemize ilan bırakabilir kendinizi veya ürünlerinizi tanıtabilirsiniz..
5-) Kişisel Gelişim eğitimlerine katılarak kendinizi geliştirebilirsiniz..
6-) Çeşitli etkinliklere katılarak hoşça vakit geçirdiğiniz gibi kendinizi yeniliyebilirsiniz..
7-) Uzay Araştırmaları projelerimize katılarak uzaylı varlıklarla iletişim kurma yollarını deneyebilirsiniz Cosmos web sitemizin star gate project ekibinde yer alabilirsiniz
😎 Bloglar oluşturabilir kendi fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.. Tüm bu hizmetlerden faydalanmak için üye olmanız zorunludur..
Detaylı Bilgi için Bize Ulaşın : GSM : +90-553-096-75-49 email : info@724web.com

1990′lı yıllarda Haines adlı CIA tarihçisinin itirafları insanı fazlaca düşündürüyor. ‘Dünyadaki ülkeleri uzaktan izleme. Parapsikolojik deneyler yapma. Psişik fenomenler’ başlıklı araştırma birliği yürüttüğü çalışmalarla dünya dışı yaşamla iletişime geçmeyi başarıyor. 1990′lı yıllarda kaç sene ve hangi canlı türleri ile iletişime geçildiği ise karanlıkta kalan bir konu. Fakat konunun ulusal istihbarat raporlarına yansıması ve o gün araştırma grubunun içinde yer alan kişilerin açıklamaları yazılanları doğruluyor. Eski Sovyet KGB Ajanlarının da içinde bulunduğu bir grup tarafından elde edilen bilgiler karşısında CIA, STARGATE programının belli bir bölümünü ifşa etmek durumunda kaldı. Obama’nın bu duruma sert tepkiler göstererek projenin daha gizli yürütülmesi konusunda Clapper’e talimat verdiği söyleniyor. Araştırmacı Yazar Gus Russo, dünya dışı yaşamla sağlanan iletişimin yine dünya dışı canlılar tarafından kesildiğine işaret ediyor. CIA’nın yaptığı bu iletişim sayesinde, canlıların dünyaya ziyaret gerçekleştirdikleri raporlarla doğrulandı. Obama’nın yemin töreninde görülen UFO’nun da STARGATE araştırma grubunun iletişime geçtiği uzaylı varlıklar olduğu düşünülüyor.

STARGATE Psişik Güçler CIA ajanı Sn Petersen DIA medyum programında çalıştığını yıllar sonra kabul edecek ve CIA’nın yürüttüğü çalışmaları raporlar halinde dışarıya sızdırılacaktı. Sovyetler Birliği’nden kaçarak CIA’ya sığınan eski bir KGB ajanı D.Suvanyev, 2001 yılında telepatik yolla dünya dışı yaşam hakkında araştırmaları yaparken bir tren kazasında hayatını kaybetmiştir. Rusya’nın Stalin zamanından bu yana Parapsikolojik deneyler yürüttüğünü bilen bu ajanı Rusların öldürdüğü düşünülmektedir. Bu konuyu deşifre eden Arlington Ensitüsü çalışanı Petersen konunun doğruluğundan şüphe duymuyor. Hatta dünya dışı zeki canlıların dünyaya geldiğini raporlarla anlatıyor. ABD Deniz Kuvvetleri Müsteşarı ve Eski İstihbaratçı James R. Woolsey olayı doğruluyor. Obama’dan önce NSA adıyla yürütülen projede çalışanlar şu an bağımsız gruplar halinde STARGATE programının içine dahil edildiler. 2010 yılının en önemli ifşa olayı CIA tarafından gölgelenerek tüm dünyada tarafından duyulması engellenmiştir. ABD’nin belli sitelerinde ve bazı Ufologların kişisel sayfalarında yer alan bilgiler, ABD yönetiminin dünya dışı yaşamla kurduğu iletişimi belgeleyen en net bilgilerdir. Konu MJ12 adlı grubun çalışmalarından sonra ikinci bir dünya dışı yaşamla iletişime geçen grubu bize tanımlamıştır. Esrarengiz İstasyon Dünyanın en güney noktasında, Antartika`nın en karanlık yerinde kurulu Amerikan araştırma istasyonu yıllardır sessiz sedasız çalışıyor. Hakkındaki iddialar filmlere, kitaplara bile ilham kaynağı oldu. Ama kimse aslını söyleyemiyor.

Güney kutbu Antartika`da yıllardır sessiz sedasız faaliyet içinde olan McMurdo Amerikan Araştırma İstasyonu, aynı sessizlik içinde artık 1258 kişinin yaşadığı, her gün kargo uçak seferlerinin yapıldığı, kendi nükleer tesisine sahip, heliportu olan 100 binadan oluşan müthiş ama aynı derecede esrarengiz bir yer haline geldi. Bilinen şey, burada sayısız uzay projesine destek sağlayacak astronomi ve astrofizik araştırmalarının yapıldığı… Astronomi ve Astrofizik çalışmaları yapılıyor Ayrıca atmosferik ölçümlerinin ve hava kirliliği ile ilgili incelemelerin yapıldığı da belirtiliyor. Ancak burada yapılan astronomi ve astrofizik araştırmalarının sonuçları ya da raporları pek açıklanmıyor.İddialar ise kafaları karıştıracak cinsten. Öyle ki dünyanın bir ucu olan McMurdo İstasyonu ile ilgili bu iddialar, filmlere ve kitaplara konu oldu. Yıldız Geçidi ve McMurdo İstasyonu Bir iddiaya göre McMurdo İstasyonu aslında, uzay trafiğinin kontrol merkezi olarak faaliyet gösteriyor ve uzaylı varlıklarla temas buradan yapılıyor. Bu iddiaların ayyuka çıktığı 2000`li yıllarda, Hollywood yapımı ‘Stargate SG-1′ filmi bu konuyu işledi. Filmde McMurdo, Dünya birlikleri için bir üs olarak gösterilirken, istasyona 80 kilometre mesafede ise kayıp kıta Atlantis döneminde kullanılan Dünyanın ikinci yıldız-geçidi bulunuyor. Kayıp Kıta Atlantis ve McMurdo “Kayıp kıta Atlantis”i McMurdo ile ilişkilendiren en çarpıcı çalışma ise ‘Decipher'(Deşifre) adlı kitap. Kitapta, McMurdo’da aslında, Atlantislilerin bıraktığı ve tüm dünyadan gizlenen bir ‘Dünya Kodu’ deşifre edilmeye çalışıldığı anlatılıyor.

Dark Star ve Alien filmlerinde de McMurdo, merkezi bir uzay trafik kontrolü istasyonu olarak gösteriliyor. McMurdo İstasyonu, John Carpenter’ın The Thing filminde de yer alıyor. Amerikalı yazar Kim Stanley Robinson da ‘Antarctica’ adlı kitabında bu esrarengiz istasyonu ayrıntılı biçimde anlatıyor. İkinci Amerikan İstasyonunun Yarısı Yeraltında ABD hükümetinin ‘Antarktika Programı’ çerçevesinde bölgede bir de Amudsen Scott İstasyonu yer alıyor. Burası da McMurdo’ya lojistik destek sağlıyor. Ayrıca özel araştırma projeleri üzerinde çalışmalar yapılıyor. Amudsen Scott İstasyonu`nun en ilginç yerinin ise ‘Sky Lab’ ya da ‘Gökyüzü Laboratuvarı’ olduğu söyleniyor. Bu istasyonun yarısı ise yeraltında.

Antartika da yeralan McMurdo İstasyonu üzerinde yere inerken görüntülenen bir UFO’nun video kayıdından bir kareyi görmekteyiz. Cisim kontrollü olarak yere alçalıp konuyor. Bu görüntü Mcmurdo İstasyonu için iddia edilen söylemlerin tamamen gerçek olduğunu kanıtlar nitelikte gözükmekte.
1995 yılında halka açılan CIA raporları ile, CIA’nın duyu dışı algılamaya (ESP, duyu dışı algılama) veya uzaktan görüye (RV, remote viewing) olan ilgili açık olarak algılandı. RV üzerine 22 yıl süre ile resmi olarak çalışılmıştı. Ön çalışmalar 1972 yılında başlamıştı. 1977-1995’de en aktif dönem olarak çalıştılar. CIA, süreki olarak RV konusunda yeterli bilgi olmadığını iddia ederek, psişik araştırmaları önemsiz göstermiştir. Fakat gizli olarak 16 yıl süresinde bu konuda 20 milyon dolardan fazla harcama yapmış ve 80 bin sayfalık bir arşiv oluşturmuştur.

Eylül 1995’de STARGATE projesinin işe yarayıp yaramadığını anlamak için bir komite kuruldu. Amaç, işe yarıyor ise devletten, savunma bakanlığından ödenek almaktı. STARGATE projesinin başlangıçta üç amacı vardı:
1. RV alanında yapılan başka yabancı programları değerlendirmek
2. Sözleşmeli personel ile, RV varlığı, sebep ve tesirlerini anlamak
3. RV, bir istihbarat aracı olarak kullanılıp kullanılmayacağının anlaşılması.

1995 yılında, geçmiş yılların çalışmalarını değerlndirmek için bir istatistikçi (JU) ve bir psikolog (RH) görevlendirildi. Rapor açıklandığında şu sonuçlara ulaşıldığı tespit edildi:
1. RV testlerinde tesadüfün ilerisinde bir sonuç vardır. Yani, RV vardır
2. Laboratuvarda gerçekleştirilen RV fenomeni için geçerli şartlar, istihbarat toplama için geçerli değildir
3. RV istihbarat toplamada genelde yetersizdir
4. Elde edilen bilgiler oldukça öznel bilgiler içermektedir
5. Elde edilen bilgiler, istihbatrat işlerinde rehber oalrak kullanılmamıştır

STARGATE Projesi Nedir? Türkçe anlamı Yıldız kapısı geçidi.

Yıldız kapısı geçidi anlamına gelen stargate projesi, Bir çok psişik çalışmayı içine alan, soğuk savaş yılları nedeniyle, 1970-1995 yılları arasında sürdürülen ve özellikle uzaktangörü/durugörü üzerinde çalışmalar yapılan, Amerikan hükümeti ve Askeriyesinin kontrolü altında yapılan araştırmaların ortak adıdır. Daha sonra bu çalışma ardından, bu grupta çalışan bilim insanları değişik laboratuvarlarda araştırmalarına devam ettiler. STARGATE projesi içinde, uzaktangörüyü araştıran 14 kadar ayrı laboratuvar vardı. Burada askeri veya sivillerden oluşan 22 kadar durugörü yeteneği olan süje ile çalışıyorlardı. Kayıp helikopterler, gemiler, önceden saldırıları öğrenmek için çalışmalar yaptılar. Konu üzerinde CIA de yoğunlaşmıştı. 1995’te proje tam olarak CIA’e devredildi ve proje kapatılarak, sonuçları değerlendirmek için bir istatistik uzmanı görevlendirildi (Jessica Utts). Sonuç: “Belirgin anlamlı bir durugörü/uzaktangörü yeteneği yapılan çalışmalarda vardı. Ancak bir o kadar da, gereksiz ve anlamsız bilgiler vardı. İstihbarat amaçlı kullanımı uygun değildi.”

Üzerinde çalışılan kişiler arasında Ingo Swann, Keith Harary, A. Edward Moch, Pat Price, Joseph McMoneagle, Lyn Buchanan, Mel Riley, Paul H. Smith, Ed Dames, David Morehouse gibi durugörü yeteneği olan kişileri kullandılar.

1973’de SCANATE (SCANing by Co-ordiNATE) projesi başladı ve 1975 yılında tamamlandı. Burada, bir kişiye, bilmediği bir askeri bölge koordinati (enlem-boylam) veriliyor ve orada ne olduğu tanımlanıyor ve çiziliyordu. SCANATE başarısı sonrası, Ingo Swann ordu ve istihbarattan psişik yeteneği olan kişileri psişik casus olarak eğitti ve onlara “psişik sızmayı” öğretti.

Bu süreç içerisinde, GRILL FLAME bu çatı altında yer aldı. Bu grupta, Ingo Swann tarafından müfreze G adlı grup, uzaktan görü (RV) için eğitilsi. Daha sonra Ingo, GRILL FLAME’dan ayrılınca (1983) binbaşı Ed Dames tarafından CENTERLINE adlı başka bir RV grubu kuruldu. 1990’da CENTERLINE tekrar Stargate haline geldi. Her ikisi de savunma istihbarat ajansına bağlı (DIA) çalıştı.

Bunun yanında, Muammer Kaddafiyi aramak için BLUE BIRD, Manuel Noriega için ise 1983 yılında LAND BROKER projesini başlattılar. Bu projede, Norieganın evi tam olarak tarfilenebilmiştir. Bunun yanında yakın zamanda Saddam Hüseyi’in yerini aramada da kullanıldı bu yöntem.

Stephan Schwartz’ın yaptığı ve İstanbul Parapsikoloji Toplantısında sunduğu sonuçlara göre, Saddam yakalanmadan önce, 3 Kasım 2003 tarihine kadar 47 durugörü kaydı yapmışlar ve Saddam yakalanan kadar dosyalarda, noter tasdiki ile saklanmış veriler. CIA’den de bazı görevliler konuyu ilgi ile takip etmişler. Bütün uzaktangörüler başarılı olmamasına karşın, başarılı olanlar dikkat çekicidir. Bu öngörüler içinde Tikrit’te bir nehre yakın ve kötü bir yolun yakınında olduğunu tespit etmişler. Kendisinin nasıl göründüğü konusunda ise “evsiz, kirli saçlı, siyah elbise giymiş, yanında da bir miktar para olduğunu” uzaktangörü ile belgelenmişler. Aynı zamanda, yanında da “2-3 koruması olduğunu”, “silahi olduğunu ama direnmeyeceğini” görmüşler. Bütün bu öngörüler, yakalandığı zaman açık olarak ortaya çıktı. Ama butün herkes aynı kesinlikte gördü mü? Hayır. Ama içlerinden bazılarının bile görmesi bu konu üzerinde durulmasını gerektirecek değerdedir.

Cosmos Uzay Kulübü

www.724web.com uzay Kulübü sitemize üye olarak sizde bloglar açabilir web sitenize backlink alabilir ilan bırakabilir yada yeni arkadaşlıklar kurabilirsiniz..
Cosmos Uzay Kulübüne üye olarak uzay araştırmalarımıza katkıda bulunabilirsiniz.. Web sitemizde çeşitli etkinlikler yer alacaktır.. Her hafta cumartesi günleri saat 19:30′ da sohbet panelimiz aracılığı ile kişisel gelişim eğitimleri verilmektedir.. Web sitemize üye olarak kişisel gelişim eğitimlerine katılabilirsiniz..
Ayrıca birde her pazar günü saat 20:30’da Astral Seyahat ve Lusid Rüya görme teknikleri üzerine kişisel gelişim etkinlikleri yapılmaktadır.. Cosmos Uzay Kulübüne Üye olun etkinliklerden ve avantajlardan faydalanın..
Bu sitenin bana ne faydası var ? Niçin Üye olmalıyım ?
1-)Ücretsiz olarak ingilizce eğitimi alabilirsiniz.
2-) Kendi web sitenize backlink alarak sitenizin google arama motorlarında üst sıralarda yer almasını sağlayabilirsiniz..
3-) Uzay Kulübümüzde arkadaş ortamları kurabilir yeni arkadaşlıklar kurarak sosyalleşebilirsiniz..
4-) Web sitemize ilan bırakabilir kendinizi veya ürünlerinizi tanıtabilirsiniz..
5-) Kişisel Gelişim eğitimlerine katılarak kendinizi geliştirebilirsiniz..
6-) Çeşitli etkinliklere katılarak hoşça vakit geçirdiğiniz gibi kendinizi yeniliyebilirsiniz..
7-) Uzay Araştırmaları projelerimize katılarak uzaylı varlıklarla iletişim kurma yollarını deneyebilirsiniz Cosmos web sitemizin star gate project ekibinde yer alabilirsiniz
😎 Bloglar oluşturabilir kendi fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.. Tüm bu hizmetlerden faydalanmak için üye olmanız zorunludur..
Detaylı Bilgi için Bize Ulaşın : GSM : +90-553-096-75-49 email : info@724web.com

Kozmos Hakkında Bilgi

“Carl Sagan zamanımızın en parlak bilim adamlarından biridir… İçinde varlığımızı sürdürdüğümüz akıllara durgunluk veren Kozmos’un sonsuzluğunu dile getirirken bilimin geçmişine, şimdiki zamanına ve geleceğine ilişkin muhteşem bir eser yaratmış.”Associated Press “Alanında göz kamaştırıcı, önerilerinde kışkırtıcı. Bu kitabı okuyan herkesin, etkisi altında kalacağından hiç kuşkum yok.” The Miami Herald “Sagan edebi bir coşkuyla yazıyor. Harika bir eser. İnsan aklının tüm noktalarına değinen Kozmos gerçek olmayacak kadar gerçek.”The Cleveland Plain Dealer
– İnsanoğlu uzay okyanusuna açılıyor
– Canlıların ve evrenin yapısı
– Doğa yasaları tüm evrende geçerlidir
– Cennet ve cehennem
– Başka gezegenlerde yaşam var mı?
– Keşif yolculuklarının öyküsü
– Samanyolu: Gecenin bel kemiği
– Zaman ve mekan içinde yolculuk
– Başka evrenlerin kapısı karadelikler
– Sonsuzluğun kıyısı: Dördüncü boyut
– Aklın evreni
– Galaktik uygarlık
– Yaşamak ya da yokolmak konusunda kim karara verecek?

Andromeda ve Samanyolu Çarpışması
Andromeda galaksisi, Samanyolu’nun en yakın komşusu ve Dünyada’dan çıplak gözle görülebilecek en uzak nokta . Tahminen 4.5 milyar yıl içinde Andromeda ve Samanyolu galaksilerinin çarpışıp dev eliptik bir galaksi olacağı tahmin ediliyor.

Apollo astronotlarının ayak izleri muhtemelen en az 100 milyon yıl ayda kalacak
Ay’da atmosfer olmadığı için ayak izlerini yok edecek ya da aşındıracak su ya da rüzgar yoktur.Bu sayede Apollo astronotları Ay’da iz bırakabilirdiler.Bunun anlamı ,uzay gemisi izleri ,ayak izleri , attıkları materyaller çok uzun bir süre daha Ay’da kalacak. Bu izler sonsuza kadar orda kalmayacak.Ay durmaksızın mikro meteor bombardımanı altında , yani erozyon söz konusun , ama çok yavaş bir erezyon .

Dennis Tito
Uzaydaki ilk turisttir.2001 yılında bir Rus uzay aracıyla Uluslararası Uzay İstasyonu’na uçtu ve orada birkaç gün geçirdi.Hayalinin gerçekleşmesi için Amerikalı zengin tam 20 milyon dolar ödedi.

Uzayda Hidrojen Bombası
9 Temmuz 1962′ de ABD uzayda hidrojen bombası patlattı ,bu patlama Hiroşima’ya atılan bombadan 100 kat daha güçlüydü.

Evren için insanlık henüz yeni doğmuş bir bebek
Evrenin varolduğu anı 1 Ocak olarak düşünürsek ilk insanın doğuşu 31 Aralık Saat 23:59’un 46’ncı saniyesine denk gelmektedir. Yani evren için çok ama çok yeniyiz. Gülümseyin!

Işık hızı konusuna hiç girmiyoruz. O zaten hepimizin bildiği gibi, evrendeki neredeyse en hızlı şey! Gökyüzünde görmüş olduğunuz yıldızların ışıkları bize ulaşana kadar, ışığın muhteşem hızına rağmen, o yıldızlardan bazıları çoktan yok olmuş oluyor. Aslında gökyüzüne baktığınızda bir nevi geçmişi izliyorsunuz. Bu nedenle teleskopa zaman makinesi de denir! İşte bu biraz ürkütücü!

Kozmos Nedir?

Uzayda yer alan tüm madde ile enerji formlarının genel adı olan Kozmos, tüm pozitif bilimleri tarafından evren tabirinin eş anlamlısı olarak kullanılmaktadır. Kainat olarak da isimlendirilen Kozmos, evrenin enerjisine ve evrenin içinde yer alan tüm madde ve enerjiye verilen ingilizce bir isimdir. Yaşadığımız Kozmosta 400 milyarın üzerinde galaksi ve akıl sınırlarımızı zorlasa da yaklaşık olarak 10.10 üssü 88 adet yıldız olduğu varsayılmaktadır. Konuşurken insanların basit bir kelime gibi kullandığı Kozmos kavramı, aslında insan zekasının ve algısının sınırlarını zorlayacak kadar muazzam büyüklükte sonsuz bir ortamdır.

Kozmos hakkında bir sosyal paylaşım sitesi

Kozmos hakkında insanların bilgi paylaşımı yapabileceği www.724web.com insanların Kozmos hakkında detaylı bilgi edinerek kişisel gelişimlerini ve eğitimlerini tamamlayabilmesi ve insanlığın yararına hizmet verebilmek www.724web.com adlı web sitemizin amacıdır.

Sosyal Paylaşım

Kozmos hakkında tüm dünyada yaygın bir şekilde sosyal paylaşım yapabilmek için www.724web.com adlı web sitesini kurduk. www.724web.com adresinden web sitemize ücretsiz üye olarak ücretsiz sosyal paylaşım yapabilirsiniz.

www.724web.com

Web sitemizde haberler, müzikler, videolar, film ve diziler resimler, yazılar paylaşabilir, ücretsiz sohbet ederek mesajlar gönderebilirsiniz. www.724web.com web sitemiz üzerinde Kozmos hakkında bilgi paylaşımı yapabilir, kişisel gelişim ve eğitimlerinizi tamamlayabilirsiniz. Kozmos R web sitemizde yer alan forumlar da çeşitli konular hakkında tartışabilir, kendinize ait sayfa oluşturup site içerisinde sayfanızı tanıtabilirsiniz.

Eğlenceye Var mısın?

İşte size eğlenerek hoşça vakit geçirebileceğiniz kaliteli nezih bir ortam. Türk Yapımı Sosyal Paylaşım Sitemizde ücretsiz eğlenerek hoşça vakit geçirirken bir yandan da kişisel gelişimlerinizi ve eğitimlerinizi tamamlayabilirsiniz.

Avatarını belirle ve maceraya hazır ol. Avatarını belirleyerek kozmozda uzay serüvenine başla.

Paylaşın Destek Olun!

Web sitemiz yeni kurulduğu için bu siteye destek olmak için tüm sosyal medya hesaplarınızdan web sitemizin adresini paylaşarak, paylaşımda bulunduğunuz insanlardan web sitemize üye olmalarını isteyebilirsiniz.

Bizim facebook gibi devasa boyutlarda reklam bütçelerimiz yok. Ama daha kaliteli nezih bir ortam arıyorsanız doğru adresteniz. Arkadaşlarınıza yapacağınız üyelik tavsiyeleri bizim için çok değerlidir.

Web sitemiz reklam yapmadan kaliteli hizmet anlayışı ile siz değerli üyelerinin tavsiyeleri ile büyümeyi hedeflemektedir.

Türk yapımı ücretsiz sosyal paylaşım sitesi www.724web.com
Lütfen Tüm Öneri ve Görüşlerinizi info@724web.com email adresimize mesaj yazarak bize iletin.

Mars’ta Su Bulundu

Mars’ta Hayat Var mıdır? Bilim insanları Mars’ta toprağın birkaç metre altında dev su buzu katmanları bulduklarını açıkladılar. Ekvatora yakın enlemlerdeki su kaynakları insanların Mars’a yerleşmesini kolaylaştırabilir. Ancak Mars yüzeyinde geçici akarsu olduğu haberleri doğru çıkmadı. Peki kızıl gezegende ne kadar su var? Bilim insanları Mars’ta ilk defa buz yüzeyin altında sudan oluşan geniş çaplı bir göl bulunduğunu açıkladı.Bu keşif, dünyadan 55 milyon km uzaktaki esrarengiz Kızıl Gezegen’de bulunan sıvı haldeki en büyük su kütlesi oldu. Daha önce yapılan araştırmalar, gezegen yüzeyinde aralıklı su kütleleri olduğuna dair kanıtlar olduğunu gösteriyordu. Ama bu son keşif, Mars’taki su kütlesinin kalıcı olduğuna dair ilk bilgi.

Mars’ta bulunan su, buzun altında yaklaşık 40 kilometrelik bir alanda yer alıyor.

Uzay bilimcilerin bu keşifiyle Mars’ta daha fazla su bulunabileceği ve hatta hayat olabileceği ihtimalini kuvvetlendirdi.

MARS VE ASTRONOTLAR
Dundas’ın verileri NASA’nın Mars’a göndereceği yeni robot jiplerin (rover) kazmalarıyla test edilecek ve doğru çıkarsa insanların Mars’a yerleşmesini çok kolaylaştıracak; çünkü susuz yaşanmaz.

İnsanlar su içecekler ve bu suyla yıkanacaklar ve temizlik yapacaklar. Seralarda yetiştirecekleri tahıl, sebze ve meyveyi sulayacaklar. Üzüm yetiştirecekler, üzümden rakı yapıp içecekler. Ayrıca su moleküllerini parçalayıp oksijen ve hidrojen üretecekler. Oksijenle nefes alıp hidrojeni karbona bağlayarak metan akaryakıtı üretebilecekler.

Metan yakarak ısınacaklar, elektrik üretecekler, Mars kamyonlarını ve Dünya’ya dönecek roketleri çalıştıracaklar. Hatta bunun için doğrudan  buzu ısıtmalarına da gerek yoktur. Sulu bileşikler içeren kayaları parçalayıp ısıtarak su buharını ayrıştırmaları mümkün olabilir.

Eski araştırmalar Mars’ta suyun çok derinde olduğunu gösteriyordu. Gerçekte 2 metre derinde olmasıda insanların Mars’a yerleşmesini önemli ölçüde kolaylaştıracak.

 

Elon Musk kimdir

Yazdıkça kafamda hayali bir karaktere bürünen, gerçek olması neredeyse imkansızmış gibi görünen sayılı insanlardan biri Elon Musk. Bir şeye yürekten inanmak, hayata geliş nedeninin o çok inandığın şey olduğunu kabullenmek ve çalışmaktan asla yorulmamak ne kadar önemli şu hayatta. Ellon Musk, bunu başarmışa benziyor ve belli ki başarmaya da devam edecek. İlk kez 12 yaşında küçük bir çocukken başardıklarını göz önünde bulundurursak, Elon, hayal ettiklerine ulaşabilmek için durmayacaktır…

Çocukluğu
Elon, 28 Haziran 1971’de, Güney Afrika’nın başkenti Pretoria’da Kanadalı annesi Maye ve Güney Afrikalı babası Errol’un oğlu olarak dünyaya geldi.

Elon, sürekli gözlerini bir noktaya sabitleyen ve asla konuşmayan bir çocuktu. Ailesi onun çok uzun bir zaman sağır sandı. Ancak çok sonra anlaşıldı ki, Elon sadece hayal kuruyordu. Annesi bu konuyu şöyle özetleyecekti yılla sonra: “Sanki zihni başka bir evrene geçiş yapardı. Bu konuda artık üzerine gitmiyorum çünkü böyle zamanlarda yeni bir roket ya da benzer bir şey tasarladığından emin oluyorum“.

Arkadaşları kendine oyunlar kurarken de Elon, yazılım programlarına olan düşkünlüğü ile ön plana çıkan bir çocuktu. Öyle hevesliydi ki, kendi çabasıyla yazılım programlamayı, kodlamayı öğrendi. Bu merakını bir işe dönüştürüp para kazandığında ise, sadece 12 yaşında bir çocuktu. Blaster adını verdiği bir uzay oyunu yazmıştı ve yaklaşık 500 Dolara sattı.

Elon, Bryanston High Scholl’un ardından Pretoria Boys High School’a geçiş yaptı ve buradan mezun oldu.

Okul hayatı boyunca acımasız çocuklarla bir aradaydı Elon. Sınıf arkadaşları tarafından şiddete uğradığı zamanlar oldu ve asla sıradan değildi. Bunlar ciddi darbelerdi. Öyle ki, Ellon, deforme olan septum bölgesinden 41 yaşında ameliyat olacaktı yıllar sonra.

Evden ayrıldı
1988’de Elon’un Güney Afrika ordusuna katılması gerekiyordu. Henüz 17 yaşındaydı ve orduya katılarak askerlik yapmak yerine evden ayrılmayı tercih etti. Bu kararını ise şu cümlelerle açıklayacaktı: “Askerlik yapmakla ilgili bir sorunum yok; ancak Güney Afrika ordusuna askerlik yapıp siyahi insanları bastırmaya çalışmak bana vakit geçirmek için iyi bir yol gibi görünmedi”.

Gözü Amerika’daydı; orayı “Orası muhteşem şeylerin mümkün olduğu yer” olarak tanımlıyordu. Hayalinde hep uzay vardı…

Eğitim hayatı
Elon, 1992’de Kingston, Ontario’daki Queen’s Üniversitesi’nde iki yıl eğitim aldı. Ancak neden sonra Pennsylvania Üniversitesi’nde İşletme ve Fizik okumaya karar verdi; Kanada’dan ayrıldı.

Üniversiteye kayıt oldu; ekonomi alanından lisans diplomasını aldı. Ayrıca Fizik alanında da yan dal yaptı. Adeta bulunduğu alandan keyif alıyordu. Doktorasını Uygulamalı Fizik ve Malzeme Bilimi alanında yapmaya karar verdi. Bunun için de Kaliforniya’da Silikon Vadisi bölgesine taşındı. Ancak doktora yarım kalacaktı.

Ayrıca üniversite boyunca kazancını ilginç bir yoldan sağladı. Elon, ev partileri düzenliyor ve giriş ücreti olarak da 5 dolar alıyordu. Kirasını ve ihtiyaçlarını bu şekilde karşıladı bir süre. İşini de ciddiye alıyordu. Bu partilerde sorumluluğunu bilir ve asla alkol almazdı.

Yöneldiği 3 alan
Lisans eğitimi Elon’a çok şey katmıştı. Bunun yanında ilham kaynağı çok insan vardı. “Nikola Tesla, Thomas Edison, Steve Jobs, Bill Gates, Walt Disney”, onun fikirleriyle beynini coşturduğu insanlardı.

Çalışmaları için “İnsanlığın geleceğini en çok etkileyecek sorunlardan” üç alan tespit etti. Elon’a göre, “internet, uzay ve temiz enerji” konuları kollarını bağlamış, ayaklarını yere vurur ritimde insanlığı bekliyordu.

Kariyer başlangıcı
Elon, doktoraya 1995’te Stanford Üniversitesi’nde başlamıştı. Ancak iş hayatı da çekiyordu. Üstüne bir de henüz doktoraya başlayalı iki gün olmuştu ki, kardeşi Kimbal, ona Zip2 projesine başlama teklifinde bulundu. Elon, yeni organizasyonlar için çevrimiçi içerik yayınlama yazılımı olan bu projeye başlamak için doktorayı bıraktı.

Böylece kariyerini de başlatmış oldu. Kardeşiyle hummalı bir çalışma içine girdiler. 1999’da projelerini Compaq’ın AltaVista birimi, 370 milyon dolar nakit ve 34 milyon dolarlık hisse senedi ödemesi karşılığında satın aldı.

Attığı ilk adım başarılı olmuştu. Mart 1999’da, bir çevrimiçi finans ve ödeme servisi olan X.com’un ortak kuruculuğuna soyundu. Ertesi yıl da bu proje, Paypal’ı oluşturacaktı. Bunu 50/50 birleşme anlaşmasına dayanan bir açık arttırma sistemi Confinity’i bünyesine katarak yapmıştı.

Kilit isim Elon Musk
Elon, kilit isim olmuştu. Çevrimiçi aktarım ya da P2P teknolojisine olan inancı büyüktü. Alımın organize edilmesi Elon sayesindeydi ve ona göre, Confinity alt markası olan X.com kişiden kişiye ödeme platformu kurulmalıydı. Mutlaka geliştirilmeliydi.

Bir araya gelen şirketler, alışkanlıklarını bir anda bırakamadılar; X.com’dan vazgeçememişlerdi. Sonunda Şubat 2001’de PayPal Inc. İsmini almaya karar verdiler. Bu projede Elon’un hisse payı yüzde 11.7 idi. Küresel ödeme sistemindeki süreçten finansal tekliflerin ayrılmasına kadar her yerde geçen isim de Elon Musk olmuştu. Yine PayPal’ın hızla yayılmasında da Elon’ın etkisi büyüktü. İnternette yürüttüğü büyüme kampanyaları sonuç verdi ve proje, Ekim 2002’de 1.5 milyon dolarlık hisse senedi karşılığında eBay tarafından satın alındı.

Elon Musk ve evlilikleri
Elon’un özel hayatı, en az iş hayatı kadar hızlı ve sürükleyici geçecekti. Elon ilk olarak 2000’de Justine ile evlendi. Ancak evlilikleri 8 yıl sürdü.

Ardından 2010’da Talullah Riley ile evlendi. 2 yıl sonra boşandılar; ama sadece 1 yıl ayrı kalabildiler. 2013’te tekrar evlendiler. Ancak bu kez de yürütemediler ve 2016’da boşandılar.

Elon’un bu iki evlilikten toplamda 6 çocuğu oldu. İsimleri ise şöyleydi: Nevada Alexander, Xavier, Saxon, Griffin, Damian ve Kai.

Elon Musk’un gözünden uzay
Çocukluğundan bu yana gönlünü uzaya kaptırdığı için sıra dışı kabul edilen insanlardan biri olduğunun farkında mı bilinmez, Elon, uzayı keşfetmenin insanlığın bilincini korumasa da genişleteceğine inanıyordu. Bu, insanlık için müthiş derecede önemli bir adımdı. Kendi deyimiyle, çok gezegenli hayat, insan ırkının hayatta kalmasını tehdit edecek unsurlar için doğru bir önlemdi.

Öyle ki, bu konuda “Bir asteroid veya büyük bir volkan bizi yok edebilir. Ayrıca dinozorların hiç görmediği risklerle karşı karşıyayız; mühendislik ürünü bir virüs, yanlışlıkla oluşturulmuş bir mikro karadelik, küresel ısınma ya da sonumuzu getirecek henüz bulunmamış bir teknoloji. İnsan ırkı milyonlarca yıldır evrimleşmekte; fakat son 60 yılda atomik silahlar kendimizi tüketmek için bir potansiyel oluşturdu. Er ya da geç hayatı mavi-yeşil topun ötesine genişletmek zorunda kalacağız ya da soyumuz tükenecek” diyordu.

2011’de verdiği bir röportajda ise, “10-20 yıl içinde Mars’a insan göndermeyi umuyoruz” şeklinde konuşacaktı.

Üçüncü şirketi
Kendisine de yapmak istediklerinin değerine de o kadar inanıyordu ki… 2001’de Mars’ta küçük bir sera kurmayı, bitki yetiştirmeyi planlıyordu örneğin. Bir sincap kararlılığında yaşadığı hayatın içinde “Mars Vahası” adını verdiği düşüncesinden, insanlığın uzayda dolaşmasını engelleyen roket teknolojisinin gelişmemesi olduğunu anladığından da vazgeçmedi. Sadece bir süre ertelemeye karar verdi. Amacına ulaşmak istiyorsa, ki istiyordu; o zaman önce yolunu ve yönünü tıkayan sorunlara çözüm getirmeliydi.

Elon Musk, Haziran 2002’de, şu an hala CEO ve CTO’su olduğu üçüncü şirketi SpaceX’i kurdu. Hızla yükseliyordu.

SpaceX, fırlatma araçları üretip geliştiriyordu. Odak noktasında roket teknolojisinin stabil durumunu ilerletmek vardı. Ürettikleri ilk iki fırlatma aracına Falcon1 ve Falcon9 roketi adını verdi. İlk uzay aracı ise Dragon’du. Elon, dünyanın ötesinde gezinmek istiyordu.

Elon, başarılarında sınırları aşmıştı. Amerika’yı her şeyin mümkün olduğu yer olarak tanımlamakta haksız değildi belki de. Elbette bunlar özünde sadece motivasyondu; cevher, Elon’un ruhunda asılı bir madalyondu ve iki yüzü de uzayı işaret ediyordu.

2011’de Space Shuttle’in kullanımını durduran şirket, yerine Falcon 9 roketi ve Drogon’u koydu. 23 Aralık 2008’de, Uluslararası Uzay İstasyonu’na gerçekleştireceği 12 uçuş için, şirket, 1.6 milyon dolar değerindeki NASA anlaşması ile ödüllendirildi. Astronot taşımak için tasarlanmış bu fırlatma araçları, hayal ettiği değere ulaşıyordu.

Eylül 2009’da Falcon1 roketi, Dünya yörüngesine uydu yerleştiren ilk sıvı yakıtlı fırlatma aracı olmuştu. Uluslararası Uzay İstasyonu’na astronot gönderimi üzerinde yoğunlaşılmıştı. Elon’un asıl hedefi ise, Mars’ın keşfi ve iskanını başarmaktı.

25 Mayıs 2012’de de, Dragon, Uluslararası Uzay İstasyonu’na girdi ve SpaceX, buraya bir araç gönderen ve yanaştıran ilk ticari şirket olarak adını tarihe yazdırdı.

Tesla’nın izinden
Elon, ilham kaynağı olan Nikola Tesla’nın izinde kurulan Tesla Motors’un da ortak kurucularından biri olmuştu. Özellikle ürün tasarımı başkanıydı. Elektrikli araçlara olan ilgisi ise çok öncesine, çocukluk yaşlarına, Tesla’yı ilk keşfettiği zamanlara dayanıyordu. Böyle bir projeye soyunduğunda işe CEO olarak Martin Eberhard’ı işe almakla başladı. Bir yandan da başlangıcının temelinde büyük risk yatıyordu. Anaparanın neredeyse tamamını Tesla’nın ilk iki yatırım turuna harcadı.

Başarı kadar, başarısızlık da mümkündü. Bu projenin ilham kaynağı belliydi; hiçbir koşulda vazgeçmek olmazdı. 2008’de yaşanan ekonomik krizde de işte bu yüzden dayandı. Zorunlu işten çıkarmalar başlamıştı. Sonunda mecburen CEO görevinin altını da kendisi doldurdu.

Tesla Motors’un ürettiği ilk olarak ürettiği araba Tesla Roadster idi. Elektrikle çalışıyordu ve 31 ülkede yaklaşık 2500 adet satıldı. Ardı da geldi; üretimler devam etti. Bunun yanında Elon, sonunda Mercedes ve Toyota’ya sağladığı elektrik motorları ve güç aktarım organları ile uzun vadeli yatırımcı olarak bünyesine kazandırmayı da başarmıştı.

Vizyonu ise, öncelikli olarak varlıklı müşterileri kazanıp Tesla Roadster ile para kazanmak ve bu parayı daha düşük fiyatlı elektrikli araçların Ar-Ge’sine yatırmaktı. İşte bu yüzden Tesla Motors’un yola çıktığı günden beri, temel fiyatı Tesla Roasdster’in yarısı olan dört kapılı aile arabası Model S’in destekçisiydi.

Açıklanan raporlara göre, Elon’un Tesla projesinde yüzde 21 hissesi vardı; değeri ise 29 Mayıs 2013 itibarıyla 12 milyar dolar olarak belirlenmişti.

Küresel ısınma ile savaş
Elon’un, kuzeni Lyndon Rive’yi CEO’su ve ortak kurucusu olarak seçtiği şirketin adı SolarCity idi; Birleşik Devletler’in en büyük güneş enerjisi sağlayıcısıydı. Bu şirketi kurmaktaki asıl amacı ise, küresel ısınma ile savaşmaktı. Tıpkı Tesla’da olduğu gibi. Elon, bu şirketlere yatırım yapmasının altındaki en büyük motivasyon, çevreye karşı duyarlılığıydı.

2012’de Tesla Motors ve SolarCity’nin çatısındaki güneş panellerinin elektrik şebekesine etkisini yumuşatmak için elektrikli araç bataryalarını kullanmaya karar verdiğini açıkladı ve gerekli iş birliklerini de başlatmıştı.

Mars’ta hayat kurmak
Eylül 2015’te Elon, The Late Show With Stephen Colbert isimli televizyon programına katıldı ve kendisine Mars ile ilgili yöneltilen bir soruya şöyle cevap verdi: “Sonuçta, Mars’ı Dünya’ya benzer bir gezegene dönüştürebilirsiniz. Sıcaklığını artırabilirsiniz”.

Biraz daha detaylandırması istendiğinde, “Bunu yapmanın bir hızlı bir de yavaş olmak üzere iki yolu var. Hızlı yol Mars’taki çukurlara termonükleer bombalar atmak” dedi. Ancak daha sonra konuya bir açıklık getirdi ve bu fikrin sadece nükleer füzyon yoluyla Mars’ın yanında iki güneş oluşturmak olduğunu açıkladı.

Hayırsever yönü
Elon, sadece çevreye değil, yardıma ihtiyaç duyan herkese ya da her şeye duyarlıydı. Kazanmak istediklerinin temelinde hep bir şeylere dönüştürmek vardı.

Öncelikle başkanlık ettiği vakıftan bahsedelim; Musk Vakfı. Bu vakıf, çocuk sağlığı, bilimsel eğitim ve temiz enerji üzerine hayır işleri yapılması amacıyla kuruldu. Bununla birlikte, X Prize Vakfı’nın da yönetimi kendisine verilmişti. Burada da yenilenebilir enerjiye teşvik konusunda çalışmalar yürütülüyordu. Bunun gibi daha birçok vakfa da üyeydi ve buralarda hiçbir kâr amacı güdülmüyordu.

Sonunda Elon Musk, Nisan 2012’de The Giving Pledge’ye (Verme Yemini) katıldı ve servetinin çoğunu hayır işlerde harcayacağının yeminini verdi.

Verdiği yemin, küçücük bir çocukken kendine verdiği sözlerle eşdeğerdi sanki ve belli ki çocukluğuna dönmenin iç huzurunu da yaşıyordu. Hatta belki kim bilir Elon Musk, büyüdüğünü, çok şey başardığını ve daha başaracaklarını Nisan 2012’de dünya gözüyle görmüş oldu. Yine de şu an biliyor ve hissediyorum ki, onun gönlü dünya gözüyle görecekleriyle yetinecek kadar dar bakamıyor hayata. Görmek, bilmek, tanımak, bir selam verip dönmek istediği koskoca bir evren var.

İlhamlarına olan saygısı, sürdüğü izler ve başarılarıyla bir Elon Musk geçiyor bu dünyadan…

cosmos

Cosmos evrenin tamamını kapsayan eşsiz bir yapıdır. Kozmozu anlamak, kozmos hakkında bilgi almak için web sitemize üye olabilirsiniz. Çeşitli etkinliklerin ve aktivitelerin yer aldığı web sitemize üye olarak uzay bilimleri hakkında en iyi en kaliteli bilgiye sahip olabileceğiniz gibi ingilizce eğitimi konusunda ücretsiz ingilizce eğitimi alabilirsiniz. Uzay bilimleri konusu insanın ufkunu açan büyük düşünmesini sağlayan çok zevkli bir konudur. Teknolojik gelişmeler hakkında bilgi almak yada uzaylılar konusunda yaşanan en son gelişmeleri öğrenmek için web sitemizi takip edin.

Cosmos hakkında bilgi paylaşımı web sitesi

Kozmos Belgeseli

Web Sitemizde kozmos hakkında en yeni en iyi belgeselleri bulabilirsiniz.
en iyi kozmos belgeseli nerede acaba? diyorsanız, doğru yerdesiniz. kozmos belgeselini web sitemiz üzerinden ücretsiz izleyebilirsiniz.
Cosmos, Türkçe telaffuzuyla Kozmos, hepimize uzayı, evreni çağrıştıran bir kelimedir. Anlamına baktığınızda ise derin bir mana dünyasından çıkıp geldiğini hissediyoruz. Latince kökenli kelime, ‘düzenli, uyumlu ve sistematik bir evren’ anlamı taşıyor. Yani bir tesadüfler zincirinden ziyade, kendi varoluşunu kontrol altında tutan ve varolmaya devam etmek için sistematiğini koruyan ve geliştiren bir yapıyı işaret ediyor. Bu yapı ise, vücudumuzdaki hücrelerden gökyüzündeki galaksilere değin her şeyi kapsayan, içinde yaşadığımız evrenin ta kendisidir, kozmos.

En Yeni Kozmos Belgeseli Dizisi Sadece Burada

Kozmos Belgeseli bölüm 1 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 2 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 3 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 4 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 5 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 6 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 7 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 8 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 9 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 10 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 11 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 12 carl sagan

Kozmos Belgeseli bölüm 13 carl sagan

Kozmos Belgeseli Hakkında

Kozmos Evrenin ve Yaşamın Sırları Kitabı (Kozmos dizisinin kitaplaştırılmış hali)
Dileyen arkadaşlar kozmos belgeselinin kitabını alıp okuyabilir…
Carl Sagan ÖNCE TV DİZİSİNİ Yapmıştır, SONRA KİTAP Yazmıştır…
Satın Alma Linki ;

https://www.kitapyurdu.com/kitap/kozmos-evrenin-ve-yasamin-sirlari/3295.html&filter_name=kozmos

Carl Sagan
ALTIN KİTAPLAR

“Carl Sagan zamanımızın en parlak bilim adamlarından biridir… İçinde varlığımızı sürdürdüğümüz akıllara durgunluk veren Kozmos’un sonsuzluğunu dile getirirken bilimin geçmişine, şimdiki zamanına ve geleceğine ilişkin muhteşem bir eser yaratmış.”Associated Press

“Alanında göz kamaştırıcı, önerilerinde kışkırtıcı. Bu kitabı okuyan herkesin, etkisi altında kalacağından hiç kuşkum yok.” The Miami Herald

“Sagan edebi bir coşkuyla yazıyor. Harika bir eser. İnsan aklının tüm noktalarına değinen Kozmos gerçek olmayacak kadar gerçek.”
The Cleveland Plain Dealer

– İnsanoğlu uzay okyanusuna açılıyor
– Canlıların ve evrenin yapısı
– Doğa yasaları tüm evrende geçerlidir
– Cennet ve cehennem
– Başka gezegenlerde yaşam var mı?
– Keşif yolculuklarının öyküsü
– Samanyolu: Gecenin bel kemiği
– Zaman ve mekan içinde yolculuk
– Başka evrenlerin kapısı karadelikler
– Sonsuzluğun kıyısı: Dördüncü boyut
– Aklın evreni
– Galaktik uygarlık
– Yaşamak ya da yokolmak konusunda kim karara verecek?

ÖNCE TV DİZİSİ, SONRA KİTAP…

Çağımızda gelişmişliğin bir ölçütü de halkın bilgi ve kültür düzeyidir. İleri ülkelerde bu düzeyi yükseltmek amacıyla bütün basın yayın organla­rının el ele verdiğini görmekteyiz. Bilimsel konuları geniş yığınlara tanıt­ma, sevdirme ve onları aydınlatmada başta televizyon olmak üzere, kitle haberleşme araçları etkin bir rol oynamakta.

Bilimsel dizilerin amacına ulaşması için izlenen tamamlayıcı bir yol da, dizi senaryolarının geliştirilerek kitap haline getirilmesidir. Çünkü TV dizisinin program süresiyle sınırlı akışı içinde aktarılan yoğun bilginin algılanması, derinlemesine kavranması güçlüğü söz konusudur. İşte diziy­le birlikte oluşturulan kitaplar, anlaşılması dikkat isteyen konulara yeni­den eğilme olanağı vermektedir.

Bilimsel Sorunlar Dizimizin ilk kitabı olarak sunduğumuz, iktisadi düşüncenin başlangıcından günümüze dek temel öğretilerini konu alan Kuşku Çağı (The Age of Uncertainty) ile insanlığın evriminde önemli bir aşamayı oluşturan uzayın keşfini konu alan Kozmos (Kozmos Belgeseli) adlı yapıt­lar, dünyanın en ünlü TV kurumlarınca gerçekleştirilen iki önemli dizisi­nin kitaplarıdır. Olanaklarımız ölçüsünde ilginç görüntülerini vermeye çalıştığımız, gösterildiği her ülkede halkın beğeni ve ilgisini toplayan bu dizilerden Kozmos Türkiye televizyonunda gösterilmiş bulunmaktadır.

Halkımızın bilim-kurgu ürünü film ve kitaplarla gidermeye çalıştığı, evrenin ve yaşamın sırlarına duyduğu derin merakı büyük ölçüde gidere­cek bilimsel bir yapıt Kosmos. Yazarı Carl Sagan, halk kitlelerinin ilgisine ve yararına sunulmayan bilimi, “mutlu bir azınlığın ayrıcalığı” olarak ta­nımlamakta, araştırma ve buluşların halka mal edilmesi yolunda özel bir çaba göstermektedir.

“Olağanüstü Bilimsel Başarı ve Bilimi Halka Ulaştırma” Ödülü’nün sahibi olan Carl Sagan, Kozmos’un yapısıyla yeryüzündeki yaşam arasın­daki bağı vurgulamak için kendini şöyle tanıtıyor:

“BEN CARL SAGAN ADINDA..

…su, kalsiyum ve organik moleküllerin toplamıyım. Siz de öylesiniz, yalnız adınız başka. Ama hepsi bu kadar mı?”

Olabilir mi?…

Carl Sagan, Gezegen Araştırmaları Laboratuvarı başyöneticisi ve Cornell Üniversitesi Uzay Bilimleri ve Astronomi Bölümü öğretim üyesi­dir. Mariner, Viking ve Voyager uzay araçları yolculukları ve araştırmala­rında başrolü oynamıştır. Uluslararası Astronomi Ödülü’nü kazanan bu ünlü bilim adamı, “Amerikan Astronomi Derneği Gezegenler Bilimi Bö­lümü”, “Bilimin İlerleyişi Derneği” ve “Amerikan Jeofizik Birliği” başka­nıdır.

Dr. Sagan dört yüz bilimsel ve popüler makale yayınlamıştır. Yazarı olduğu bir düzineden fazla kitabı vardır. Evrende Akıllı Yaşam (Intelligenî Life in îhe Universe), Kozmik İlişki (The Cosmic Conrıection), Cennetin Canavarı (The Dragon of Eden), Dünyanın Fısıltıları (Murmurs of Ecırth) bunlardan bazıları.

Carl Sagan için, yukarıda özetlenen bunca önemli ve onurlu görevi yüklendiğini söylemek yeterli mi?… Hepsi bu kadar mı? Olabilir mi?…

Carl Sagan, insanın öğrenme merakını giderme, evreni keşfetme ça­basının da ötesinde bir görev taşıdığının bilincinde… İnsan soyunun sür­dürülmesinin, uygarlığımızın korunup geliştirilmesinin en önemli koşulu olan ‘’evrensel barış”ın da savunucusu Carl Sagan.

1975’te “İnsanlığın Refah ve Huzuruna Büyük Katkıda Bulunmuş Kişi” ve 1978’de Pulitzer Edebiyat ödüllerini alan Carl Sagan’ın tüm in­sanlığa mesajı şu:

KOZMOS’UN KEŞFİ, KENDİ KENDİMİZİ KEŞİF YOLCULUĞUDUR…

“Biz hem gökyüzünün, hem yeryüzünün çocuklarıyız. Bu gezegen üzerindeki varlığımız süresince tehlikeli bir evrimsel yük sırtlamış bulunuyoruz. Bu yük torbasının içinde saldırıya ve töreye yatkınlık, liderlere baş eğme ve yabancılara düşmanca davranış gibi kalıtsal eğilimler yer alı­yor. Fakat aynı zamanda başkalarına karşı şefkat, çocuklarımıza karşı sevgi, tarihten bir şeyler öğrenme ve giderek zekâ ve yeteneklerimize bir şeyler katma eğilimlerine de sahibiz; bunlar da hayatta kalmamıza ve re­fahımızı sürdürmeye yarayan etkenler… Yapımızdaki bu eğilimlerin han­gileri üstün gelecek bilmiyoruz…

Bizi Kozmos’un enginliklerinde kaçınamayacağımız bir hedef beklemekte. Dünya-dışı akıllı varlıkların bulunduğuna ilişkin henüz açık belir­tiler yok. Bu, bizimkine benzer uygarlıklar acaba hiç durmamacasına kendi kendilerini yok mu ediyorlar, diye bir soru getiriyor aklımıza. Yer­küremize uzaydan baktığımızda, ulusal sınır diye bir şey göremiyoruz. Uzaydan gezegenimizin incecik mavi bir hilal, sonra da yıldızlar kenti arasında bir ışık noktası olarak göründüğünü izleyince; etnik, dinsel ya da ulusal şovenist davranışların sürdürülmesi akıl almaz bir duruma dönüşü­yor…

Hayatın hiçbir zaman başlama olanağı bulunmadığı dünyalar var. Kozmik felaketlerin yakıp yıktığı dünyalar da var. Biz talihliyiz, hayatta­yız, güçlüyüz. Uygarlığımızın ve türümüzün refahı elimizde olan bir şey. Eğer yerküre adına bizler söz sahibi değilsek kim olabilir? Varlığımızı sürdürmede karar veren bizler olamazsak kim olabilir?…”

Dr. Turhan Bozkurt

SUNUŞ

Çağlar boyunca girişilecek sabırlı ve dikkatli çalışmalar, bugün için sır perdesinin arkasında kalan birçok şeyi aydınlığa kavuştura­caktır. İnsan, evrenin sırlarını araştırmak için yaşamının tümünü bile harcasa, yine de böylesine engin bir sorun karşısında yeterli ola­maz. Bu nedenle bilgiler, ancak çağlar aşıldıkça insanoğlunun önü­ne serilecektir. Bir zaman gelecek, o günün insanları kendilerince bilinen şeylerin daha önceleri bilinmeyişine şaşacaklar… Birçok bu­luşun ortaya çıkışı, bizlerin anısı çoktan silinip gittiği dönemlere rastlayacaktır. Her çağın insanına, araştırılmak üzere sorular gizle­mesini beceremeyen bir evren, çekici olmaktan uzak, tekdüze bir yaşam ortamı oluştururdu.

Seneca, Doğa Sorunları 7. Kitap MS 1. Yüzyıl

Bugün bizler için apaçık olan gerçekler, eski zamanlarda evrenin akıl sır ermeyen olguları arasındaydı. Günlük yaşamdaki en basit bir olay bile evrenin sırlarıyla ilişkili olarak yorumlanıyordu. Bu konuya bir örnek olarak, Asurların MÖ 1000 yıllarında, diş ağrısına neden olduğu sanılan bir kurt için düzdükleri tılsımlı dizeleri gösterebiliriz. Bu dizeler evrenin başlangıcını araştırmakla başlayıp diş ağrısı için bir tedavi yöntemi salık vermekle son bulur.
Evren, Anu tarafından Yeryüzü, evren tarafından Akarsular, yeryüzü tarafından Dereler, akarsular tarafından Bataklıklar, dereler tarafından Ve küçük kurt, bataklıklar tarafından Yaratıldıktan sonra, Küçük kurt ağlaya sızlaya Tanrı Samaş’ın huzuruna vardı Yaşlı gözlerle dedi ki:

“Bana vereceğin besin ne ola?”
“İncirle kayısı senin ola.”
“Bunlar ne ki benim için?

İncirle kayısı ha!

Bırak da hiç olmazsa

Dişle dişeti arasına sokulayım

Azı dişlerinin içine yerleşeyim.”

“Madem ki böyle dedin, ey küçük kurt,

Kahretsin seni Toprak Ana O kudretli eliyle…”
(Diş ağrısına karşı düzülmüş tılsımlı dizeler.)

Tedavisi: Mayalanmış arpa suyuna karıştırılmış yağ, bu dizeler uç kez yinelenerek ağrıyan dişin üzerine sürülecek.

Atalarımız, içinde yaşadıkları dünyanın sırlarını öğrenmeye can attıkları halde, bunun yöntemini keşfedememişlerdi. Anular, Sarmaş’lar gibi tanrıların egemen güçler oluşturdukları küçücük, garip ve aciz bir dünya varsayımıyla yaşıyorlardı. Böyle bir dünyada, insanoğlu önemli ol­masına önemli, ama başlıca rolü üstlenmekten uzak bir yaşam sürüyordu. Doğayla insan sıkı bir bağlantı içindeydi. Diş ağrısının mayalanmış arpa suyuyla tedavisi, en derin evrensel gizleri içeriyordu.

Günümüzdeyse evreni anlamamızı sağlayan seçkin, güçlü ve adı “bi­lim” olan bir yöntem bulduk. Bilim bize, varlığı öylesine eskilere uzanan ve öylesine engin bir evrenin gizlerini önümüze serdi ki, bunun karşısında insanoğluna ilişkin sorunlar bile neredeyse önemini yitirdi. Böylece Koz­mos, günlük yaşamımızla ilgisi bulunmayan uzak, soyut bir kavram gibi göründü. Ne var ki, bilim giderek evrenin insanı coşkuya boğan bir gör­kemi bulunduğunu ve aklın bu giz perdesini aralamaya yetebileceğini or­taya koymakla kalmamış, insanoğlunun gerçekten evrenin bir parçası ol­duğunu, ondan kaynaklanarak yine onda son bulduğunu göstermiştir. En temelinden en önemsizine dek insana ilişkin tüm olguları, evrene ve onun kökenlerine bağlayabiliriz. Bu kitap işte böyle bir kozmik perspek­tifin keşfini amaçlamaktadır.

1976 yılının yazı ve sonbaharında, yaklaşık yüz kadar bilim adamı ar­kadaşımla birlikte, Mars gezegeninin keşfine gönderilen Viking uzay ara­cı projesinin hazırlanmasında görev aldım. İnsanlık tarihinde ilk kez baş­ka bir gezegenin yüzeyine iki uzay aracı indirmiştik. Kitabın beşinci bölü­münde ayrıntılı biçimde anlatılacağı üzere, aldığımız sonuçlar gerçekten göz kamaştırıcıydı ve bunun tarihsel anlamı tüm açıklığıyla ortadaydı. Buna karşın, dünya kamuoyu bu büyük olaydan hemen hemen habersiz bırakılıyordu. Basın bu konuya pek ilgi göstermedi, televizyonsa olayı adeta görmezlikten geldi. Mars gezegeninde hayat olup olmadığı sorusu­na kesin bir yanıtın alınamayacağı anlaşılınca, halkın ilgisi daha da azaldı. Yanıtların kesinkes olmayıp her iki yana da çekilebilmesine, hoşgörü gös­terilmiyordu. Mars gezegenindeki gök renginin, önceleri yanlış olarak bildirildiği gibi, mavi değil de pembemsi bir sarı renkte olduğu belirlenince, bu konuda haber toplayan muhabirlerin düş kırıklığıyla karşılaştık. Mars gezegeninin bu bakımdan da üzerinde yaşadığımız yerküremize benzemesini arzuluyorlardı. Bu gezegenin yerküremize az benzediği oranda kamuoyunun ilgisinin azalacağı kanısındaydılar. Oysa Mars yüze­yinin insanın heyecandan soluğunu kesecek kadar ilginç görünümleri var.

Yaşamın, dünyamızın ve Kozmos’un oluşumunun sırrı, başka gezegenlerde insanüstü akıllı canlıların bulunması olasılığı gibi birbiriyle iliş­kili birçok bilimsel sorunun yanıtlarını aramak üzere kamuoyunun uzayın keşfine çıkılmasına genellikle ilgi duyduğu inancındayım. Bu ilginin çok güçlü iletişim aracı olan televizyon aracılığıyla harekete geçirilebileceğini düşündüğümden, Viking Verileri Analizi ve Planlama Müdürü B. Gentry Lee ile birlikte bir televizyon dizisi yapmayı kararlaştırdık. Astronomiyi konu edinen bu televizyon dizisinde insan öğesinin geniş bir yer alması, insanoğlunun aklına olduğu kadar yüreğine de hitap edilmesi gerekiyor­du. Çekimi üç yıl süren ve adı “Kozmos Projesi” olan bu dizinin hazırlan­ması için yazarlar, rejisörler ve prodüktörlerle işbirliği yaptık. Kozmos di­zisinin 140 milyon kişi tarafından televizyonda izleneceği hesaplandı. Bu hesaba göre, yeryüzündeki insan nüfusunun ancak yüzde 3’ü bu diziye il­gi gösterebilirdi. Ne var ki, bizler, dünyanın oluşumu ve yapısına ilişkin en derin bilimsel sorunların, çok büyük bir çoğunluğun ilgisini ve öğren­me açlığını kamçıladığı kanısındayız. Sıradan insanın sanıldığından çok daha bilgi peşinde koştuğuna inanıyoruz. Çağımızın, uygarlığın ve belki de insan türünün geleceği açısından bir yol kavşağında bulunmaktadır. Sapacağımız yol hangisi olursa olsun, alınyazımız kaçınılmaz bir biçimde bilime bağlıdır. Var olmak, hayatta kalabilmek için bilim vazgeçilemeye­cek kadar temel bir gereksinimdir. Üstelik bilim, insanoğluna zevk verir; evrimin yasaları öğrenmenin, anlamanın insanoğluna zevk vermesini sağ­layacak biçimde düzenlenmiştir. Çünkü hayatta kalabilmek daha çok öğrenebilenlerin, anlayanların harcı olacaktır. Kozmos televizyon dizisiyle Kozmos adını taşıyan bu kitabın, bilime ilişkin bazı düşüncelerin, yöntem­lerin ve bilim zevkinin iletilmesinde yararlı bir girişim olduğu inancında­yız.

Kitapla televizyon dizisi el ele bir gelişim içinde oluştular. Aslında biri ötekinin temelini oluşturdu. Ama yine de kitaplarla televizyon dizile­rinin birbirinden ayrı yaklaşımları ve özellikleri vardır. Kitabın en önemli özelliklerinden biri, okura, anlaşılması dikkat isteyen konulara yeniden eğilme fırsatı vermesidir. Televizyonda böyle bir fırsat henüz yeni doğ­maktadır videoteypler sayesinde. Bir yazarın kitapta bir konuyu derinlemesine ve ayrıntılı olarak ele alması, televizyondaki elli sekiz dakika ve otuz saniye gibi bir zaman giyotini korkusu bulunmadığından, daha kolaydır. Televizyon dizisindeki bölümlerin kitabın bölümleriyle eş konular­da başlayıp bitirilmesine özen gösterilmiştir. Birinin verdiği zevki öteki­nin tamamlaması da mümkündür.

Kitapta bazı konular tarih sırasına göre ele alınmamıştır. Örneğin, Johannes Kepler’in anlatıldığı üçüncü bölümden çok sonraki yedinci bölümde eski Yunan bilgilerinin düşünceleri ele alınıyor. Öyle sanıyorum ki, Yunan bilginlerinin fikirlerine, hangi konuları gözden kaçırmış olduk­larını saptadıktan sonra eğilmek daha uygun olur.

Bilim, insanoğlunun yaşamındaki öteki çabalarından ayrı bir uğraş olarak ele alınamayacağından, sosyal, siyasal, dini ve felsefi birçok soruna bazen kuşbakışı bir göz atılarak, bazen de doğrudan içine girilerek yer ve­rildi. Bu nedenle, yeri geldiği ve gerektiğince, hem televizyon dizisinde, hem kitapta sosyal sorunlara da değindim.

Bilimin temelinde düştüğü yanılgıyı düzeltme öğesi yatar. Yeni de­ney sonuçları ve yeni düşünceler, sürekli olarak eskiden giz olan şeyleri çözümlemektedir. Örneğin, dokuzuncu bölümde, adı “nötrin” olan görülmesi zor zerreciklerden pek azının Güneş’ten kaynaklandığı sanılıyor bu­…

Dünyanın Oluşumu-Kozmos Belgeseli ve Ötesi Belgesel izle Türkçe Dublaj

kozmos 4. boyut

cosmos bir uzay serüveni

Web Sitemizde cosmos bir uzay serüveni hakkında en yeni en iyi belgeselleri bulabilirsiniz.
en iyi cosmos bir uzay serüveni nerede acaba? diyorsanız, doğru yerdesiniz. cosmos bir uzay serüveni dizisini web sitemiz üzerinden tüm bölümlerini ücretsiz izleyebilirsiniz.
Cosmos, Türkçe telaffuzuyla Kozmos, hepimize uzayı, evreni çağrıştıran bir kelimedir. Anlamına baktığınızda ise derin bir mana dünyasından çıkıp geldiğini hissediyoruz. Latince kökenli kelime, ‘düzenli, uyumlu ve sistematik bir evren’ anlamı taşıyor. Yani bir tesadüfler zincirinden ziyade, kendi varoluşunu kontrol altında tutan ve varolmaya devam etmek için sistematiğini koruyan ve geliştiren bir yapıyı işaret ediyor. Bu yapı ise, vücudumuzdaki hücrelerden gökyüzündeki galaksilere değin her şeyi kapsayan, içinde yaşadığımız evrenin ta kendisidir, kozmos.

en yeni cosmos bir uzay serüveni sadece burada

Cosmos Belgeseli ;

https://www.youtube.com/playlist?list=PL07TjDTbKFo0aHvABIyttfKx-wAE8PV2g

Cosmos bir uzay serüveni ;

https://www.youtube.com/playlist?list=PLe1xG6s3xy9PQcJmofv0fLvLG9yH4hXYh

UZAY BELGESELİ ;

https://www.youtube.com/playlist?list=PLqhuQtlRHSrIFgZGqotxftN3UXYV7GQVp

Biz Sizi Arayalim
+
Beni Ara!
Open chat
Araç çubuğuna atla