Daha Hızlı Bir Site İçin Ücretsiz WordPress Eklentileri

Daha Hızlı Bir Site İçin Ücretsiz WordPress Eklentileri: Önbelleklemeden Görüntü Optimizasyonuna
WordPress’te Hızlı bir web sitesi birçok nedenden dolayı mutlu bir web sitesidir. Google mutludur, kullanıcılar mutludur ve gerçekten hızlı bir şekilde istediğimiz şey sağduyulu.

WordPress sadece bu kadar optimize edilebilir. Tam olarak sahip olabileceğiniz en hızlı arka uç olmayan bir PHP / MySQL kurulumunda çalışır. Ancak, sayfalarınızın daha hızlı yüklenmesini sağlamak için ön ucu ve sunucunuzu optimize etmek için kullanabileceğiniz birçok eklenti var.

Bu yayında, tipik bir WP web sitesini hızlandırmak için kişisel favori eklentilerimi paylaşacağım.

Not Bunların hepsini aynı anda yüklemenizi önermiyorum. Bu kesinlikle “overkill” olarak nitelenir.

Bununla birlikte, bunlardan birkaçını hala alabilir ve ihtiyaçlarınızı karşılayan, hız problemlerinizi çözen ve toplam sayfa yükleme sürenizi bir saniyenin altına düşürecek bir avuç eklenti bulabilirsiniz.

WP En Hızlı Önbellek

En hızlı önbellek wp

Yıllar geçtikçe sayısız WordPress önbellek eklentisi gelip gittiğini gördüm. Web sitelerimin çoğu için hala kişisel olarak W3 Total’i kullanıyorum, ancak bazı rakiplerin yerine aşamalı olduğunu görüyorum.

Yani en popüler yarışmacı WP En Hızlı Önbellek. Bu, bazı inanılmaz önbellek özellikleri ile birlikte gelen tamamen ücretsiz bir WordPress eklentisidir.

Dosyaları en hızlı şekilde önbelleğe almak içindir, bu nedenle bu basit bir eklenti değildir. Bu sadece v0.8 olmasına rağmen diğer önbellek eklentilerinden çok daha hızlı bir ihtimal.

Bununla birlikte, dev ekip tarafından yoğun olarak destekleniyor ve 5 yıldızlı sütunda 2.000’in üzerinde inceleme bulunuyor. Birçok WP kullanıcısı bu eklentiden oldukça memnun görünüyor.

Peki onu kullanmalısın? Kesinlikle bir başparmak vereceğim.

Ancak, içerdiği varsayılan ayarlarla herhangi bir önbellek eklentisini yükleyerek gerçekten yanlış gidemeyeceğinizi söyleyebilirim.

WP Süper Önbellek

wp süper önbellek

Başka bir hızlı önbellekleme eklentisi WP Süper Önbellek.

Bunu kişisel portföy web sitemde kullanıyorum ve harika. Bunu çok fazla sayfa içermeyen daha küçük içerikli siteler veya tonlarca yazı içermeyen daha küçük bloglar için tavsiye ederim.

Daha büyük web siteleri ve muhtemelen e-ticaret siteleri için biraz daha güçlü bir şey isteyebilirsiniz. Yukarıda bahsettiğim En Hızlı Önbellek eklentisi gibi bir şey.

WP Super Cache’nin anahtarı kullanım kolaylığıdır. Bu küçük işletme web sitesi gibi bir müşteri sitesi için çok iyi olurdu.

Siz sadece ayarladınız ve çalışmasına izin verdiniz. W3TC kadar kabarık değil ama yine de sayfa yükleme sürelerini iyileştirecek kadar güçlü.

BJ Tembel Yük
bj tembel yük eklentisi

Tembel yükleme, sayfa hızını arttırmanın en kolay yollarından biridir. Yalnızca toplam görüntüleri azaltır ve tarayıcıyı zaman içinde varlık indirmeye zorlar.

Genellikle, sayfanız ilk kez yüklendiğinde, tarayıcıya tüm varlıkları aynı anda indirmesini söyler.

BJ Lazy Load gibi bir eklentiyle, tarayıcıya bu içerik kullanıcı tarafından görüntülenene kadar yüklenmesini beklemesini söyleyebilirsiniz.

Bu nedenle, 30 veya 40 resimli bir yayınınız varsa, yalnızca bu içeriği tembel olarak yükleyerek sıraya alınmış HTTP isteklerinin toplam sayısını büyük ölçüde azaltabilirsiniz. Kullanıcı aşağı kayarsa, görüntüler belirir. Olmazsa, asla yüklenemezler.

Bu tembel yük özelliklerinden bazılarının, yavaş sunucuları olan bazı web sitelerinde biraz can sıkıcı olduğunu gördüm. Özellikle ucuz VPS kurulumları veya paylaşılan barındırma ile.

Bu yüzden tembel yüklemeye devam ederseniz, lütfen güçlü bir sunucu veya harika bir CDN kullandığınızdan emin olun.

WP SmushIt
wp smushit eklentisi

Yukarıda belirtilen BJ Lazy Load, resimlerinizi hızlandırmanın bir yoludur.

Diğer bir yol da, boyutlarının daha az bant genişliği ile sonuçta daha hızlı yüklenebilmesi için sıkıştırılmasıdır.

Eklentiler için WordPress’i ararsanız, burada birkaç farklı seçenek bulabilirsiniz. Ancak, resimlerinizi yüklendiklerinde otomatik olarak en iyi duruma getiren ücretsiz bir optimizasyon eklentisi olan WP SmushIt’a oldukça kısmi oldum.

Bu eklenti medya kitaplığına bağlanır, böylece bir resmi WordPress’e her yüklediğinizde boyut için otomatik olarak optimize edilir.

Bazı görüntüler oldukça azalır. Diğerlerine sadece zar zor dokunulur. Her iki durumda da kümülatif etki büyüktür ve çok görüntü ağırlıklı bir web siteniz varsa, bu kesinlikle yüklemeye değer.

Tipik sayfa yükünüzde kaç KB (veya MB!) Tıraş olabileceğinizi görünce şaşıracaksınız.

En iyisi WP SmushIt eklentisi, tipik iş akışınızı etkilemez. Bu şekilde olmaz veya herhangi bir özelleştirme gerektirmez. Sadece kurun ve bu şeyin büyüsünü çalışmasına izin verin.

ShortPixel
shortpixel eklentisi

İşte WordPress kullanıcıları için bir başka harika görüntü optimizasyon eklentisi.

ShortPixel Image Optimizer da tamamen ücretsizdir ve SmushIt ile aynı şekilde çalışır. Onaylandı ShortPixel kullanmadım, bu yüzden üretim iş akışına tam olarak nasıl uyduğunu söyleyemem.

Ancak eklentinin incelemeleri ve ücretsiz olarak aldığınız birçok özelliği nedeniyle test edilmeye değer olduğunu düşünüyorum. Animasyonlu GIF’ler ve hatta daha yeni WebP resim formatıyla çalışır. Oldukça havalı!

Ayrıca, ShortPixel’den yüklenen ve tümü WordPress yoluyla işlenen @ 2x görüntüler için tam retina desteği alabilirsiniz. Kesinlikle daha önce gördüğüm bir gelişmiş görüntü optimizasyon eklentisi.

TinyPNG Sıkıştırma Eklentisi
tinypng sıkıştırma eklentisi

TinyPNG’deki insanlar bu kullanışlı WP eklentisi ile ellerini özel görüntü optimizasyonunda denediler.

TinyPNG yalnızca PNG dosyalarını sıkıştırdığından, bu eklentinin de aynı şeyi yaptığını düşünebilirsiniz. Ancak aslında JPEG’leri, GIF’leri işler ve görüntünün tamamen aynı görünmesini sağlayan benzer bir sıkıştırma modelini izler.

Sıkıştırmanın güzelliği şudur: dosya boyutunda daha küçük bir resim alırsınız, ancak görsel olarak yüklediğinizle aynı görünüyor. Daha ne kadar isteyebilirsin?

TinyPNG’nin güzel özelliklerinden biri, resimlerinizi başka bir yere boşaltmak istiyorsanız S3 / CloudFront gibi bir CDN’yi de desteklemesi. Bununla birlikte, SmushIt’ın çeşitli CDN’leri de desteklediğini biliyorum, bu yüzden bu satış noktası ne tür bir CDN entegrasyonuna ihtiyacınız olduğuna bağlı.

Her iki şekilde de, meselenin net olduğunu umuyorum: WordPress’te görüntü optimizasyonu söz konusu olduğunda çöp seçiminizi yaptınız.

Autoptimize

autoptimize

Autoptimize ile bir süredir kendi sitemde çalıştım ve kesinlikle harika.

Bu eklenti, sayfa kodunuzu HTML, CSS ve hatta harici dosyaları küçültebilecek şekilde optimize etmenizi sağlar. Bir şeyi değiştirmenize gerek yoktur ve bu eklenti yalnızca ön uçta çalışır, böylece tema dosyalarınız değişmeden kalır.

Muhtemelen bu eklenti ile benim için en büyük satış noktası budur. Tema kodunuzu, küçültülmüş kodu karıştırmadan yine de düzenleyebilirsiniz, ancak önyüzde çalışan küçültülmüş kodun avantajlarından da yararlanabilirsiniz.

Doğal olarak bu, CDN’ler ve çeşitli önbellek eklentileriyle de uyumludur, bu nedenle hemen hemen her ortamda çalışır.

Sitenizdeki gerçek kodun küçültülmesi ve sıkıştırılması söz konusu olduğunda, her zaman bu eklentiyi öneririm. Muhtemelen WordPress’in sunduğu en iyisidir.

GZIP Sıkıştırma
gzip sıkıştırma eklentisi

WPS Giriş Gizle
wps giriş bilgilerini gizle

Bu eklenti sayfasının sizi aldatmasına izin vermeyin: bu yalnızca Fransızca bir eklenti değildir. Ancak tasarımcıların Fransa’ya dayanabileceğine bahse girerim.

WPS Girişi Gizle giriş sayfası URL’nizi temelde herhangi bir şeyle değiştirmenize olanak sağlar. Bu şekilde gerçek giriş URL’nizi maskeleyebilir ve sitenizi bilgisayar korsanlığı girişimlerinden koruyabilirsiniz.

Bu durum sitenizi hemen hızlandırmasa da, uzun vadede DDoS saldırıları veya kaba kuvvet saldırılarına karşı gerçek bir koruma sağlayacak. İnsanlar daha büyük bir siteyi hedeflediklerinde WordPress giriş girişimleri korkunç olabilir.

Büyük saldırılar sunucunuzu bir taramaya götürebilir ve bu sayfa hızı için istediğiniz en son şeydir.

Bu nedenle bazen en kolay çözüm giriş sayfanızı farklı bir URL’ye taşımak ve bunun yerine onu ezberlemektir.

WP Sınırı Giriş Denemesi
wp limit girişi

Giriş sayfanızı korumanın bir diğer uygun alternatifi WP Limitli Girişim Denemesi eklentisidir.

Bu, giriş URL’nizi değiştirmez ancak bunun yerine siteye giriş yapmanız gereken toplam deneme sayısını sınırlar. Arka uçta, her benzersiz IP’nin giriş yapması gereken toplam deneme sayısını ve ne kadar süredir kilitlenemeyeceklerini belirlersiniz.

Eğer şifrenizi unutursanız bu durum geri tepebilir, bu yüzden numarayı makul bir miktara ayarladığınızdan emin olun.

Diğer bir seçenek de giriş URL’nizi maskelemek ve girişimleri sınırlandırmak için buna benzer bir eklenti kullanmaktır. Korumayı bu şekilde iki katına çıkaracaksınız ve fazlaca gözükse de, WordPress web sitenize daha fazla güvenlik eklemenin garantili bir yolu.

Hız Yükseltici Paketi

hız yükseltici paketi eklentisi

Speed ​​Booster Pack eklentisi radarımda oldukça yeni ve daha önce denediğim bir şey değil.

Ancak, tüm özellikleri ve ne elde edeceğiniz fantastik bir eklenti gibi görünüyor.

Bu, dahili bir sayfa hızı puanlama özelliğine sahip tamamen hafif bir eklentidir. Site hızınızı artıran temel özelliklerden bazıları:

Komut dosyalarını altbilgiye taşıma
Tüm satır içi kodunu küçült
Görüntüleri otomatik olarak sıkıştırır
Tüm JS dosyaları Google kütüphane CDN’lerinden gelmektedir.
Sorgu dizelerini statik URL’lerden kaldırır
Ve bir sürü daha fazlası!

Bu özelliklerden bazıları diğer eklentilerde bulunabilir. Ama neden bu paketi çalıştırıp tüm özellikleri bir araya getirmiyorsunuz?

Her WordPress kullanıcısına bunun gibi birleşik bir eklenti istememesi için verilenleri anlamaya çalışıyorum. Ama en azından bir şansını tanıyabilir ve ne düşündüğünü görebilirsin.

WP Performans Puanı Artırıcı
wp performans puanı

İşte optimizasyon özellikleriyle ağzına kadar dolu bir pakette gelen çok benzer bir eklenti.

Ne demek istediğimi görmek için WP Performans Puanı Yükseltici ana sayfasına bakın. Görüntü sıkıştırma ve kod küçültmeyle birlikte otomatik GZIP sıkıştırması elde edersiniz.

Bu, tarayıcı önbelleğini Google PageSpeed ​​aracında çok büyük bir faktör olan varsayılan olarak da ayarlar.

Şu an itibariyle bu eklenti tamamen açık kaynaklı ve yeni özellikleri değiştirmek, güncellemek veya eklemek için kodu kendiniz düzenleyebilirsiniz. Çoğunlukla ekibin, eklentinin yayınlandığı GitHub’taki ana güncellemelerini de takip edebilirsiniz.

Çok fazla eklenti çalıştırmadan ve arka ucunuzu şişirmekten kaçınmak istiyorsanız, bir özellik kombinasyonu için mükemmel bir seçim.

Pagespeed Ninja

pagespeed ninja eklentisi

Yeni bir eklenti olduğundan Pagespeed Ninja’yı bu listeye dahil etmekte biraz tereddüt ettim. Hala daha v1.0 bile gelmedi.

Ancak bir tanesi özellikler listesine baktığımda ve sanki buraya ait gibi hissediyorum.

Bu size otomatik sayfa GZIP sıkıştırması verir, render engellemeyi düzeltir ve hatta CSS / JS dosyalarının yüklenmesini bile istediğiniz şekilde erteleyebilir. Ayrıca, site hızınızı radikal bir şekilde iyileştirmek için bir dizi kullanışlı özellik daha bulabilirsiniz.

Şu anda eklenti tüm 5 yıldız ve bir çift 4 yıldızlı yorumu var. Kesinlikle etkileyici lanet olası hiçbir 1-star değerlendirmeleri.

Bu, Pagespeed Ninja’nın sayfa yükleme sürelerini radikal bir şekilde iyileştirmek için en yeni ve en yeni WordPress eklentisi olabileceğini düşündürüyor.

Altbilgiye Komut Dosyaları
altbilgi eklentisine komut dosyaları

Adından da anlaşılacağı gibi, Scripts To Footer, tüm JS dosyalarınızı otomatik olarak temanızın alt bilgisine taşıyacaktır.

Bu, sayfa hızı için güçlü bir tekniktir, çünkü takma sayısını azaltır ve derhal DOM’u oluşturmaya başlar. Bazı web geliştiricileri bu uygulamayı sevmezler, çünkü DOM tamamen yüklenene kadar sayfadaki dinamik özellikleri bozabilir.

Ancak, diğer varlıkların altbilgiye taşınmasının çoğu durumda sayfa yükleme sürelerini azaltacağı inkar edilemez.

Sadece birkaç milisaniye olsa bile, yükleme sürenizi azaltabileceğiniz her şeyin bir etkisi olacaktır. Pagespeed Ninja gibi en büyük optimizasyon paketlerinden biriyle gitmiyorsanız, test etmeye değecek bir eklenti olma nedeni budur.

WP Optimize Et
wp optimize eklentisi

Temiz bir veritabanı, web siteniz için daha küçük bir toplam dosya boyutu anlamına gelir. Ancak, sonuçta daha hızlı veritabanı çağrıları anlamına gelen daha az sayıda veritabanı çağrısı anlamına da gelebilir.

WordPress veritabanını radikal iyileştirmeler için optimize etmek için gerçekten pek bir şey yapamazsınız. Size verdiği MySQL kurulumuyla çalışmak zorundasınız.

Ancak WP Optimize herhangi bir WordPress oturumu için harika bir ektir

PHP Programlamayı Öğrenmek İçin En İyi Premium Kurslar

Web Geliştirme Modern web geliştirme ile kendinize öğrenmek istediğiniz her şeyi öğretmek her zamankinden daha kolay. Ancak birçok öğrenme aracıyla nereden başlayacağınız konusunda hiçbir fikriniz olmayabilir.

Geçenlerde her iki ön uç + arka uç kodlamasında çok büyük bir web geliştirme kitabı listesi ele aldım. Bunlar, web siteleri yapmakla ciddi şekilde ilgilenen herkes için büyük bir değer taşıyor. Ancak herkes kitaplardan öğrenmeyi sevmez ve bu nedenle çevrimiçi kursların çoğunlukla daha iyi bir seçim olması.

Bu yazıda en iyi PHP öğrenme kursları için en çok tercih edilenlerimden birini seçtim. Bunlar, mutlak temellerden Zend ve Laravel gibi çerçeveler de dahil olmak üzere daha gelişmiş konseptlere kadar uzanmaktadır.

PHP’yi kendi başınıza öğrenmeyi umuyorsanız, bu liste ihtiyacınız olan her şeyi sunar.

Bu kurslardan bazılarını geçtikten sonra, WordPress gibi güçlü CMS’ye giren çalışmalar da dahil olmak üzere her şey PHP için yeni bir takdir kazanacaksınız.

  1. Tuts + PHP Temelleri
    tutsplus giriş php kursu

PHP’ye nereden başlayacağınız konusunda hiçbir fikrin olmadan giriyor musunuz? Bir değişkenin ne olduğundan ve nasıl çalıştığından emin değil misiniz?

Önünüzde kesinlikle uzun bir yolculuk geçireceksiniz… ama üzülmek yok! İlerlemenize yardımcı olacak çok sayıda içerik var. Bu Tuts + kursu, PHP’nin temelleri üzerinde en iyilerinden biridir. Düzinelerce özel video ve egzersiz dosyası dahil 7 saat uzunluğunda.

Her bölüm boyunca, PHP’de yeni dersler alacak ve gerçek dünya webapps için nasıl oluşturulacağını öğreneceksiniz. Bu aslında PHP sözdizimini anlamak için daha iyi derslerden biridir.

Bunun karmaşık uygulamalar oluşturmak veya PHP’yi hareket halinde kullanmakla ilgili bir şey olmadığını, bunun yerine dilin nasıl çalıştığını ve en iyi performans için kodunuzu nasıl yapılandırabileceğinizi öğrenmek olduğunu unutmayın.

Tuts +, büyük bir kurs kütüphanesine erişmek için aylık ücret ödeyeceğiniz premium bir kütüphane modelinde çalışır. Bu harika, çünkü bu PHP kursuna giremezsiniz. Başlangıç ​​düzeyinden gelişmiş PHP ve bir sürü başka webdev öğesi de dahil olmak üzere tüm kurslara erişiminiz olacak.

Favori çevrimiçi kaynaklarım bu premium formatı takip ediyor, bu nedenle Tuts + premium kurulumunu kontrol ettiğinizden ve ne düşündüğünüzü gördüğünüzden emin olun.

Çoğul Görüş PHP Temelleri

çoğul görüş php fundies

Bir başka büyük çevrimiçi öğrenme kütüphanesi, çoğul görüş. Çok çeşitli kurslar sunarlar ve içerikleri BT, programlama ve genel teknoloji üzerine yoğunlaşır.

Bu yüzden, Pluralsight’ın PHP Fundamentals kursunun TutsPlus ile başa baş gidebilmesinin nedeni budur.

Toplam çalışma süresi biraz daha kısa (sadece 5 saat) ancak dersler çok benzer. Her ikisinde de egzersizleri takip ettim ve kişisel olarak Tuts + video serisini tercih ederim, çünkü açıklamalar yeni başlayanlar için biraz daha basit.

Bununla birlikte, her iki bilgi düzeyinde de takip edebilir ve yol boyunca çok şey alabilirsiniz.

Ayrıca, bu kursa Çoğulculuk’ta eriştiğinizde, her türlü PHP ve webdev içeriğine sahip ders kitaplarının tümüne tam erişim elde edersiniz.

  1. PHP ve MySQL ile Dinamik Web Siteleri Oluşturma
    php mysql video kursu

Becerilerinizi daha dinamik pratik çalışmalara itmek mi istiyorsunuz? Ardından PHP ve MySQL ile Dinamik Web Siteleri Oluşturma bölümüne bakın.

PHP / MySQL combo on yıllardır ve hala modern geliştiriciler için bir favori. MySQL veritabanlarının çalıştırılması son derece kolaydır ve her PHP uygulaması için pratik bir temel oluşturur.

Bu video kursu size PHP dilini veri tabanı ile eşleştirmenin temellerini öğretir. PHP’de SQL komutları yazmayı ve bunları kodunuzda güvenli bir şekilde çalıştırmayı öğreneceksiniz.

Ayrıca bu kurs, JavaScript ile SQL / XML veri yanıtları üzerine çalışan Ajax webapps gibi fikirlerle karmaşık bir bölgeye giriyor.

Temel derslerin ötesine geçtiğinizde ve kendi PHP webapps’lerinizi sıfırdan kodlamaya başlamak istediğinizde bu kursa girmeyi denemelisiniz.

  1. PHP 7’deki Yenilikler

php7 video kursu

PHP 7’nin en yeni sürümü, bazı yeni işlevlerle birlikte büyük performans geliştirmeleriyle geliyor. Bu, PHP 5.x hakkında okuyacağınız bazı bilgilerin şimdiye kadar modası geçmiş olabileceği anlamına gelir.

PHP 7’deki Yenilikler bu sorunu gidermeyi hedefliyor. PHP 7’deki en yeni fonksiyonlar, arka uç değişiklikleri ve kodlama teknikleri hakkında her şeyi öğrenmek için eğitmen Christian Wenz ile birlikte takip edebilirsiniz.

Bu web için çok ateşli bir dil ve yakın zamanda hiç bitmeyecek. Ancak bu kurs tam anlamıyla yeni başlayanlar için değildir, çünkü elinizi her şeyden tutmaz.

Bunun yerine, PHP, belki orta seviye tecrübesi olan bir kişi için harika. PHP betikleri oluşturmak için en yeni teknikleri ve PHP 7’de kabul edilen en yeni işlevleri öğreneceksiniz.

Bilginizi geliştirmek ve PHP dünyasındaki en yeni trendleri takip etmek için harika.

  1. Nesneye Dayalı PHP
    php oop temelleri çoğul görüş

Her büyük programlama dili OOP’yi destekler. Nesneye yönelik programlama fikri, kodunuzda nesne olarak çalışan sınıflar ve işlevler üzerinde çalışır.

Bunu daha önce hiç yapmadıysanız, ne kadar kolay olduğuna şaşırabilirsiniz! Ne yaptığını bildiğin zaman kolay.

Ve video kursu Object-Oriented PHP tüm süreci anlamaya yardımcı olmak için burada.

Her geliştiricinin nesne yönelimli kodlamayı öğrenmesine yardımcı olmayı amaçlayan egzersiz dosyalarıyla birlikte 2 saatlik bir video kursu. Videoların izlenmesi çok kolaydır ve size sınıf isimleri, yapıcı işlevler, değişken kapsam ve daha fazlası hakkında bilgi verir.

Sıfırdan bir PHP uygulaması oluşturursanız, OOP’yi anlamanız gerekir. Modern iş piyasasında ve özellikle de Laravel gibi PHP çerçevelerinde zorunludur.

Kurs ilk kez 2015 yılında yayınlandı, ancak bilgiler bugün hala Google’da daha fazla bilgi arayabileceğiniz birçok referansla geçerli.

  1. Yüksek Performanslı PHP
    performans php kursu

Geliştiricilerin Python veya Ruby’ye taşınmasının en büyük nedenlerinden biri basit bir kelimedir: performans.

PHP, kullanım kolaylığı ve erişilebilir sözdizimi ile bilinir, ancak hızı için bilinmez. Performansa sahip PHP webapps’larına ihtiyacınız varsa, bunları akılda tutulacak şekilde kodlamanız gerekir.

Bunu nasıl yapabileceğinizi öğrenmek için, Pluralsight’ın video kütüphanesinde de bulunan Yüksek Performanslı PHP’yi inceleyin. Bu kurs yaklaşık 2 saat sürüyor, bu yüzden oldukça kısa bir seri ancak bilgi paha biçilemez.

Komut dosyalarınızda bellek ve toplam çalışma zamanı kaydedebilecek makro optimizasyonları hakkında bilgi edinebilirsiniz. Ayrıca, PHP profil oluşturma iş akışınızı iyileştirmek için Xhprof gibi harika PHP araçlarından edineceksiniz.

Daha sonraki bölümler php-fpm ve nginx sunucu kurulumu gibi varlıklarla web sunucusu performansına girer. Kuşkusuz, oyunlarını geliştirmeleri ve arka uç dillerini değiştirmeden site hızlarını yükseltmeleri gereken geliştiriciler için harika bir video dizisi.

  1. Laravel’e Başlarken
    çoğul görüş dersi

Eğer PHP’de yeniyseniz, muhtemelen Laravel’i hiç duymamışsınızdır. Ancak, kendi PHP webapps’lerinizi sıfırdan kodlamak için kolayca en popüler çerçeve.

Bugünlerde tekerleği yeniden icat etmek için iyi bir sebep yok. Ne gereği var?

Pluralsight’tan Laravel kursuna Başlamak, bu harika kodlama kütüphanesinin temellerini almak için mükemmel bir yerdir.

URL’ler, işlevler, oturumlar ve hatta sayfa şablonları oluşturmak için çok katı bir sözdizimi izler, bu nedenle bir şey yapmadan önce Laravel’in iç sayfalarını öğrenmeniz gerekir. Neyse ki bu kursa müsaitseniz erişilebilir ve başlamak için çok fazla deneyime ihtiyacınız yok.

Giriş formları ve veritabanı tabloları gibi bir kaç basit PHP uygulaması nasıl oluşturulacağını bildiğiniz sürece, Laravel ile çalışabilirsiniz. Sorunları çözmek için biraz Googling gerekir, ancak çalışma saatlerini koyarsanız bu kütüphaneyi hızlı bir şekilde öğreneceğinizi garanti ederim.

  1. Zend Framework ile PHP Uygulamaları Oluşturma
    zend framework öğrenme kursu

Gerçekten popüler olan bir başka PHP çerçevesi Zend Framework’dür. Topluluğa veya Laravel ile aynı düzeyde bir desteğe sahip olmasa da, hala popüler bir seçimdir ve orada birçok Zend PHP işi bulacaksınız.

PHP bilgilerini çeşitlendirmek isteyen herkes Zend’i araştırmalıdır. Öğrenmek düşündüğünüzden çok daha kolaydır, özellikle de kemerinizin altında Laravel deneyiminiz varsa.

Zend Framework ile PHP Uygulamaları Oluşturma, bugüne kadar takip edebileceğiniz en iyi yoldur. Zend ortamında uygun standartlara sahip sıfırdan özel PHP webapps oluşturma hakkında her şeyi size öğretir.

Sadece bu kursun 2014 başlarında serbest bırakıldığını unutmayın, bu yüzden birkaç yaşında. Zend’in en yeni sürümü PHP 7’de çalışıyor, o zamandan beri çok şey değişti.

Eğer PHP’ye giriyorsanız, Zend’i öğrenmek, yalnızca açılış tarafı işleri veya bunu kariyer yapmak için değerli olabilir.

  1. PHP Web Uygulama Güvenliği
    php webapp güvenlik kursu

Daha önce site hızı ve performansının öneminden bahsettim, ancak web geliştirmede çok önemli bir faktör daha var: güvenlik.

PHP Web Uygulaması Güvenliği, Eylül 2016’da piyasaya sürülen çok daha yeni bir derstir. Alıştırmalar PHP geliştiricileri için harikadır ve bol miktarda araç, en iyi uygulama ve güvenli web sitesi oluşturma teknikleriyle dolu 5+ saat sürmektedir.

Sıfırdan inşa ederken gerçekten PHP hakkında endişelenmen gerekiyor. Korkunç SQL enjeksiyon komut dosyaları dahil olmak üzere en yaygın hataların meydana geldiği yer burasıdır.

Ancak, bir çerçeve üzerinde çalışsanız veya WordPress gibi bir CMS’yi oluştursanız bile, güvenliği anlamaya yardımcı olur.

Bu dersi PHP dünyasında biraz yeni olan herkese öneririm. Endişelenmeniz gereken birçok temel güvenlik kaygısını kapsayacaktır ve bir kez nasıl çalıştıklarını bildiğiniz zaman bu hataları önlemek için çok daha temkinli olacaksınız.

  1. Sıfırdan PHP Programlama Öğrenin
    php programlama udemy öğrenmek

Her zaman Udemy kursları önermiyorum, çünkü onlar sadece herkes için çalışmıyor. Ancak yeni başlayanlar için sıkça önerilen bir kurs vardır: Sıfırdan PHP Programlama Öğrenin.

PHP öğrenmeye çalışıyorsanız ve temellerini kavrayamıyorsanız, göz önünde bulundurmanız gereken bir şey var.

Bu kurs, tüm videolarda toplam 50 saatlik çalışma süresine sahip bir programdır. Bu, listedeki neredeyse tüm diğer video kurslarından daha uzun sürdü!

Ayrıca, bilginiz için bir tür sınav / test olarak kullanabileceğiniz egzersiz dosyalarına ve çalışma sayfalarına sahip olacaksınız. Kurs boyunca çalıştıkça farklı uygulamalar oluşturacaksınız ve bu uygulamaları oluştururken fikirlerini tam anlamıyla anlayamayacaksınız.

Bu alıştırmaları, geliştirme sürecini ezberlemenize yardımcı olacak şekilde kullanın. PHP oturumlarının nasıl çalıştığından emin değil misiniz? Kursun bu bölümünü gözden geçirin ve ikinci anaya kadar izleyin.

Her zaman derim ki Udemy ile ilgilenen herkes satış için beklemeli. Genellikle kurslarında fiyatları düşürürler, böylece bunu bir fiyattan saklarsanız, bunu fiyatın bir kısmı için alabilirsiniz.

90 günde Freelance Web Tasarımcı Olun

Serbest çalışan bir web tasarımcısı olarak çalışmak, birçok insan için hayali bir iş olacaktır. Evden veya internet bağlantısı olan herhangi bir yerden çalışabileceksiniz. Çalıştığınız müşteriler üzerinde kontrol sahibi olacaksınız. 9’luk ofis işi. Ve müşterileriniz için fark yaratan eğlenceli projeler üzerinde çalışmaya başlayacaksınız.

Serbest meslek sahibi olmak konusunda sevilecek çok şey var.

Ancak, sadece bazı tasarım veya kodlama becerilerine sahip olursunuz. Ayrıca, açılış istemcilerinden, projeleri yönetmeye, işletmenin finansal yönlerine kadar tüm detayları ele almanız gerekir.

Serbest çalışmayı düşündüğünüz halde sürecin çok korkutucu olduğunu düşündünüz, umarım bu makale yardımcı olacaktır. Burada, mantıklı olan ve başarılı olmanız için size en iyi şansı veren bir şekilde ayrılmış en önemli görevleri bulacaksınız. Bu adımları izleyin ve 90 gün veya daha kısa bir süre içinde karlı bir serbest meslek sahibi olabilirsiniz.

Vandelay Design’a 10 yıldan daha uzun bir süre önce başladığımda bazı şeyleri doğru yaptım ve bazı şeyleri yanlış yaptım. Asıl mesele devam etmemdi. Bir hata yaptığımda, ondan öğrendim ve yaklaşımımı değiştirdim.

Freelance web tasarımcı olmak için İzleyebileceğiniz bir plana göz atalım.

İlgili: Uzaktan Çalışan ve Dijital Göçebeler için 100 Değerli Kaynak

İlk 30 Gün: Yapı

İlk 30 gün boyunca, işiniz için temel oluşturmaya odaklanın.

Serbest işinize başlıyorsanız, Serbest Başlangıç ​​Kitimizi kontrol ettiğinizden emin olun. Sözleşme şablonları ve formları, pazarlama malzemeleri, tasarım kaynakları ve başarılı serbest çalışanlarla röportajlar içerir. Daha fazla bilgi edin.

  1. Hafta: Ad ve Alan Adı
    Çoğu freelancer kendi adını kullanır, ancak bazıları ayrı bir işletme adı oluşturmayı tercih eder – örneğin, Vandelay Design. Her iki yaklaşım da iyi, hangisini tercih edeceğiniz meselesi.

Kendi isminizi kullanmak kişisel markanız ve ününüzü oluşturmak ve isminizi tanımak için mükemmeldir.

Ancak ayrı bir işletme adı kullanarak.

Bir isme karar verdikten sonra, etki alanı adını kontrol ettiğinizden emin olun.

  1. Hafta: Hizmetlerinizi Tanımlayın
    Web tasarımcıları ve geliştiricileri birçok farklı hizmet sunabilir ve bu iyi bir fikirdir. Bu, becerilerinizden ve deneyimlerinizden etkilenecek, ancak birçok farklı konuda deneyimli olsanız bile, hizmetlerinizi markalaştırma amacıyla sınırlandırmak isteyebilirsiniz.

Orada on binlerce (belki daha fazla) serbest çalışan tasarımcı ve geliştirici var. Kendinize bir tasarımcı veya geliştirici demeyin ve insanların projelerine gelmelerini beklemeyin. Bir çeşit uzmanlık ve özel hizmetler sunarak bunu yapmanın bir yolunu şiddetle tavsiye ederim.

İşte size sunabileceğiniz bazı servislerin örnekleri:

Tam web sitesi tasarımı
Özel WordPress temaları
WordPress kurulumu (mevcut ücretsiz veya premium temalar kullanılarak)
WordPress bakım ve destek
E-ticaret sitesi geliştirme
Logo tasarımı
Bu sadece olasılıkların kısa bir listesi, ancak teklif edilebilecek birçok özel servis var.

Bazı durumlarda, yeni serbest çalışanlar küçük projelerle daha başarılı olurlar. Bir müşteri için büyük, özel bir tasarım projesi almak, kazanabilecekleriniz açısından harika olabilir, ancak daha büyük projeler için çalışan müşteriler genellikle kanıtlanmış bir sicili arayacaklar. Yeni bir freelancer olarak, daha küçük bütçeli müşteriler için seçenekler sunan bazı hizmetler sunarak başlamak isteyebilirsiniz. Daha büyük kuruluşlar genellikle bu işlerle ilgilenmez, bu nedenle daha az rekabetle karşılaşabilirsiniz ve hala yapılacak çok para var.

Şu anda birçok müşteri WordPress’te kendileri için bir web sitesi kuracak bir tasarımcı kiralamakla ilgileniyor. Bazı serbest çalışanlar bu işleri koda bile dokunmadan tamamlayabilirler. WordPress’i kurmak, premium bir tema ve bazı eklentileri ayarlamak, müşteri için ilk sayfaları oluşturmak ve mizanpaja veya tasarıma bazı küçük özelleştirmeler yapmak (tema özelleştiricisi aracılığıyla veya sürükle- menin yardımıyla genellikle mümkün) ve bırakma eklentileri). Bu röportajda, kodlama yapmayan müşterilere yönelik web siteleri oluşturmak için WordPress’i kullanarak saat başına 60 dolar kazanan bir tasarımcı Peti hakkında okuyabilirsiniz.

  1. Hafta: Kitlenizi Tanımlayın

Uzmanlaşmanın başka bir yolu, belirli bir kitleye hizmet etmektir. Hizmetlerinizi özelleştirmeniz ve belirli bir hedef kitleye ulaşmaya çalışmanız önemle tavsiye edilir.

Burada dahil birçok seçenek var:

Girişimciler ve küçük işletmeler
Belirli bir sektördeki müşteriler
Yerel müşteriler
Belirli bir kitleyi hedeflemek, müşteri olarak inmek istediğiniz kişilerin kesin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde uyarlanmış bir mesaj oluşturmanıza olanak sağlar. Ayrıca, hizmetlerinizi kendileri için yararlı olacak şekilde sunabilir, hatta benzer projelere ait çalışma örneklerini bile gösterebilirsiniz.

  1. Hafta: Hızınıza Karar Verin
    Çoğu web tasarım projesinde, saat başına ücret almak yerine, tüm proje için genel bir ücret alınır. Proje başına sabit oranlar genellikle müşteri için (ne olacağını biliyorlarsa) ve tasarımcı için en iyisidir. Ancak, potansiyel bir müşteriye teklif verirken, projeyi tamamlamanız ve kazanmayı istediğiniz saatlik ücretle çarpmanızın ne kadar süreceğini tahmin etmeniz gerekir.

Örneğin, saatte 50 $ kazanmak istiyorsanız ve bir projenin zamanınızın 20 saatini almasını beklerseniz, toplam proje fiyatı 1.000 $ olur. Ayrıca kendinize hata için biraz yer verebilir ve beklenenden daha fazla zaman harcamanız durumunda fiyatın biraz daha yüksek olmasını sağlayabilirsiniz.

Web sitenize fiyat göndermemenizi tavsiye ederim. Fiyatlarınızı genel olarak sıralarsanız, daha az esnekliğe sahip olursunuz. Hizmetlerinizi herhangi bir fiyat olmadan listelemek ve daha sonra her proje için özel bir teklif sunmak genellikle daha iyidir.

Gelecek 30 Gün: Web Sitenizi Kurma
İşletmenizin temelini ilk 30 gün içinde kurduktan sonra, şimdi işinizin kritik bir parçası olacak olan portföy web sitenizi kurma zamanı. Portföy web sitenizi oluşturmadan ÖNCE sunacağınız belirli hizmetler ve hedeflemek istediğiniz kitle gibi şeyler hakkında düşünmek önemlidir.

  1. Hafta: Portföy Web Sitenizi Oluşturun
    Portföy web siteniz, birçok potansiyel müşterinin sizinle birlikte yaşayacağı ilk deneyim olacaktır. İyi ya da kötüsü, projelerini portföy web sitenizde gördüklerine dayanarak yürütme yeteneğinizi değerlendirmeleri muhtemeldir. Portföy web sitelerinde sergilediğiniz projeler ve sitenizin kendisinin tasarımı, müşteriyi sizinle iletişim kurmaları için ikna etmenin kritik parçalarıdır.

Portföy web sitenizin büyük olması gerekmez, aslında, çoğu portföy web sitesinin yalnızca birkaç sayfası vardır (ana sayfa, hakkında / bio, hizmetlerin tanımı, önceki çalışmaların örnekleri ve iletişim), ancak güzel görünmeli ve işlevsel olmalıdır. herhangi bir cihaz.

İlgili: Müşterilerinizi Araya Katan bir Portföy Web Sitesi Tasarlayın

6 – 8 Hafta: Portföyünüze Eklenecek Öğeleri Toplayın

Halen, portföyünüze dahil etmek için uygun olabilecek bazı çalışma örnekleriniz olabilir veya olmayabilir. Kullanabileceğiniz iş örnekleriniz yoksa, bazılarını oluşturmak için bu zamanı kullanmanız gerekir. İyi haber şu ki, çok fazla çalışma örneğine ihtiyacınız yok. Kalite, miktardan iyidir.

Eğer sunduğunuz birincil hizmet web tasarımıysa, portföyünüzde 3 kaliteli iş örneğine sahip olmak bile başlamak için yeterlidir. Bu 3 çalışma örneğini almanız gerekirse, bir web sitesine ihtiyacı olan birinin olup olmadığını görmek için arkadaşlarınızla ve ailenizle görüşün. Portföyünüz için iyi bir örnek teşkil edebilecek bir proje almak için derin bir indirim sunabilirsiniz. Göz önünde bulundurmak isteyebileceğiniz başka bir seçenek de pers kullanmaktır.

İleride, çalışmanızı potansiyel müşterilerin önünde tutmanız gerekir. Projeleri tamamlarken müşterilerden yönlendirmeleri almak çok yardımcı olabilir, ancak daha iyi olacak bir kerelik müşterilerinizi tekrar eden müşterilere dönüştürmek. Müşterilerinizin çoğu, devam eden bakım veya sitelerinde yapılan güncellemeler için bir ihtiyaç duyacaklardır (kendileri yapsalar bile, çoğu, daha fazla uzmanlığa sahip bir başkasına ödeme yapmayı tercih edecektir). İyi bir müşteriniz olduğunda, devam eden işler için onlara bir tür paket sunduğunuzdan emin olun. Ayda belirli bir saat çalışmayı veya belirli bakım görevlerini içerebilir. Bu tür müşteriler gelirinizi dengelemek ve sürekli yeni müşteriler bulma ihtiyacını azaltmak için uzun bir yol kat edecektir.

Uzaylılar

Uzaylılar hakkında herşey bu sitede. Uzaylıların varlığı kesin olarak kanıtlandı. Kuran’da uzaylılar hakkında bilgiler var. Web sitemize ücretsiz üye olarak uzaylılar hakkında bilgi edinebilir, etkinliklere katılabilirsiniz.. En Güncel Uzaylı Haberleri Burada! Uzaylılar Hakkında Bilgi Paylaşım Sitesi.. Uzaylılar çoğunlukla çekici gelir. Kimi bilinmeyeni pek kafaya takmazken kimi de bilinmeyeni bilinen yapmak için dişini tırnağına takar. Dünya, uzaylılar tarafından kaçırıldığını söyleyen, UFO’ları kameraya kaydeden hatta uzaylı ele geçirildiğini iddia eden insanlarla dolu. Kabul etmek istemesek de kafamızın bir yerinde içimizi kemiren bir soru öylece duruyor: “Uzaylılar var mı?” Uzaylıların varlığını kanıtlayan olayların listesini çıkardık. İnanıp inanmamak size kalmış ama şunu akıldan çıkarmamakta fayda var: “Gerçek orada bir yerde saklı!”

1-) Diyanet İşleri; Evet UFO olabilir..

Mehmet Nuri Yılmaz Diyanet işleri başkanı
Mehmet Nuri Yılmaz Diyanet işleri başkanı

Diyanet işleri eski başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, 13 Haziran 2001 tarihinde SABAH gazetesine verdiği beyanatta  ;

” Evet UFO olabilir..İslam’a göre sadece dünyada değil, uzayda da varlıklar var. Ufo da bunların içinde olabilir” dedi

Manisa, Adıyaman ve Uşak’ta vatandaşlar tarafından görüldüğü ileri sürülen UFO tartışmasına son noktayı Diyanet İşleri Eski Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz koydu. Uzaylıların varlığının İslam dinine göre “olası” olduğunu belirten Mehmet Nuri Yılmaz ;

“Sadece dünyada değil, uzay ve uzay ötesi alemde de varlıklar var. İslam inancına göre alemde 18 binden fazla varlık vardır. Bunların içinde Uzaylılarda olabilir” dedi.

Şişli Belediyesi’nin onardığı Mecidiyeköy Osman Sağnak Camii’nin açılış törenine katılan Mehmet Nuri Yılmaz, basın mensuplarının UFO ile ilgili sorularını yanıtladı.

“ALEMDE UFO OLABİLİR”

Mehmet Nuri Yılmaz Uzaylılar konusunda modern bilimin dediğine dinin itibar göstereceğini belirterek “UFO’lar daha çok bilimin ilgi sahasındadır. Bilim ne derse din onu kabul eder” dedi. Diyanet işleri eski başkanı Mehmet Nuri Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü: “Kuran’da sadece dünyada değil diğer alemlerde de canlı varlıklardan bahsedilir. İnsandan ayrı olarak cin ve melekler ve bilmediğimiz varlıklar var. Uzaylılarda bu kategoridedir” dedi.

2-) 51. Bölge

51. bölge ufolar
51. bölge ufolar

Geçtiğimiz yıl ABD’li bir bilim insanı, yayınlanan bir video ile gündeme geldi. Ölümünden kısa süre önce çektiği videoda bilim insanı, elindeki uzaylı fotoğraflarını kameraya gösteriyor ve bunların 51. Bölge’den edinildiğini anlatıyordu.

51. Bölge Uzaylılarla ilgili olsun ya da olmasın çoğu kişinin adına aşina olduğu bir yer. Burası, ABD’nin silah deneyleri yaptığı ve Uzaylı araştırmalarını yürüttüğü aşırı korunaklı bir bölge. Nevada Çölünde bulunan ve büyüklüğü 76 kilometrekareyi bulan bölgenin dünyanın ilgi odağı haline gelmesi ise Roswell’de yaşanan UFO olayıyla oldu.

3-) Roswell olayı

Uzaylılar
Uzaylılar

1947 yılında yaşanan bu olay, yıllar sonra bile konuşulmaya devam ediyor. Hâlâ görgü tanıkları ortaya çıkıyor, yeni belgeler sunuluyor. Elbette her “Uzaylı” olayında olduğu gibi bu olayın da düzmece olduğunu savunanlar var. Ortaya atılan iddialara bakalım, kararınızı siz verin.

ABD’nin New Mexico eyaletindeki Roswell kasabası yakınlarında uçan bir UFO, 1947 yılının 4 Temmuz günü düştü. 51. bölgeye yakın UFO enkazı, üçü ölü biri yaralı dört uzaylıyla birlikte 51. bölgeye götürüldü. Yıllar sonra, uzaylılara yapılan otopsiye ait olduğu iddia edilen görüntüler ortaya çıkacak ve olay yeniden gündeme gelecekti.

Roswell olayını bu kadar ünlü yapan şey ise ilk önce olayın yetkililer tarafından kabul edilmesi, sonrasında ise yalanlanması oldu. Yetkililerin bu tutumu, insanların kafasında var olan soru işaretlerini daha da artırdı. Şahitleri oldukça fazlaydı ancak şahitler konuşmamaları konusunda tehdit ediliyordu.

Son olarak 2008 yılında ölen ve o dönemin Halka İlişkiler Subayı olan Walter Haut, ölümünden sonra açılmak üzere yazdığı mektupta Amerikan ordusunun sahip olduğu birçok teknolojiyi bu kaza sonrası elde ettiğini söyledi.

4-) Mars Piramitleri

Marsta piramit bulundu mars piramitleri
Marsta piramit bulundu mars piramitleri

Mars’ta çekilen ‘piramit’ fotoğrafı görenleri şoke etti

Kızıl gezegen Mars’a gönderilen NASA’nın kaşif robotu Curiosity Rover’ın çektiği fotoğrafların birinde yer alan ‘piramit’ şeklindeki yapı uzay meraklılarının dikkatlerinden kaçmadı.

Uzmanlar Mars’ın üzerinde keşfettikleri yapıyı eski Mısır Medeniyeti piramitlerinin kopyası olarak adlandırdı. Uzaylı avcıları olarak adlandırılan uzay meraklıları, mükemmele yakın tasarım ve şekle sahip olduğu düşünülen piramidin eski bir medeniyetin Mars’ta yaşamış olabileceğini gösterdiğini ifade ettiler. Uzaylı avcıları ayrıca araba büyüklüğünde olduğu tahmin ettikleri piramidin toprak altında daha büyük kısmının gömülü olduğuna dair bir ipucu olabileceğini ifade ettiler.

Uzamanlar, NASA keşif robotu Curiosity Rover’ın operatörlerinin piramidin başka fotoğrafını kullanmayı kasten tercih etmediğini iddia ettiler. “Eğer piramidin başka fotoğraflarını da çekselerdi hiçbir görüntüyü halkla paylaşmazlardı” yorumu yapıldı.

Sosyal medyadaki Paranormal Curibe isimli grubun yorumcuları, piramidin mükemmele yakın tasarıma ve şekle sahip olduğunu ve görüntünün herhangi bir ışık veya gölge aldatmacası olmadığını söyledi. Piramidi Mars’ta yaşamış bir medeniyetin inşa ettiğine inanmayan kişiler de, dünyada rüzgarın zamanla yontarak piramit şekline soktuğu kaya parçalarını örnek verdiler.

Geçen yıl fizik bilimci Dr. John Brandenburg, Mars üzerinde eski bir medeniyetin olduğunu ve bu medeniyetin başka bir uzaylı ırkı tarafından nükleer saldırıyla yok edildiğine inandığını açıklamıştı. Dr. Brandenburg, Cydonians ve Utopians adını verdikleri bu eski Mars medeniyetinin katledildiğini ve bu katliamın izlerinin halen Mars üzerinde görülebildiğini kaydetmişti. 2011 yılında ise bilim adamları Mars’ın renginin kırmızı olmasının sebebini gezegende termonükleer bir patlamanın izleri olabileceğine bağlamıştı.

NASA yetkilileri hikâyeyi destekleyen bir açıklama yapmazken, komplo teorisyenlerinin bunun gizli bir uzay projesi olabileceğinin kanıtı olduğu açıklamasına da bir cevap vermedi.

5-) Brezilya’nın Roswell’i

Roswell olayından sonra en az onun kadar ünlü olan bir diğer “UFO” olayı da Brezilya‘nın Varginha kasabasında yaşandı. 1996 yılında Varginha bölgesinde bir çiftlikte yaşayan O. Augusta ve Eurico Rodrigues çifti, hayvanlarından gelen garip sesler üzerine evden dışarıya çıktı. Gördükleri manzara hayret vericiydi.

Minibüs büyüklüğünde ve denizaltına benzer bir cisim çiftlik arazilerinin üstünde, yerden yaklaşık beş metre kadar havada duruyordu. Aynı zamanda cismin alt tarafından dumanlar çıkıyordu. Bir süre sonra cisim ani bir hareketle gözden kayboldu ama bunun sonrasında yaşanacak olayların yanında bir hiçti.

Aynı gün içinde kasabadan yaklaşık 80 kilometre uzakta yaşayan biri, 1,5 metre boylarında, kafasında üç çıkıntı olan ve maymuna benzeyen bir yaratık gördüğünü ihbar etti. Olayı araştırmaya giden yetkililer ve onlara katılan yerel halk, söz konusu yaratığı buldu ve basit bir balıkçı ağıyla onu yakaladı.

Olaylar bununla kalmadı ve yine aynı gün içinde üç genç kız, okuldan çıkıp eve dönerken benzer bir yaratık gördüklerini iddia etti. Bunun üzerine yetkililer harekete geçti ve bu yaratığı da yakaladı. Yani iki yaratık ele geçmişti ve her ikisi de yaralıydı. Kısa süre sonra yaratıklar hayatını kaybetti ve cesetler bilinmeyen bir yere nakledildi. Olayın üzeri kapatıldı. Ancak görgü tanıkları yıllar sonra bile söylediklerinin arkasında durdu.

6-) Bir uzaylı gördüm sanki!

Bu görüntüleri izledikten sonra “montaj” deyip hayatınıza devam edebilir ya da “acaba” sorusuyla daha fazla araştırma yapabilirsiniz. Görüntülerin sahibi Stan Romanek, 2009 yılında internete yüklediği bu videoyla dikkatleri üzerine çekti. Videoda Romanek, penceresinden içeri bakan bir uzaylıyı kayda alıyor. Romanek çok uzun zamandır uzaylılarla temas halinde olduğunu ve defalarca kaçırıldığını anlatıyor.

7-) Norveç’in Hessdalen bölgesi

Yıllardır gizemi çözülemeyen ışıklara ev sahipliği yapıyor. Bölgede bulunan vadi üzerinde ortaya çıkan ışıkları gören, duyan, kameraya alan kişi sayısı çok fazla. Aslında vadide görülen ışıkların hikâyesi yeni değil; 1940’lı yıllara kadar uzanıyor.

Daha önce sayısız kere buradaki ışıklar, bölgede yaşayanlar tarafından ihbar edilmiş. Bazı bilim adamları ve yetkililer ışıkların varlığını, doğa olayları ya da askeri denemelerle açıklamaya çalışıyor. Ancak bu açıklamalar tatmin etmemiş olacak ki, bölgede yaşayanlar ışıkların gizemini çözmek için hâlâ uğraşıyor.

😎 Rendlesham Ormanı aydınlanıyor

Geçtiğimiz yıllarda Britanya Ulusal Arşivi, UFO olayları ile ilgili belgeleri kamuoyuna açtı. Bu belgeler arasında en dikkat çekicilerden biri de “Rendlesham Ormanı Olayı” olarak bilinen Uzaylı vakası.

1980 yılında Rendlesham Ormanı’nda parlak ışıklar vardı. ABD hava üssünden Hava Yarbay Charles Halt bu ışıkları gördü ve Amerikan üssünün dış tarafında, ormanlık kesimde olağandışı parlak ışıklar olduğunu raporladı. Raporunda, “üçgen bir metalik cismin, bütün bir ormanı beyaz bir ışıkla aydınlattığını” yazmıştı.

Bu olayın tek görgü tanığı o değildi, bütün üs personeli ışıkları görmüş ve Halt’ın söylediklerini teyit etmişti. Ertesi gün bölgede yapılan incelemede yerde çökmelere rastlanmış ve aşırı radyasyon tespit edilmişti.

9-) UFO’ya ateş açıldı

Şimdilerde hayatını serbest gazeteci olarak devam ettiren Nick Pope, UFO olaylarını araştıranlar için önemli bir referans. Zira Pope, 1991-1994 yılları arasında İngiliz Savunma Bakanlığı’na bağlı “UFO Masası”nda görev yaptı. Pope medyaya verdiği demeçlerde, Uzaylıların gerçek olduğunu söylerken, buna alışmamız gerektiğini ekledi.

Zira Pope’un görev yaptığı döneme ait en önemli iddialarından biri de hava kuvvetlerinden birkaç pilotun uçuş sırasında bir UFO görmesi ve ona ateş açması. Bu konuyu ilk defa basına yansıtan Pope, UFO’yu düşürmeyi başaramadıklarını da anlattı.

10-) Görüntü var araştırma yok

1936 yılı, Avrupa’daki UFO vakaları için ayrıcalıklı bir yıl. Çünkü o yıl Venedik’te görülen ve hakkında rapor yazılan Uzaylı olayı hâlâ tam aydınlanabilmiş değil.

Güneşli bir günde Venedik semalarında füzeye benzer büyük bir cisim görüldü. Bir süre sonra cismin içinden iki küçük cisim daha çıktı, bir süre havada asılı kalmış gibi durduktan sonra aniden gözden kayboldular. Olayın görgü tanığı çoktu, anlam vermek zordu. Hemen hükümete rapor edildi, tanıkların ifadesi alındı. Ancak olayın üstü kapandı.

11-) Pilotun esrarlı ölümü

Özellikle pilotlar çok sık UFO görüyor ya da şöyle diyelim; gördüğünü iddia ediyor. Bunlardan biri de 1948 yılında ABD’de yaşandı. Savaş uçağı pilotu Yüzbaşı Thomas Mantell, askeri üsten havalandıktan yaklaşık 15 dakika sonra düşerek hayatını kaybetti.

Ancak kayıtlara geçen son sözleri bu ölümü, şüpheli olarak sokmaya yetti: “…Çok büyük metalik bir cisim bu…” Yetkililer Martell’in gördüğünün atmosferin radyasyon derecesini ölçmek için kullanılan bir balon olduğu yönünde açıklamalar geldi.

12-) Socorro olayı gizemini koruyor

Olay yeri, New Mexico’nun Socorro Bölgesi. Tarih, 14 Nisan 1964. Olayın tanığı Lonnie Zamora adlı polis memuru. Zamora, hız yaptığı için bir motorun peşine takılmıştı. İlerde patlamaya benzer bir ses duydu ve gökyüzünde bir parlama gördü.

İlk aklına gelen dinamit patlatıldığı oldu. Daha da ilerleyince yolun kenarında yan dönmüş gibi görünen bir araç gördü, yanında da tulum gibi bir şeyler giymiş ufak insanlar vardı. Lonnie Zamora aracını durdurdu ve yakından bakmak için araçtan indi. Yaklaştığında bunun yan dönmüş bir araç olmadığını, yumurtaya benzer bir aracın dört ayak üzerinde durduğunu gördü. Yanında duranlar da ortadan kaybolmuştu.

Daha sonra Lonnie Zamora büyük bir gürültü duydu ve korkuyla aracına geri bindi. Yumurta benzeri cisim aniden hareket ederek gözden kayboldu. Ertesi gün araştırmacılar olay yerine gittiğinde cismin durduğu yerde dört oyuk izi ve yanmış otlar buldu fakat ipuçları yalnızca bunlardı.

13-) Görüntüler NASA’dan

Görüntülerde astronotlar rutin işlerini yaparken görülüyor. Uzay istasyonunun dışında bulunan astronotlar her şeyden habersiz bakım işlerini yaparken, kameralar uzakta yavaşça beliren UFO gösteriyor.

Geçtiğimiz yıl kaydedilen bu görüntüler, NASA tarafından internete yüklendi ve kısa sürede büyük merak uyandırdı. Görüntüdeki cismin ne olduğuna dair resmi bir açıklama gelmese de Uzaylılar olduğuna inananların sayısı bir hayli yüksek.

14-) Aksaray’da UFO günleri

1981 ve 1982 yılları Türkiye’deki UFO gözlemleri açısından oldukça popüler tarihler. Sebebi de Aksaray’da onlarca kişinin şahit olduğu gökyüzündeki Uzaylılar. Aksaray ve Niğde -iddialara göre- UFO’ların uğrak yeriydi. Onlarca kişinin şahit olduğu pek çok olay ihbar edilmişti.

Gökyüzünde parlak cisimler dakikalarca öylece duruyor sonra aniden ortadan yok oluyordu. O tarihlerde konuyla ilgili pek çok haber yapıldı, bu haberler Aksaray’ın adının uzun bir süre Uzaylılarla birlikte anılmasına sebep oldu.

15-) Barney ve Betty Hill Çiftinin Uzaylılarla ilişkisi

İnsanların Uzaylılar tarafından uzay gemilerinde alıkonulması yeni bir olgu değildir. Bu olayların en önemlilerinden biri Bety ve Barney Hill’in 19 Eylül 1961’de ABD New Hampshire’de yaşadıkları olaydır. Olayın yaşandığı sırada Barney 39, Betty ise 41 yaşındaydı.

Karı-koca White Dağlarındaki US 3 karayolundan, Portsmouth, New Hampshire’deki evlerine dönüyorlardı. Düzensiz bir biçimde hareket eden ve bir sürü renkten oluşmuş ışıklar saçan cismi ilk Betty görmüştü. Cisme dürbünle ve çıplak gözle bakıp ne olduğunu görebilmek için birkaç kez kısa bir süreliğine arabalarını durdurdular.

Derken aniden cisim onlara doğru yaklaşmaya başladı ve o anda oradakinin disk şeklinde, pencereli bir araç olduğunu fark ettiler. Barney, o anda sadece 150 m. ötelerinde sessizce durmakta olan aracın içindeki üniforma benzeri kıyafetli varlıkları ve arkalarındaki kontrol panelini görebiliyordu. Araç yere yaklaştıkça, iki yanındaki kırmızı ışıklı yüzgece benzeyen yüzeyi de görülebiliyordu. Tam bu sırada, Barney gördüğü bir figürden dehşete kapılıp, çığlık atarak park ettiği aracına doğru koşmaya başladı. Betty ve Barney, koşmaya başlamalarından birkaç saniye sonra duydukları bip sesiyle ürpererek uykulu bir hale geçtiler. Kendilerine geldiklerinde en son bulundukları yerden 55 km. ötede olduklarını fark ettiler, fakat hiçbir şey hatırlamıyorlardı. Saatleri de durmuştu.

Betty’nin tuhaf rüyaları…

Hill’ler eve varıp huzursuz bir uykuya daldıktan sonra Barney boyun ağrısıyla uyandı, ayrıca botlarının çok kötü bir şekilde aşınmış olduklarını fark etti. Betty, tüm arka yüzeyi parlak spotlarla kaplı bir araçla ilgili görüntüler anımsamaya başladı. Çift, bir önceki gece yaşadıkları hakkında tekrar konuştuktan sonra Pease Hava Kuvvetleri’ne göndermek üzere bir dosya hazırladılar fakat gördükleri varlıklarla ilgili tüm ayrıntıları bildirmekten çekindiler.

Olaydan 2 hafta sonra, Betty, yaşadığı karşılaşmayla ilgili ve varlıklar tarafından tıbbi incelemeden geçirildiğine dair rüyalar görmeye başladı, Bu rüyalar günlerce devam etti. Birkaç hafta sonra sivil bir araştırmacının şahitlerle yaptığı görüşme sonrasında, çiftin Kanada’dan Portsmouth’a normalden en az 2 saat daha geç vardıkları anlaşıldı. Kaybolan zamanın hatırlanabilmesi için kendilerine hipnoz yaptırmaları önerildi.

Dr. Benjamin’den hipnoz yardımı

Barney’in sağlığı kötüye gitmeye başlamıştı; ülser, bitkinlik ve yüksek kan basıncı rahatsızlığının işiyle bağlantılı olarak geliştiği düşünülüyordu. Ayrıca kasıklarına yakın bir yerde siğiller üremişti. O gece olanlar her ikisinin de kafasından çıkmıyordu. Bu strese daha fazla dayanamayıp Psikiyatr Dr. Duncan Stephens’ın tavsiyesiyle kendilerine geriye dönüşlü hipnoz uygulaması için Boston’lu önde gelen bir psikiyatr olan Dr. Benjamin Simon’a başvurdular. Bunun üzerine 1963 yılında Betty ve Barney’ye ayrı ayrı pek çok seans uygulandı.

Ayrı ayrı her ikisi de araca alındıkları anı hatırladılar. Bu aracın içinden gelen bip sesini duyduktan hemen sonra olmuştu. Hill’ler, kendilerini kaçıranlarla telepatik olarak iletişim kurabildiklerini hatırladılar. Bunlar insana benzer, büyük gözlü varlıklardı ve çene üstünde ağız olduğunu tahmin ettikleri ufak, yarığa benzer bir çizgi vardı. Kendilerini alıkoyan kişiler kedi gözlü, ufak tefek varlıklardı. Onların aralarındaki uzun olanını Betty grubun lideri olarak algılamıştı. Betty, onun diğerlerini kontrol ettiğini biliyor, fakat onu tarif edemiyordu. Hafızasının o bölümünde bir engel vardı. Sadece onun farklı olduğunu söyleyebiliyordu.

Barney, kasıklarının etrafında dairesel bir aygıt yerleştirildiğini söylerken Betty de göbeğine uzun iğneler sokulduğunu hatırladı. Kendisine bunun hamilelik testi olduğu söylenmişti. Betty’nin tarif ettiği bu tür bir hamilelik testi dünya tıbbında tam 25 yıl sonra keşfedilecek ve kullanılmaya başlanacaktı. Çift arabalarına döndüğünde, köpeklerinin koltuğun altına saklandığını ve çok korkmuş bir halde olduğunu görmüşlerdi. Daha sonra cisim, portakal renkli bir küre gibi parıldayarak uzaklaşmıştı.

Betty’nin çizdiği yıldız haritası…

Sonraki bir hipnoz seansında, Betty kendisine gösterilmiş olan Uzmanlarca geniş tartışmalara yol açan yıldız haritasından bahsetti. Bu harita Zeta Retucillinin de bulunduğu 3 takım yıldız grubuna benziyordu.

Betty ve Barney Hill’in başından geçenlerle ilgili iki önemli nokta pek çok araştırmacının gözünde olayın inanılırlığını sağlamıştır. Birincisi; Betty Hill’in hipnoz sonrasında çizdiği yıldız haritasıdır. Betty bunun kendisine varlıkların lideri tarafından gösterildiğini söylemişti. Daha sonra harita üzerinde yapılan analizle, bunun dünyanın 30 ışık yılı uzağında bulunan Zeta Retucili yıldız sistemini gösterdiği ortaya çıkmıştı. Bu yıldızlar 1969 yılında basılan katalog çıkana kadar bilinmiyordu, başka bir değişle katalog Hill’lerin karşılaşmasından 8 yıl sonra basıldı.

Doğru söyledikleri ispatlandı

Diğer önemli olay, Betty Hill’in ulusal bir TV programında yalan makinesi testine tabi tutulmasıdır. Kendisine Yıldız Haritasıyla ilgili bilgiyi dünya dışı bir varlıktan alıp almadığı, anlattığı şeylerin yalan olup olmadığı sorulmuş ve Betty’nin verdiği cevapların yalan makinesi tarafından değerlendirilmesi sonucunda çok yüksek bir doğruluk gösterdiği kaydedilmiştir. O ve Barney gerçekten de sivil haklar ve yerel kilise hareketlerinde aktif görev alan güvenilir ve saygın vatandaşlardı. Böylece, Betty’nin çizdiği Yıldız Haritasının şaşırtıcı analiz sonuçlarını takiben hem hipnoz seanslarıyla hem de yalan makinesi testiyle Hill çiftinin doğruyu söyledikleri ispatlanmış oldu.

16-) Kim bu uzaylılar?

Evrende yalnız olmadığımız fikri giderek yaygınlaşan bir fikir olarak hemen her alanda dillendirilmeye başlandı. Bu fikir üzerine filmler de yapıldı, komplo teorileri de üretildi, kimi zaman kanıt niteliğinde bazı ip uçları da bulundu. Ama kesin ve net olarak evrende yalnız olup olmadığımız sorusunun cevabı ortaya konulamadı. Peki eğer evrende yalnız değilsek, kim bu uzaylılar?

Evrenimiz 15 milyar yıldan fazla bir süredir karanlığın içinde savrulan gezegenlere ev sahipliği yapıyor. Bu kadim kainatın içinde sadece dünya ile aynı boyutlara sahip 17 milyardan fazla gezegen bulunuyor. Sadece Samanyolu Galaksisinde ise toplamda 200 ila 400 milyar yıldız yer alıyor. Bu kadar fazla gök cisminden, etrafında döndükleri güneşe uzaklıkları ve konumları itibariyle sadece 2000’de 4 tanesinde yaşam olması muhtemel görülüyor. Bu oldukça büyük bir oran. Çünkü bu orana bakacak olursak evrende üstünde canlı olması muhtemel 34.000.000 gezegen bulunuyor. Tabi bunların hepsi bir varsayım. Ancak en kötü ihtimaller gözetildiğinde bile ortaya çıkan bu sayının 100’de 1’inde bile gerçeklik payı olsa , yine karşımızda 340.000 muhtemel dünya benzeri yaşam barındıran gezegen kalıyor. Evren çok büyük olduğu için, ihtimal de bu kadar yüksek olabiliyor. Tarihi boyunca kendisini evrenin merkezine koyan insanlık, şimdi gökyüzüne bakıyor ve nereye ait olduğunu, kim olduğunu bulmaya çalışıyor. Dünyada yapılan tüm anketlerde gün geçtikçe uzayda hayat olduğuna dair inanış güç kazanıyor. Peki kim bu uzaylılar? Neredeler ve ne yapıyorlar. Şu güne kadar ortaya atılan pek çok iddia oldu. Mars’tan ya da Ay’dan geldikleri düşünüldü.

17-) Ardımızdan gelenler

Bu teoriye göre insanlar ve dünyadaki canlı yaşam başka bir evrenden geliyor. İzini süremediğimiz bir çağda, uzak bir galakside, ölen bir gezegenden yola çıkan insanlar uzay gemilerine atlayıp yeni bir ev bulmak için evrende yol aldılar. Bu yolculuklardan birinde Dünya keşfedildi ve sistemli bir şekilde önce hayvanlar test amaçlı bu mavi gezegene gönderildi. Testler başarılı olduktan sonra da insanlar gezegene inerek yeni bir hayata başladılar ve aradan geçen çağlarda, eski gezegenlerindeki hayatı unuttular ve dünya ezelden beri insanlığın yuvası olarak bilindi. Ancak, uzayda kalacak yeni bir ev arayan insanlar farklı gezegenlere dağıldılar ve şimdi çağlar önce ardımızda bıraktığımız “akrabalarımız” bizi buldu ve yanımıza geliyorlar! Bu teori her ne kadar bilimkurgu gibi görünse de çağlar öncesinden kalan bazı garip kalıntılar, insanlık bu gezegende var olmadan önce, teknolojik cihazların ve insanların gezegende var olduğunu gösteriyor.

* Karbon testleri 150 milyon yıl önceyi işaret eden bir balyoz

 Varlığından son birkaç yüzyıldır haberdar olduğumuz dinozorları aslına uygun resmeden, Peru’daki antik Ica kalıntıları

Bu gibi kalıntılar, insanlığın dünyaya sandığımızdan çok daha eski bir çağda ortaya çıktığını gösteriyor.

18-) Eski dünyalılar

Bir başka teori ise, tam tersi bir iddia ortaya koyuyor. Uzaylı olarak nitelediğimiz canlılar aslında dünyalı olabilir. Çağlar öncesinde dünyada medeniyet kurmuş çok ileri bir uygarlık belki de uzayın kapılarını aralamış olabilir. Aztek ve Mısır gibi medeniyetlerin gök biliminde ne kadar uç noktalara ulaştığını düşünecek olursak, pekala izini kaybettirmiş kayıp bir uygarlık da uzayda yolculuğun yolunu bulup dünyayı terk etmiş olabilir. Şimdi ise gittikleri gezegenden geri dönüyor olabilirler. Belki de kaybettikleri köklerini bulmak için anavatanlarını inceliyorlardır. Peki ya yurda dönüş operasyonu içerisindeyseler gezegeni onlarla nasıl paylaşacağız?

19-) Yıllar önce gelenler

Son yıllarda yüksek sesle dillendirilen düşüncelerden biri de Antik Uzaylılar teorisi. Bu teoriye göre uzaylılar dünyamıza yeni gelmiyorlar. Daha önce defalarca geldiler, yol gösterdiler ve iletişim kurdular. İlk medeniyetlerden günümüze, dünyamız sürekli uzaylıların ziyaretine açık bir turistik mekan olabilir mi? Bu fikir pek çok kesim ve tarihçi tarafından akla yatkın bulunuyor. Popüler kültürde de kendine sağlam bir yer bulan History Channel’ın “Ancient Aliens” programı da oldukça iddialı bir şekilde teoriyi savunuyor. Ortaya çıkartılan tarihi buluntular bu şüpheleri haklı çıkarır nitelikte;

20-) Asya’da bulunan 12000 yıllık diskler üstündeki çizimler bir hayli ilginç

* Ortaçağ’da çizilen tablolardaki gök cisimleri de şüphe uyandırıcı

* Sadece gökyüzünden görülebilen M.Ö. 200 yıllarında yapılan Nazca çizgilerinin de kimler için yapılmış olabileceğine dair fikirler kafa karıştırıyor

21-) “Yaratıcılar”

Uzaylılar olarak bildiğimiz yabancıların aslında dünyadaki yaşamın tasarlayıcısı oldukları yönünde. Dünyayı bir deney alanı olarak kullanan uzaylıların, aynı bizim laboratuar hayvanlarından faydalandığımız gibi, bizden yararlandıkları rahatsız edici bir fikir olarak ortaya atılıyor. İnsanlığın sıkı sıkı bağlı olduğu yaradılış ve var olma teorilerine son derece ters olan bu görüşün destekleyicileri de yok değil.

Üstelik pek çok eski uygarlığın yaratılış destanlarında, insanoğlunun kimi zaman “devler” kimi zaman “tanrılar” gibi varlıklar tarafından özel olarak yaratıldığına vurgu da yapılır. İlahi dinlerle pek çok konuda çelişen bu fikrin savunucuları, kutsal kitaplardaki metinlere farklı bir yorum getirerek, aslında kutsal kitapların da bu yaratılış teorisine işaret ettiğini iddia ediyorlar. Hatta evrim teorisinin pek çok destekçisi de maymundan evrimleşen insan figürünün, bir tür genetik müdahale ile evrimleştiği yönünde bu teoriye yakın duruyor.

22-) Zaman makineleri

Bir ilginç teori de gökyüzünde beliren UFO’ların aslında birer zaman makinesi olduğu yönünde. Çağlar ötesinde gelişmiş insan uygarlığının zaman makinelerini keşfetmesi halinde elbette birileri geçmişe yolculuk etmek isteyebilecektir. Geçmişe yapılan bu yolculukta, gökyüzünde aniden beliren ve kaybolan araçların içerisinde dünyayı gözlemleyen zaman yolcuları mı yoksa bizim uzaylı sandıklarımız?

23-) Robotlar

En tutarlı ve bilimsel teorilerden biri, eğer uzaylılar dünyamızı ziyaret ediyorsa, içlerinde canlı organizmalar yerine robotlar olacağı yönünde. Çünkü yıldızlar arası bir seyahat bildiğimiz anlamda canlı organizmalar için son derece zorlu bir süreç. Yıllarca zaman geçmesi ve yapılan yolculuklardan olumsuz etkilenebilecek olunması bu teoriyi destekler nitelikte. Bir diğer önemli nokta, canlı yaşamın olduğu gezegenlerde atmosfer özelliklerinin birbirinden çok farklı olabileceği unsuru. Böyle bir durumda, galaksiler arası yolculuk yapabilecek kadar zeki canlıların, kendileri yerine uzaktan kontrol ettikleri cihazları dünyamıza göndermeleri mantıklı değil mi? Yani bugün bir UFO’yu ele geçirsek bile içinde muhtemelen bulacağımız şey, yapay zekaya sahip bir robot olacaktır.

24-) Tanrılar ve melekler

İnsanları en çok rahatsız eden teorilerden biri de uzaylı olarak adlandırdığımız varlıkların aslında yanlış yorumlanmış olmaları. Dünya üzerinde ilahi dinler olarak bildiğimiz ve benimsediğimiz inanç sistemleri, eski insanların yüksek bir teknolojiyi yanlış yorumlamaları olabilir mi? Ülkemizde “Tanrıların Arabaları” olarak bilinen kitabın yazarı Erich Von Daniken’in ortaya attığını söyleyebileceğimiz bu teori kutsal kitaplardaki metinlerle, açıklanamayan tarihi kalıntıların eşleştirilmesiyle oluşturuluyor.

Bu hikayede uzaylıların oynadığı rol değişkenlik gösterebiliyor. Von Daniken, ilk yıllarda iddialarını uzaylıların eski insanlar tarafından tanrısallaştırdığı üzerine kuruyordu. Ancak son yıllarda Ancient Aliens gibi konuya değinen programlarda verdiği demeçlerde uzaylıların Tanrı ile insanlık arasında bir aracı konumunda olabileceğini belirtiyor.

25-) Amerikanın geliştirdiği yeni bir uçuş teknolojisi

En gerçekçi bulunan teorilerden biri de, UFO olarak tanımladığımız cisimlerin birer insan yapımı cihaz olduğu yönünde. Özellikle 2. Dünya savaşından sonra yaygın bir şekilde tüm dünyada kayıt altına alınan ve doğruluğu ıspatlanmış bir çok tanımlanamayan UFO görüntüsünün, Amerikanın geliştirdiği yeni bir uçuş teknolojisi olduğu düşünülüyor.

26-) Uzaylı Gözlemciler

Bu düşünceyle paralellik gösterebilecek bir rivayeti de paylaşmak gerekirse; 19. yüzyılın sonunda ilk uzak mesafeli radyo dalgaları kullanılmaya başlandığında kaynağı anlaşılamayan bir frekanstan gelen bir yayın fark edildi. Bunu fark eden kişilerden biri de Nicola Tesla’ydı. Dünyayı çevreleyecek bir elektrik katmanıyla, tüm dünyaya kablosuz elektrik sağlayacak bir çalışma üzerine yoğunlaşan Tesla, gökyüzünü bu sebeple incelerken, daha herhangi bir uydunun dünya yörüngesinde olmadığı bir zaman diliminde radyo dalgaları yayan bir gök cismi fark etmişti.

1960’larda ABD ve Sovyet güçleri, dünyanın yörüngesindeki bu garip cismi fark ettiler ve “casus” olarak gördükleri bu uyduyu bir rivayayete göre görüntülemeyi de başarmışlardı. “Siyah Şövalye” ya da “Siyah Uydu” olarak bilinen bu cismin akıbeti tam olarak bilinmese de 1950’lerden 70’lere kadar bir çok kez gazetelerde haberinin yapıldığı bir gerçek!

27-) Uzaylı Koruyucular

Uzaylıların savaşmak için değil, tam tersine dünyadaki tüm olumsuzlukları ortadan kaldırmak üzere bizi korumak amacıyla geldiğine inanan teorisyenler de var. Bu düşünceye göre eğer insanlık olarak dünyaya zarar vermeye devam edersek, uzaylılar er ya da geç gezegeni korumak adına bir müdehalede bulunacaklar ve insanlık yeni bir aydınlanma çağında galaksiler ötesinden gelen yol göstericilerinin ışığında ilerleyecek.

28-) Galaksiler İmparatorluğu

Bir teoriye göre ise uzay, pek çok farklı uzaylı medeniyetinin bir arada barındığı bir nevi “imparatorluk” ile çevrelenmiş durumda. Tek bir çeşit uzaylı formu ya da türü yok. Birbirinden çok farklı akıllı canlı türü var ve Dünya bu imparatorlukta yerini almak üzere. Yüzyıllarca cehaletin ve geri kalmışlığın avucunda kıvranan genç bir tür olan insanlık henüz bu bilgiye hazır olmadığı için sadece gözetim altında tutuluyor. İnsanlık bir gün uzaylıların varlığını ve uzaydaki bu canlılık çeşitliliğini kabul edecek noktaya erişecek. Kendisini kainatın merkezi olarak görmekten vazgeçen insanlar, uzaylıları gördüğünde korkmak ve taş atmak yerine objektif bir bilgi alışverişine hazır konuma ulaşacaklar. İşte o zaman uzaylılar bizi imparatorluklarına davet edecekler ve kainatın gerçekten bir parçası olacağız. Onlar sadece bizim hazır olmamızı bekliyorlar, sadece teknolojik olarak değil, görüş olarak da gelişmemizi bekliyorlar. Bu teoriye en çok yaklaşan yapım olarak Star Wars ve Star Trek gibi film ve diziler öne çıkıyor. 2800 Yılında insanlığın hazır olacağı düşünülüyor..

29-) Korkak Uzaylı Dostlarımız

Uzaylılarla barış dolu bir geleceği uman teorilerden biri de “Selam dünyalı biz dostuz” sözüne dayanıyor. Uzaylıları, dünyamıza ürkek ve meraklı bakışlarla gelen canlılar olarak gören bu teoriye göre uzaylılar bizimle bir an önce iletişim ve dostluk kurmak, keşiflerini yaparak kendi gezegenlerine dönmek istiyorlar. Son derece masum ve çocuksu olduğunu söyleyebileceğimiz bu düşüncenin savunucularına göre, bizim uzaylılardan değil, uzaylıların bizden korkması gerekiyor. Çünkü teoriye göre uzaylılar öldürmek, zarar vermek gibi dürtülere sahip değiller ve dünyalılarla karşılaştıklarında büyük ihtimalle zarar görebilirler. Bu teoride savaşmak ya da savunmak üzerine bir kültürleri olmadığına inanılan uzaylılar için bu teoriye göre dünyalılarla iletişim kurmak son derece tehlikeli.

30-) Uzaylılar Daha yeni geldiler!

Bir başka teoriye göre ise, uzaylılar dünyayı daha dün keşfettiler ancak uzaylılara göre dün, aslında bizim için çağlar öncesi. “Yıllar önce gelen antik uzaylılar” teorisine de göz kırpan bu düşünceye göre, ışık yılı ve uzaydaki zaman bükülmesi gibi bilimsel veriler göze alındığında belki de insanlıktan bile önce uzaylılar dünyamızı keşfettiler buldular ve incelemeye başladılar. Ancak bu faaliyet onların gezegenlerinde sadece bir kaç gün ya da aylık bir gelişme. Onların her ziyaretlerinde biz çok daha fazla ilerlemiş oluyoruz. Bu sebeple ziyaretlerini de giderek sıklaştırıyorlar. Çünkü hızlı gelişimimizin sebebini bildiklerinden belki de aradaki zamanı kaçırmamak adına her saniye yeni bir araç yolluyor olabilirler.

Son olarak bu olaylardan hiçbiri sizin aklınıza yatkın gelmiyorsa, şunu bilmek gerekir ki uzayda yaşam bulma ümidiyle araştırmalarını sürdüren NASA’nın elinde pek çok uzay aracının dünyaya giriş ve çıkış yaptığına dair görüntüler mevcut. Bu görüntülerin hiçbiri NASA tarafından da inkar edilmiyor. Ancak henüz bu görüntüler üzerine resmi bir açıklama da yapılmamış durumda. Özellikle dünyadan yüksek bir hızla çıkış yapan ışıklar konusunda büyük soru işaretleri mevcut. Bu ışıkların uzun bir süre yeryüzündeki gaz sıkışmaları sonucunda salınan gazların yol açtığı ışımalar olduğu sanılıyordu ancak yeni görüntüler, bunların sadece birer araç olabileceği gerçeğini ortaya koyuyor. Birileri gezegenimize gelip gidiyor ama kim ve ne olduklarını bilmiyoruz…

Aylık SEO

Aylık SEO

Aylık Seo Danışmanlığı ( Arama motoru optimizasyonu ), sürekli SEO hizmeti almak istemeyen firmalara alternatif bir danışmanlık sistemidir. Aylık SEO hizmetimizde sizlere sözleşmeli olarak YÜKSELME garantisi veriyoruz ve 6 ay sonunda yükselme yaşanmazsa PARA İADE garantisi veriyoruz.

Firmamız Şimdiye kadar tüm çalışmalarında başarılı olmuş ve kendine SEO konusunda güvenmektedir.

Sizinde bildiğiniz gibi Google’da yükselmek ve üst sıralarda yer almak sizin kazancınıza doğrudan etki edecektir. Kazancınızın atmasının yanı sıra Google’da üst sıralarda yer alması firmanızın marka değeri açısından da önemlidir.

7-24 Web olarak, yılların bize kazandırmış olduğu deneyimlerini siz değerli müşterilerimiz için kullanmaya hazırdır. Türkiye’de %90’ın üzerinde kullanım oranına sahip Google arama motorunda sizde bir anda yer almakta acele ediniz.

Aylık SEO hizmetinde nelerden yararlanacaksınız?

Sektörünüzdeki SEO konusundaki başarılı firmaları analiz ederek kendimize bir çalışma şeması hazırlıyoruz.
Site içi ayarlarınızı SEO uyumlu hale getiriyoruz ve Google tarafında optimize etmiş oluyoruz.
Kaliteli ve Google tarafından kabul gören backlinkler ile sitenizi güçlendiriyoruz.
Sizin için özel olarak hazırlanmış bloglarda içerikler üretiyor ve sitenize link akışı sağlıyoruz.
Sosyal medya ağlarında paylaşımlarda bulunuyor ve web sitenizi güçlendiriyoruz.
Google Harita ve DMOZ kayıtlarınız için başvuru yapıyoruz .
Her ay sonunda kelimeleriniz ile ilgili size raporlama sunuyoruz..

Aylık SEO hizmeti size neler kazandırır?

Arama motorlarında yükselir ve buna paralel olarak ziyaretçi sayınız artar.
Siteniz sektörünüz ile ilgili ana ve yan kelimelerde gözükmeye başladıkça popülerliğiniz ve marka değeriniz artar.
Web siteniz güçlü bir yapıya sahip olur.
Alexa, Trustrank ve Pagerank değerleriniz artar.

Web Sitesi Yapan Firmalar

Web Sitemize Hoşgeldiniz..

Google da üst sıralarda yer almak istiyorsanız, Burada web tasarım yapan firmanın önemi ortaya çıkar.

web sitesi tasarımı, interaktif cd ve emlak sitesi tasarım sunan 7-24 web sitesi yapan firmalar arasında yer almaktadır.

Profesyonel web tasarımı yaptırmak istiyorsanız ya da ilk defa web sitesi yaptıracaksanız web sitesi yapan firmalar arasında öncü olarak işinize talibiz.

Web sitesi yapan firmalar arasında 7-24 Web ön sıralarda yer almaktadır.

ucuz web sitesi tasarımı yapan firma bilgileri arayın ucuz web sitesi yaptırın.

E ticaret web sitesi yapan firmalar, web tasarım yapan firmalar arasında en iyi hizmet veren firmalar arasında 7-24 Web ile gönül rahatlığı ile çalışabilirsiniz.

istanbul web sitesi yapan firmalar arasında en profesyonel hizmeti veren 7-24 Web firmanız için profesyonel web çözümleri üretmektedir.

Şişli’de web sitesi yapan firmalar arasında en iyisini bulduğunuz için şansın sizden yana olduğunu öncelikli olarak belirtmek istiyoruz.

Uygun fiyatlarla web sitesi.

PAKET İÇERİĞİ ;

1 YILLIK DOMAİN & WEB HOSTİNG

LİMİTSİZ DİSK ALANI

LİMİTSİZ TRAFİK (BANDWITH)

LİMİTSİZ EMAİL HESABI

ÜCRETSİZ DOMAİN NAME (WWW.FİRMAİSMİ.COM)

TÜRKÇE YÖNETİM PANELİ

CMS, JOOMLA, WORDPRESS KURULUMU

PROFESYONEL LİSANSLI TEMALAR

25 ADET SAYFA TASARIMI

(ANA SAYFA, HAKKIMIZDA, HİZMETLERİMİZ, İLETİŞİM ŞEKLİNDE WEB TASARIMI)

1 ADET PHP İLETİŞİM FORMU

FOTO GALERİ, ANKET VS.

RESPONSİVE TASARIM

HTML5, CSS3, JQUERY, PHP VE MYSQL

JAVASCRİPT VE BOOSTRAP TEKNOLOJİSİ

GOOGLE SEO UYUMLU (SİTE İÇİ SEO ÇALIŞMASI)

GOOGLE SEO İÇİN YARDIMCI SİTELER

5 ADET BLOGGER SAYFASI

FACEBOOK SAYFASI

GOOGLE + SAYFASI

GOOGLE ADWORDS PANELİ İLE GOGLE REKLAMLARI

ARAMA MOTORLARINA KAYIT GOOGLE, YAHOO, YANDEX, BING

REHBERLERE KAYIT

DİZİNLERE KAYIT

GOOGLE İŞLETME REHBERİNE KAYIT

7/24 TEKNİK DESTEK ! 7X24X365 KESİNTİSİZ WEB YAYINI..

Sipariş Vermek İçin :

Telefon: 0542-535-18-30

CMS

JOOMLA

WORDPRESS

PHP 7

MySQL

HTML5

RESPONSIVE

BOOTSTRAP

SECURITY

JAVASCRİPT

JQUERY

LİNUX

SEO

GOOGLE

YANDEX

YAHOO

BİNG

Web Sitesi Yapanlar
Uygun fiyatlarla web sitesi.

7/24 TEKNİK DESTEK ! 7X24X365 KESİNTİSİZ WEB YAYINI..

Sipariş Vermek İçin :
Telefon: 0553-0967549

Web sitesi yapanlar arasında en iyi en kaliteli web tasarım hizmeti :

Web sitesi yapanlar arasında 7-24 web en iyi en kaliteli en uygun fiyata web sitesi yapmaktadır. Web sitesi yapan firmaların fiyatı genellikle uygundur

WEB TASARIM HİZMETİ PROFESYONEL WEB SAYFASI;

İNTERNET HİZMETLERİ HIZINA YETİŞİLMEYEN BİR HIZDA GELİŞTİĞİ GÜNÜMÜZDE BU HIZI YAKALAYABİLEN FİRMA SAYISI SEKTÖRDE Kİ TÜM FİRMALARI DÜŞÜNDÜĞÜMÜZDE %1 İ BULMAMAKTADIR. WEB TASARIM SADECE BİR KİŞİ YA DA BİRKAÇ KİŞİ İLE YAPILABİLECEK BİR ÇALIŞMA DEĞİLDİR. 7-24 WEB İŞİNDE PROFESYONEL KADROSU İLE TÜM ÇALIŞANLARINI UZMANLIKLARINA GÖRE AYIRMIŞ VE HER ÇALIŞANINI KENDİ ALANINDA DEĞERLENDİRMİŞTİR.
CMS, JOOMLA, WORDPRESS YÖNETİM PANELİ UYUMLU PROFESYONEL WEB TASARIMI YÖNETİM PANELİ İLE BİRLİKTE PHP & MYSQL YÖNETİCİ PANELLİ SİTE!!!
WEB TASARIMI YAPTIRMAK HİÇ BU KADAR KOLAY OLMAMIŞTI YERİNİZDEN AYRILMADAN NASIL BİR WEB SİTESİ YAPTIRMAK İSTEDİĞİNİZİ , HAYALİNİZDEKİ WEB SİTESİNİ MESAJINIZDA YAZIN İNTERNET SİTENİZİN WEB TASARIMINI YAPALIM HAYALİNİZİ GERÇEKLEŞTİRELİM….

İletişim : info@724web.com

Etiketler: web sitesi yapan, web sitesi yapanlar, web sitesi yapan şirket, web sitesi yapan firma, web sitesi yapan firmalar, web sitesi yapan şirketler, web tasarımı yapan, web tasarımı yapanlar, web tasarımı yapan firma, web tasarımı yapan firmalar, web tasarımı yapan şirket, web tasarımı yapan şirketler,

Doctor Who Dizisi

Dizi Tanıtım Konusu

Doctor Who (Türkçe: Doktor Kim) BBC yapımı İngiliz bilim kurgu televizyon dizisidir. Dizi, Gallifrey gezegeninden olan ve “Doktor” olarak bilinen bir zaman lordunun (time lord) maceralarını konu almaktadır. Doktor, belirli dönemlerde hücre yenilenmesi dediği bir yöntemle kendini baştan aşağı yenileyerek, başka bir görünüş ve hatta kişilikle yaşamına devam etmektedir.Dışarıdan 1950’lerden kalma bir polis kulübesi gibi görünen TARDIS adındaki bir uzay/zaman gemisi ile yolculuk yapan Doktor, yardımcıları ile beraber uzay ve zamanı keşfeder, problemleri çözer, yaratıklarla yüzleşir ve tarihe yapılan müdahalelere engel olur.
Guinness Rekorlar Kitabı tarafından Dünya’nın en uzun süren bilim kurgu televizyon programı olarak listelenen dizi aynı zamanda İngiliz popüler kültürünün de önemli bir parçasıdır.Dizi iyi planlanmış hikâyeleri, ilk yayınlandığı dönemdeki düşük bütçeli yaratıcı özel efektleri ve elektronik müzik kullanımındaki önderliği ile tanınır.

Doctor who dizisi izle ;

https://www.dizibox.pw/diziler/doctor-who/

Nazar Duası

Kalem Suresi’nin son ayetleri, Ayetel Kürsi, Kafirun, İhlas, Felak, Nas sureleridir. Peygamber Efendimizin bebekler için nazar duası olarak okumayı buyurduğu sureler de bunlardır.

Kul, euzu birabbil felâk,
min şerri ma halak,
ve min şerri gasikin iza vakab,
ve min şerrin neffasâti fil ukad,
ve min şerri hâsidin iza hased.
*3 kez okumanın daha faziletli olduğu yönünde kaynaklar bulunmaktadır.
Ebu Said el-Hudrî (ra) şöyle anlatmaktadır;

“Resulullah (sav) ‘Cinlerin ve insanların nazarından Allah’a sığınırım.’ gibi dualarla cinlerin nazarından, sonra da insanların nazarından Allah’a iltica ederdi.

Peygamber Efendimiz’in (sav) torunları Hasan (ra) ve Hüseyin (ra) için şu naza duası okurdu;

“Sizi, her şeytan ve haşereden, her kötü gözden, Allah’ın noksansız kelimelerine sığındırırım” (Buhari)

Yine nazar duası olarak Kuran-ı Kerim’in son 3 suresi olan; ihlas suresi, felak suresi ve nas suresini okumayı da tavsiye etmiştir. Bununla birlikte ayetel kürsi ve kafirun suresi de nazara karşı okunabilmektedir.

Kosmos Belgeseli

cosmos
Web Sitemizde kozmos hakkında en yeni en iyi belgeselleri bulabilirsiniz. en iyi Kosmos Belgeseli nerede acaba? diyorsanız, doğru yerdesiniz. Kosmos Belgeselini web sitemiz üzerinden ücretsiz izleyebilirsiniz. Cosmos, Türkçe telaffuzuyla Kosmos, hepimize uzayı, evreni çağrıştıran bir kelimedir. Anlamına baktığınızda ise derin bir mana dünyasından çıkıp geldiğini hissediyoruz. Latince kökenli kelime, ‘düzenli, uyumlu ve sistematik bir evren’ anlamı taşıyor. Yani bir tesadüfler zincirinden ziyade, kendi varoluşunu kontrol altında tutan ve varolmaya devam etmek için sistematiğini koruyan ve geliştiren bir yapıyı işaret ediyor. Bu yapı ise, vücudumuzdaki hücrelerden gökyüzündeki galaksilere değin her şeyi kapsayan, içinde yaşadığımız evrenin ta kendisidir, kozmos.

en yeni Kosmos Belgeseli dizisi sadece burada

Kosmos Belgeseli bölüm 1 carl sagan
Kosmos Belgeseli bölüm 2 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 3 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 4 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 5 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 6 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 7 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 8 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 9 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 10 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 11 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 12 carl sagan

Kosmos Belgeseli bölüm 13 carl sagan

Kosmos Belgeseli Hakkında

Kozmos Evrenin ve Yaşamın Sırları Kitabı (Kozmos dizisinin kitaplaştırılmış hali) Dileyen arkadaşlar Kosmos Belgeselinin kitabını alıp okuyabilir… Carl Sagan ÖNCE TV DİZİSİNİ Yapmıştır, SONRA KİTAP Yazmıştır… Satın Alma Linki ; https://www.kitapyurdu.com/kitap/kozmos-evrenin-ve-yasamin-sirlari/3295.html&filter_name=kozmos Carl Sagan ALTIN KİTAPLAR
“Carl Sagan zamanımızın en parlak bilim adamlarından biridir… İçinde varlığımızı sürdürdüğümüz akıllara durgunluk veren Kozmos’un sonsuzluğunu dile getirirken bilimin geçmişine, şimdiki zamanına ve geleceğine ilişkin muhteşem bir eser yaratmış.”Associated Press “Alanında göz kamaştırıcı, önerilerinde kışkırtıcı. Bu kitabı okuyan herkesin, etkisi altında kalacağından hiç kuşkum yok.” The Miami Herald “Sagan edebi bir coşkuyla yazıyor. Harika bir eser. İnsan aklının tüm noktalarına değinen Kozmos gerçek olmayacak kadar gerçek.” The Cleveland Plain Dealer – İnsanoğlu uzay okyanusuna açılıyor – Canlıların ve evrenin yapısı – Doğa yasaları tüm evrende geçerlidir – Cennet ve cehennem – Başka gezegenlerde yaşam var mı? – Keşif yolculuklarının öyküsü – Samanyolu: Gecenin bel kemiği – Zaman ve mekan içinde yolculuk – Başka evrenlerin kapısı karadelikler – Sonsuzluğun kıyısı: Dördüncü boyut – Aklın evreni – Galaktik uygarlık – Yaşamak ya da yokolmak konusunda kim karara verecek? ÖNCE TV DİZİSİ, SONRA KİTAP… Çağımızda gelişmişliğin bir ölçütü de halkın bilgi ve kültür düzeyidir. İleri ülkelerde bu düzeyi yükseltmek amacıyla bütün basın yayın organla­rının el ele verdiğini görmekteyiz. Bilimsel konuları geniş yığınlara tanıt­ma, sevdirme ve onları aydınlatmada başta televizyon olmak üzere, kitle haberleşme araçları etkin bir rol oynamakta. Bilimsel dizilerin amacına ulaşması için izlenen tamamlayıcı bir yol da, dizi senaryolarının geliştirilerek kitap haline getirilmesidir. Çünkü TV dizisinin program süresiyle sınırlı akışı içinde aktarılan yoğun bilginin algılanması, derinlemesine kavranması güçlüğü söz konusudur. İşte diziy­le birlikte oluşturulan kitaplar, anlaşılması dikkat isteyen konulara yeni­den eğilme olanağı vermektedir. Bilimsel Sorunlar Dizimizin ilk kitabı olarak sunduğumuz, iktisadi düşüncenin başlangıcından günümüze dek temel öğretilerini konu alan Kuşku Çağı (The Age of Uncertainty) ile insanlığın evriminde önemli bir aşamayı oluşturan uzayın keşfini konu alan Kozmos (Kosmos Belgeseli) adlı yapıt­lar, dünyanın en ünlü TV kurumlarınca gerçekleştirilen iki önemli dizisi­nin kitaplarıdır. Olanaklarımız ölçüsünde ilginç görüntülerini vermeye çalıştığımız, gösterildiği her ülkede halkın beğeni ve ilgisini toplayan bu dizilerden Kozmos Türkiye televizyonunda gösterilmiş bulunmaktadır. Halkımızın bilim-kurgu ürünü film ve kitaplarla gidermeye çalıştığı, evrenin ve yaşamın sırlarına duyduğu derin merakı büyük ölçüde gidere­cek bilimsel bir yapıt Kosmos. Yazarı Carl Sagan, halk kitlelerinin ilgisine ve yararına sunulmayan bilimi, “mutlu bir azınlığın ayrıcalığı” olarak ta­nımlamakta, araştırma ve buluşların halka mal edilmesi yolunda özel bir çaba göstermektedir. “Olağanüstü Bilimsel Başarı ve Bilimi Halka Ulaştırma” Ödülü’nün sahibi olan Carl Sagan, Kozmos’un yapısıyla yeryüzündeki yaşam arasın­daki bağı vurgulamak için kendini şöyle tanıtıyor: “BEN CARL SAGAN ADINDA.. …su, kalsiyum ve organik moleküllerin toplamıyım. Siz de öylesiniz, yalnız adınız başka. Ama hepsi bu kadar mı?” Olabilir mi?… Carl Sagan, Gezegen Araştırmaları Laboratuvarı başyöneticisi ve Cornell Üniversitesi Uzay Bilimleri ve Astronomi Bölümü öğretim üyesi­dir. Mariner, Viking ve Voyager uzay araçları yolculukları ve araştırmala­rında başrolü oynamıştır. Uluslararası Astronomi Ödülü’nü kazanan bu ünlü bilim adamı, “Amerikan Astronomi Derneği Gezegenler Bilimi Bö­lümü”, “Bilimin İlerleyişi Derneği” ve “Amerikan Jeofizik Birliği” başka­nıdır. Dr. Sagan dört yüz bilimsel ve popüler makale yayınlamıştır. Yazarı olduğu bir düzineden fazla kitabı vardır. Evrende Akıllı Yaşam (Intelligenî Life in îhe Universe), Kozmik İlişki (The Cosmic Conrıection), Cennetin Canavarı (The Dragon of Eden), Dünyanın Fısıltıları (Murmurs of Ecırth) bunlardan bazıları. Carl Sagan için, yukarıda özetlenen bunca önemli ve onurlu görevi yüklendiğini söylemek yeterli mi?… Hepsi bu kadar mı? Olabilir mi?… Carl Sagan, insanın öğrenme merakını giderme, evreni keşfetme ça­basının da ötesinde bir görev taşıdığının bilincinde… İnsan soyunun sür­dürülmesinin, uygarlığımızın korunup geliştirilmesinin en önemli koşulu olan ‘’evrensel barış”ın da savunucusu Carl Sagan. 1975’te “İnsanlığın Refah ve Huzuruna Büyük Katkıda Bulunmuş Kişi” ve 1978’de Pulitzer Edebiyat ödüllerini alan Carl Sagan’ın tüm in­sanlığa mesajı şu: KOZMOS’UN KEŞFİ, KENDİ KENDİMİZİ KEŞİF YOLCULUĞUDUR… “Biz hem gökyüzünün, hem yeryüzünün çocuklarıyız. Bu gezegen üzerindeki varlığımız süresince tehlikeli bir evrimsel yük sırtlamış bulunuyoruz. Bu yük torbasının içinde saldırıya ve töreye yatkınlık, liderlere baş eğme ve yabancılara düşmanca davranış gibi kalıtsal eğilimler yer alı­yor. Fakat aynı zamanda başkalarına karşı şefkat, çocuklarımıza karşı sevgi, tarihten bir şeyler öğrenme ve giderek zekâ ve yeteneklerimize bir şeyler katma eğilimlerine de sahibiz; bunlar da hayatta kalmamıza ve re­fahımızı sürdürmeye yarayan etkenler… Yapımızdaki bu eğilimlerin han­gileri üstün gelecek bilmiyoruz… Bizi Kozmos’un enginliklerinde kaçınamayacağımız bir hedef beklemekte. Dünya-dışı akıllı varlıkların bulunduğuna ilişkin henüz açık belir­tiler yok. Bu, bizimkine benzer uygarlıklar acaba hiç durmamacasına kendi kendilerini yok mu ediyorlar, diye bir soru getiriyor aklımıza. Yer­küremize uzaydan baktığımızda, ulusal sınır diye bir şey göremiyoruz. Uzaydan gezegenimizin incecik mavi bir hilal, sonra da yıldızlar kenti arasında bir ışık noktası olarak göründüğünü izleyince; etnik, dinsel ya da ulusal şovenist davranışların sürdürülmesi akıl almaz bir duruma dönüşü­yor… Hayatın hiçbir zaman başlama olanağı bulunmadığı dünyalar var. Kozmik felaketlerin yakıp yıktığı dünyalar da var. Biz talihliyiz, hayatta­yız, güçlüyüz. Uygarlığımızın ve türümüzün refahı elimizde olan bir şey. Eğer yerküre adına bizler söz sahibi değilsek kim olabilir? Varlığımızı sürdürmede karar veren bizler olamazsak kim olabilir?…” Dr. Turhan Bozkurt SUNUŞ Çağlar boyunca girişilecek sabırlı ve dikkatli çalışmalar, bugün için sır perdesinin arkasında kalan birçok şeyi aydınlığa kavuştura­caktır. İnsan, evrenin sırlarını araştırmak için yaşamının tümünü bile harcasa, yine de böylesine engin bir sorun karşısında yeterli ola­maz. Bu nedenle bilgiler, ancak çağlar aşıldıkça insanoğlunun önü­ne serilecektir. Bir zaman gelecek, o günün insanları kendilerince bilinen şeylerin daha önceleri bilinmeyişine şaşacaklar… Birçok bu­luşun ortaya çıkışı, bizlerin anısı çoktan silinip gittiği dönemlere rastlayacaktır. Her çağın insanına, araştırılmak üzere sorular gizle­mesini beceremeyen bir evren, çekici olmaktan uzak, tekdüze bir yaşam ortamı oluştururdu. Seneca, Doğa Sorunları 7. Kitap MS 1. Yüzyıl Bugün bizler için apaçık olan gerçekler, eski zamanlarda evrenin akıl sır ermeyen olguları arasındaydı. Günlük yaşamdaki en basit bir olay bile evrenin sırlarıyla ilişkili olarak yorumlanıyordu. Bu konuya bir örnek olarak, Asurların MÖ 1000 yıllarında, diş ağrısına neden olduğu sanılan bir kurt için düzdükleri tılsımlı dizeleri gösterebiliriz. Bu dizeler evrenin başlangıcını araştırmakla başlayıp diş ağrısı için bir tedavi yöntemi salık vermekle son bulur. Evren, Anu tarafından Yeryüzü, evren tarafından Akarsular, yeryüzü tarafından Dereler, akarsular tarafından Bataklıklar, dereler tarafından Ve küçük kurt, bataklıklar tarafından Yaratıldıktan sonra, Küçük kurt ağlaya sızlaya Tanrı Samaş’ın huzuruna vardı Yaşlı gözlerle dedi ki: “Bana vereceğin besin ne ola?” “İncirle kayısı senin ola.” “Bunlar ne ki benim için? İncirle kayısı ha! Bırak da hiç olmazsa Dişle dişeti arasına sokulayım Azı dişlerinin içine yerleşeyim.” “Madem ki böyle dedin, ey küçük kurt, Kahretsin seni Toprak Ana O kudretli eliyle…” (Diş ağrısına karşı düzülmüş tılsımlı dizeler.) Tedavisi: Mayalanmış arpa suyuna karıştırılmış yağ, bu dizeler uç kez yinelenerek ağrıyan dişin üzerine sürülecek. Atalarımız, içinde yaşadıkları dünyanın sırlarını öğrenmeye can attıkları halde, bunun yöntemini keşfedememişlerdi. Anular, Sarmaş’lar gibi tanrıların egemen güçler oluşturdukları küçücük, garip ve aciz bir dünya varsayımıyla yaşıyorlardı. Böyle bir dünyada, insanoğlu önemli ol­masına önemli, ama başlıca rolü üstlenmekten uzak bir yaşam sürüyordu. Doğayla insan sıkı bir bağlantı içindeydi. Diş ağrısının mayalanmış arpa suyuyla tedavisi, en derin evrensel gizleri içeriyordu. Günümüzdeyse evreni anlamamızı sağlayan seçkin, güçlü ve adı “bi­lim” olan bir yöntem bulduk. Bilim bize, varlığı öylesine eskilere uzanan ve öylesine engin bir evrenin gizlerini önümüze serdi ki, bunun karşısında insanoğluna ilişkin sorunlar bile neredeyse önemini yitirdi. Böylece Koz­mos, günlük yaşamımızla ilgisi bulunmayan uzak, soyut bir kavram gibi göründü. Ne var ki, bilim giderek evrenin insanı coşkuya boğan bir gör­kemi bulunduğunu ve aklın bu giz perdesini aralamaya yetebileceğini or­taya koymakla kalmamış, insanoğlunun gerçekten evrenin bir parçası ol­duğunu, ondan kaynaklanarak yine onda son bulduğunu göstermiştir. En temelinden en önemsizine dek insana ilişkin tüm olguları, evrene ve onun kökenlerine bağlayabiliriz. Bu kitap işte böyle bir kozmik perspek­tifin keşfini amaçlamaktadır. 1976 yılının yazı ve sonbaharında, yaklaşık yüz kadar bilim adamı ar­kadaşımla birlikte, Mars gezegeninin keşfine gönderilen Viking uzay ara­cı projesinin hazırlanmasında görev aldım. İnsanlık tarihinde ilk kez baş­ka bir gezegenin yüzeyine iki uzay aracı indirmiştik. Kitabın beşinci bölü­münde ayrıntılı biçimde anlatılacağı üzere, aldığımız sonuçlar gerçekten göz kamaştırıcıydı ve bunun tarihsel anlamı tüm açıklığıyla ortadaydı. Buna karşın, dünya kamuoyu bu büyük olaydan hemen hemen habersiz bırakılıyordu. Basın bu konuya pek ilgi göstermedi, televizyonsa olayı adeta görmezlikten geldi. Mars gezegeninde hayat olup olmadığı sorusu­na kesin bir yanıtın alınamayacağı anlaşılınca, halkın ilgisi daha da azaldı. Yanıtların kesinkes olmayıp her iki yana da çekilebilmesine, hoşgörü gös­terilmiyordu. Mars gezegenindeki gök renginin, önceleri yanlış olarak bildirildiği gibi, mavi değil de pembemsi bir sarı renkte olduğu belirlenince, bu konuda haber toplayan muhabirlerin düş kırıklığıyla karşılaştık. Mars gezegeninin bu bakımdan da üzerinde yaşadığımız yerküremize benzemesini arzuluyorlardı. Bu gezegenin yerküremize az benzediği oranda kamuoyunun ilgisinin azalacağı kanısındaydılar. Oysa Mars yüze­yinin insanın heyecandan soluğunu kesecek kadar ilginç görünümleri var. Yaşamın, dünyamızın ve Kozmos’un oluşumunun sırrı, başka gezegenlerde insanüstü akıllı canlıların bulunması olasılığı gibi birbiriyle iliş­kili birçok bilimsel sorunun yanıtlarını aramak üzere kamuoyunun uzayın keşfine çıkılmasına genellikle ilgi duyduğu inancındayım. Bu ilginin çok güçlü iletişim aracı olan televizyon aracılığıyla harekete geçirilebileceğini düşündüğümden, Viking Verileri Analizi ve Planlama Müdürü B. Gentry Lee ile birlikte bir televizyon dizisi yapmayı kararlaştırdık. Astronomiyi konu edinen bu televizyon dizisinde insan öğesinin geniş bir yer alması, insanoğlunun aklına olduğu kadar yüreğine de hitap edilmesi gerekiyor­du. Çekimi üç yıl süren ve adı “Kozmos Projesi” olan bu dizinin hazırlan­ması için yazarlar, rejisörler ve prodüktörlerle işbirliği yaptık. Kozmos di­zisinin 140 milyon kişi tarafından televizyonda izleneceği hesaplandı. Bu hesaba göre, yeryüzündeki insan nüfusunun ancak yüzde 3’ü bu diziye il­gi gösterebilirdi. Ne var ki, bizler, dünyanın oluşumu ve yapısına ilişkin en derin bilimsel sorunların, çok büyük bir çoğunluğun ilgisini ve öğren­me açlığını kamçıladığı kanısındayız. Sıradan insanın sanıldığından çok daha bilgi peşinde koştuğuna inanıyoruz. Çağımızın, uygarlığın ve belki de insan türünün geleceği açısından bir yol kavşağında bulunmaktadır. Sapacağımız yol hangisi olursa olsun, alınyazımız kaçınılmaz bir biçimde bilime bağlıdır. Var olmak, hayatta kalabilmek için bilim vazgeçilemeye­cek kadar temel bir gereksinimdir. Üstelik bilim, insanoğluna zevk verir; evrimin yasaları öğrenmenin, anlamanın insanoğluna zevk vermesini sağ­layacak biçimde düzenlenmiştir. Çünkü hayatta kalabilmek daha çok öğrenebilenlerin, anlayanların harcı olacaktır. Kozmos televizyon dizisiyle Kozmos adını taşıyan bu kitabın, bilime ilişkin bazı düşüncelerin, yöntem­lerin ve bilim zevkinin iletilmesinde yararlı bir girişim olduğu inancında­yız. Kitapla televizyon dizisi el ele bir gelişim içinde oluştular. Aslında biri ötekinin temelini oluşturdu. Ama yine de kitaplarla televizyon dizile­rinin birbirinden ayrı yaklaşımları ve özellikleri vardır. Kitabın en önemli özelliklerinden biri, okura, anlaşılması dikkat isteyen konulara yeniden eğilme fırsatı vermesidir. Televizyonda böyle bir fırsat henüz yeni doğ­maktadır videoteypler sayesinde. Bir yazarın kitapta bir konuyu derinlemesine ve ayrıntılı olarak ele alması, televizyondaki elli sekiz dakika ve otuz saniye gibi bir zaman giyotini korkusu bulunmadığından, daha kolaydır. Televizyon dizisindeki bölümlerin kitabın bölümleriyle eş konular­da başlayıp bitirilmesine özen gösterilmiştir. Birinin verdiği zevki öteki­nin tamamlaması da mümkündür. Kitapta bazı konular tarih sırasına göre ele alınmamıştır. Örneğin, Johannes Kepler’in anlatıldığı üçüncü bölümden çok sonraki yedinci bölümde eski Yunan bilgilerinin düşünceleri ele alınıyor. Öyle sanıyorum ki, Yunan bilginlerinin fikirlerine, hangi konuları gözden kaçırmış olduk­larını saptadıktan sonra eğilmek daha uygun olur. Bilim, insanoğlunun yaşamındaki öteki çabalarından ayrı bir uğraş olarak ele alınamayacağından, sosyal, siyasal, dini ve felsefi birçok soruna bazen kuşbakışı bir göz atılarak, bazen de doğrudan içine girilerek yer ve­rildi. Bu nedenle, yeri geldiği ve gerektiğince, hem televizyon dizisinde, hem kitapta sosyal sorunlara da değindim. Bilimin temelinde düştüğü yanılgıyı düzeltme öğesi yatar. Yeni de­ney sonuçları ve yeni düşünceler, sürekli olarak eskiden giz olan şeyleri çözümlemektedir. Örneğin, dokuzuncu bölümde, adı “nötrin” olan görülmesi zor zerreciklerden pek azının Güneş’ten kaynaklandığı sanılıyor bu­…
Dünyanın Oluşumu-Kosmos Belgeseli ve Ötesi Belgesel izle Türkçe Dublaj kozmos 4. boyut

Kozmoz Belgeseli

Web Sitemizde kozmos hakkında en yeni en iyi belgeselleri bulabilirsiniz. en iyi Kozmoz Belgeseli nerede acaba? diyorsanız, doğru yerdesiniz. Kozmoz Belgeselini web sitemiz üzerinden ücretsiz izleyebilirsiniz. Cosmos, Türkçe telaffuzuyla Kozmoz, hepimize uzayı, evreni çağrıştıran bir kelimedir. Anlamına baktığınızda ise derin bir mana dünyasından çıkıp geldiğini hissediyoruz. Latince kökenli kelime, ‘düzenli, uyumlu ve sistematik bir evren’ anlamı taşıyor. Yani bir tesadüfler zincirinden ziyade, kendi varoluşunu kontrol altında tutan ve varolmaya devam etmek için sistematiğini koruyan ve geliştiren bir yapıyı işaret ediyor. Bu yapı ise, vücudumuzdaki hücrelerden gökyüzündeki galaksilere değin her şeyi kapsayan, içinde yaşadığımız evrenin ta kendisidir, kozmos.

en yeni Kozmoz Belgeseli dizisi sadece burada

Kozmoz Belgeseli bölüm 1 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 2 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 3 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 4 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 5 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 6 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 7 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 8 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 9 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 10 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 11 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 12 carl sagan
Kozmoz Belgeseli bölüm 13 carl sagan

Kozmoz Belgeseli Hakkında

Kozmos Evrenin ve Yaşamın Sırları Kitabı (Kozmos dizisinin kitaplaştırılmış hali) Dileyen arkadaşlar Kozmoz Belgeselinin kitabını alıp okuyabilir… Carl Sagan ÖNCE TV DİZİSİNİ Yapmıştır, SONRA KİTAP Yazmıştır… Satın Alma Linki ; https://www.kitapyurdu.com/kitap/kozmos-evrenin-ve-yasamin-sirlari/3295.html&filter_name=kozmos Carl Sagan ALTIN KİTAPLAR
“Carl Sagan zamanımızın en parlak bilim adamlarından biridir… İçinde varlığımızı sürdürdüğümüz akıllara durgunluk veren Kozmos’un sonsuzluğunu dile getirirken bilimin geçmişine, şimdiki zamanına ve geleceğine ilişkin muhteşem bir eser yaratmış.”Associated Press “Alanında göz kamaştırıcı, önerilerinde kışkırtıcı. Bu kitabı okuyan herkesin, etkisi altında kalacağından hiç kuşkum yok.” The Miami Herald “Sagan edebi bir coşkuyla yazıyor. Harika bir eser. İnsan aklının tüm noktalarına değinen Kozmos gerçek olmayacak kadar gerçek.” The Cleveland Plain Dealer – İnsanoğlu uzay okyanusuna açılıyor – Canlıların ve evrenin yapısı – Doğa yasaları tüm evrende geçerlidir – Cennet ve cehennem – Başka gezegenlerde yaşam var mı? – Keşif yolculuklarının öyküsü – Samanyolu: Gecenin bel kemiği – Zaman ve mekan içinde yolculuk – Başka evrenlerin kapısı karadelikler – Sonsuzluğun kıyısı: Dördüncü boyut – Aklın evreni – Galaktik uygarlık – Yaşamak ya da yokolmak konusunda kim karara verecek? ÖNCE TV DİZİSİ, SONRA KİTAP… Çağımızda gelişmişliğin bir ölçütü de halkın bilgi ve kültür düzeyidir. İleri ülkelerde bu düzeyi yükseltmek amacıyla bütün basın yayın organla­rının el ele verdiğini görmekteyiz. Bilimsel konuları geniş yığınlara tanıt­ma, sevdirme ve onları aydınlatmada başta televizyon olmak üzere, kitle haberleşme araçları etkin bir rol oynamakta. Bilimsel dizilerin amacına ulaşması için izlenen tamamlayıcı bir yol da, dizi senaryolarının geliştirilerek kitap haline getirilmesidir. Çünkü TV dizisinin program süresiyle sınırlı akışı içinde aktarılan yoğun bilginin algılanması, derinlemesine kavranması güçlüğü söz konusudur. İşte diziy­le birlikte oluşturulan kitaplar, anlaşılması dikkat isteyen konulara yeni­den eğilme olanağı vermektedir. Bilimsel Sorunlar Dizimizin ilk kitabı olarak sunduğumuz, iktisadi düşüncenin başlangıcından günümüze dek temel öğretilerini konu alan Kuşku Çağı (The Age of Uncertainty) ile insanlığın evriminde önemli bir aşamayı oluşturan uzayın keşfini konu alan Kozmos (Kozmoz Belgeseli) adlı yapıt­lar, dünyanın en ünlü TV kurumlarınca gerçekleştirilen iki önemli dizisi­nin kitaplarıdır. Olanaklarımız ölçüsünde ilginç görüntülerini vermeye çalıştığımız, gösterildiği her ülkede halkın beğeni ve ilgisini toplayan bu dizilerden Kozmos Türkiye televizyonunda gösterilmiş bulunmaktadır. Halkımızın bilim-kurgu ürünü film ve kitaplarla gidermeye çalıştığı, evrenin ve yaşamın sırlarına duyduğu derin merakı büyük ölçüde gidere­cek bilimsel bir yapıt Kosmos. Yazarı Carl Sagan, halk kitlelerinin ilgisine ve yararına sunulmayan bilimi, “mutlu bir azınlığın ayrıcalığı” olarak ta­nımlamakta, araştırma ve buluşların halka mal edilmesi yolunda özel bir çaba göstermektedir. “Olağanüstü Bilimsel Başarı ve Bilimi Halka Ulaştırma” Ödülü’nün sahibi olan Carl Sagan, Kozmos’un yapısıyla yeryüzündeki yaşam arasın­daki bağı vurgulamak için kendini şöyle tanıtıyor: “BEN CARL SAGAN ADINDA.. …su, kalsiyum ve organik moleküllerin toplamıyım. Siz de öylesiniz, yalnız adınız başka. Ama hepsi bu kadar mı?” Olabilir mi?… Carl Sagan, Gezegen Araştırmaları Laboratuvarı başyöneticisi ve Cornell Üniversitesi Uzay Bilimleri ve Astronomi Bölümü öğretim üyesi­dir. Mariner, Viking ve Voyager uzay araçları yolculukları ve araştırmala­rında başrolü oynamıştır. Uluslararası Astronomi Ödülü’nü kazanan bu ünlü bilim adamı, “Amerikan Astronomi Derneği Gezegenler Bilimi Bö­lümü”, “Bilimin İlerleyişi Derneği” ve “Amerikan Jeofizik Birliği” başka­nıdır. Dr. Sagan dört yüz bilimsel ve popüler makale yayınlamıştır. Yazarı olduğu bir düzineden fazla kitabı vardır. Evrende Akıllı Yaşam (Intelligenî Life in îhe Universe), Kozmik İlişki (The Cosmic Conrıection), Cennetin Canavarı (The Dragon of Eden), Dünyanın Fısıltıları (Murmurs of Ecırth) bunlardan bazıları. Carl Sagan için, yukarıda özetlenen bunca önemli ve onurlu görevi yüklendiğini söylemek yeterli mi?… Hepsi bu kadar mı? Olabilir mi?… Carl Sagan, insanın öğrenme merakını giderme, evreni keşfetme ça­basının da ötesinde bir görev taşıdığının bilincinde… İnsan soyunun sür­dürülmesinin, uygarlığımızın korunup geliştirilmesinin en önemli koşulu olan ‘’evrensel barış”ın da savunucusu Carl Sagan. 1975’te “İnsanlığın Refah ve Huzuruna Büyük Katkıda Bulunmuş Kişi” ve 1978’de Pulitzer Edebiyat ödüllerini alan Carl Sagan’ın tüm in­sanlığa mesajı şu: KOZMOS’UN KEŞFİ, KENDİ KENDİMİZİ KEŞİF YOLCULUĞUDUR… “Biz hem gökyüzünün, hem yeryüzünün çocuklarıyız. Bu gezegen üzerindeki varlığımız süresince tehlikeli bir evrimsel yük sırtlamış bulunuyoruz. Bu yük torbasının içinde saldırıya ve töreye yatkınlık, liderlere baş eğme ve yabancılara düşmanca davranış gibi kalıtsal eğilimler yer alı­yor. Fakat aynı zamanda başkalarına karşı şefkat, çocuklarımıza karşı sevgi, tarihten bir şeyler öğrenme ve giderek zekâ ve yeteneklerimize bir şeyler katma eğilimlerine de sahibiz; bunlar da hayatta kalmamıza ve re­fahımızı sürdürmeye yarayan etkenler… Yapımızdaki bu eğilimlerin han­gileri üstün gelecek bilmiyoruz… Bizi Kozmos’un enginliklerinde kaçınamayacağımız bir hedef beklemekte. Dünya-dışı akıllı varlıkların bulunduğuna ilişkin henüz açık belir­tiler yok. Bu, bizimkine benzer uygarlıklar acaba hiç durmamacasına kendi kendilerini yok mu ediyorlar, diye bir soru getiriyor aklımıza. Yer­küremize uzaydan baktığımızda, ulusal sınır diye bir şey göremiyoruz. Uzaydan gezegenimizin incecik mavi bir hilal, sonra da yıldızlar kenti arasında bir ışık noktası olarak göründüğünü izleyince; etnik, dinsel ya da ulusal şovenist davranışların sürdürülmesi akıl almaz bir duruma dönüşü­yor… Hayatın hiçbir zaman başlama olanağı bulunmadığı dünyalar var. Kozmik felaketlerin yakıp yıktığı dünyalar da var. Biz talihliyiz, hayatta­yız, güçlüyüz. Uygarlığımızın ve türümüzün refahı elimizde olan bir şey. Eğer yerküre adına bizler söz sahibi değilsek kim olabilir? Varlığımızı sürdürmede karar veren bizler olamazsak kim olabilir?…” Dr. Turhan Bozkurt SUNUŞ Çağlar boyunca girişilecek sabırlı ve dikkatli çalışmalar, bugün için sır perdesinin arkasında kalan birçok şeyi aydınlığa kavuştura­caktır. İnsan, evrenin sırlarını araştırmak için yaşamının tümünü bile harcasa, yine de böylesine engin bir sorun karşısında yeterli ola­maz. Bu nedenle bilgiler, ancak çağlar aşıldıkça insanoğlunun önü­ne serilecektir. Bir zaman gelecek, o günün insanları kendilerince bilinen şeylerin daha önceleri bilinmeyişine şaşacaklar… Birçok bu­luşun ortaya çıkışı, bizlerin anısı çoktan silinip gittiği dönemlere rastlayacaktır. Her çağın insanına, araştırılmak üzere sorular gizle­mesini beceremeyen bir evren, çekici olmaktan uzak, tekdüze bir yaşam ortamı oluştururdu. Seneca, Doğa Sorunları 7. Kitap MS 1. Yüzyıl Bugün bizler için apaçık olan gerçekler, eski zamanlarda evrenin akıl sır ermeyen olguları arasındaydı. Günlük yaşamdaki en basit bir olay bile evrenin sırlarıyla ilişkili olarak yorumlanıyordu. Bu konuya bir örnek olarak, Asurların MÖ 1000 yıllarında, diş ağrısına neden olduğu sanılan bir kurt için düzdükleri tılsımlı dizeleri gösterebiliriz. Bu dizeler evrenin başlangıcını araştırmakla başlayıp diş ağrısı için bir tedavi yöntemi salık vermekle son bulur. Evren, Anu tarafından Yeryüzü, evren tarafından Akarsular, yeryüzü tarafından Dereler, akarsular tarafından Bataklıklar, dereler tarafından Ve küçük kurt, bataklıklar tarafından Yaratıldıktan sonra, Küçük kurt ağlaya sızlaya Tanrı Samaş’ın huzuruna vardı Yaşlı gözlerle dedi ki: “Bana vereceğin besin ne ola?” “İncirle kayısı senin ola.” “Bunlar ne ki benim için? İncirle kayısı ha! Bırak da hiç olmazsa Dişle dişeti arasına sokulayım Azı dişlerinin içine yerleşeyim.” “Madem ki böyle dedin, ey küçük kurt, Kahretsin seni Toprak Ana O kudretli eliyle…” (Diş ağrısına karşı düzülmüş tılsımlı dizeler.) Tedavisi: Mayalanmış arpa suyuna karıştırılmış yağ, bu dizeler uç kez yinelenerek ağrıyan dişin üzerine sürülecek. Atalarımız, içinde yaşadıkları dünyanın sırlarını öğrenmeye can attıkları halde, bunun yöntemini keşfedememişlerdi. Anular, Sarmaş’lar gibi tanrıların egemen güçler oluşturdukları küçücük, garip ve aciz bir dünya varsayımıyla yaşıyorlardı. Böyle bir dünyada, insanoğlu önemli ol­masına önemli, ama başlıca rolü üstlenmekten uzak bir yaşam sürüyordu. Doğayla insan sıkı bir bağlantı içindeydi. Diş ağrısının mayalanmış arpa suyuyla tedavisi, en derin evrensel gizleri içeriyordu. Günümüzdeyse evreni anlamamızı sağlayan seçkin, güçlü ve adı “bi­lim” olan bir yöntem bulduk. Bilim bize, varlığı öylesine eskilere uzanan ve öylesine engin bir evrenin gizlerini önümüze serdi ki, bunun karşısında insanoğluna ilişkin sorunlar bile neredeyse önemini yitirdi. Böylece Koz­mos, günlük yaşamımızla ilgisi bulunmayan uzak, soyut bir kavram gibi göründü. Ne var ki, bilim giderek evrenin insanı coşkuya boğan bir gör­kemi bulunduğunu ve aklın bu giz perdesini aralamaya yetebileceğini or­taya koymakla kalmamış, insanoğlunun gerçekten evrenin bir parçası ol­duğunu, ondan kaynaklanarak yine onda son bulduğunu göstermiştir. En temelinden en önemsizine dek insana ilişkin tüm olguları, evrene ve onun kökenlerine bağlayabiliriz. Bu kitap işte böyle bir kozmik perspek­tifin keşfini amaçlamaktadır. 1976 yılının yazı ve sonbaharında, yaklaşık yüz kadar bilim adamı ar­kadaşımla birlikte, Mars gezegeninin keşfine gönderilen Viking uzay ara­cı projesinin hazırlanmasında görev aldım. İnsanlık tarihinde ilk kez baş­ka bir gezegenin yüzeyine iki uzay aracı indirmiştik. Kitabın beşinci bölü­münde ayrıntılı biçimde anlatılacağı üzere, aldığımız sonuçlar gerçekten göz kamaştırıcıydı ve bunun tarihsel anlamı tüm açıklığıyla ortadaydı. Buna karşın, dünya kamuoyu bu büyük olaydan hemen hemen habersiz bırakılıyordu. Basın bu konuya pek ilgi göstermedi, televizyonsa olayı adeta görmezlikten geldi. Mars gezegeninde hayat olup olmadığı sorusu­na kesin bir yanıtın alınamayacağı anlaşılınca, halkın ilgisi daha da azaldı. Yanıtların kesinkes olmayıp her iki yana da çekilebilmesine, hoşgörü gös­terilmiyordu. Mars gezegenindeki gök renginin, önceleri yanlış olarak bildirildiği gibi, mavi değil de pembemsi bir sarı renkte olduğu belirlenince, bu konuda haber toplayan muhabirlerin düş kırıklığıyla karşılaştık. Mars gezegeninin bu bakımdan da üzerinde yaşadığımız yerküremize benzemesini arzuluyorlardı. Bu gezegenin yerküremize az benzediği oranda kamuoyunun ilgisinin azalacağı kanısındaydılar. Oysa Mars yüze­yinin insanın heyecandan soluğunu kesecek kadar ilginç görünümleri var. Yaşamın, dünyamızın ve Kozmos’un oluşumunun sırrı, başka gezegenlerde insanüstü akıllı canlıların bulunması olasılığı gibi birbiriyle iliş­kili birçok bilimsel sorunun yanıtlarını aramak üzere kamuoyunun uzayın keşfine çıkılmasına genellikle ilgi duyduğu inancındayım. Bu ilginin çok güçlü iletişim aracı olan televizyon aracılığıyla harekete geçirilebileceğini düşündüğümden, Viking Verileri Analizi ve Planlama Müdürü B. Gentry Lee ile birlikte bir televizyon dizisi yapmayı kararlaştırdık. Astronomiyi konu edinen bu televizyon dizisinde insan öğesinin geniş bir yer alması, insanoğlunun aklına olduğu kadar yüreğine de hitap edilmesi gerekiyor­du. Çekimi üç yıl süren ve adı “Kozmos Projesi” olan bu dizinin hazırlan­ması için yazarlar, rejisörler ve prodüktörlerle işbirliği yaptık. Kozmos di­zisinin 140 milyon kişi tarafından televizyonda izleneceği hesaplandı. Bu hesaba göre, yeryüzündeki insan nüfusunun ancak yüzde 3’ü bu diziye il­gi gösterebilirdi. Ne var ki, bizler, dünyanın oluşumu ve yapısına ilişkin en derin bilimsel sorunların, çok büyük bir çoğunluğun ilgisini ve öğren­me açlığını kamçıladığı kanısındayız. Sıradan insanın sanıldığından çok daha bilgi peşinde koştuğuna inanıyoruz. Çağımızın, uygarlığın ve belki de insan türünün geleceği açısından bir yol kavşağında bulunmaktadır. Sapacağımız yol hangisi olursa olsun, alınyazımız kaçınılmaz bir biçimde bilime bağlıdır. Var olmak, hayatta kalabilmek için bilim vazgeçilemeye­cek kadar temel bir gereksinimdir. Üstelik bilim, insanoğluna zevk verir; evrimin yasaları öğrenmenin, anlamanın insanoğluna zevk vermesini sağ­layacak biçimde düzenlenmiştir. Çünkü hayatta kalabilmek daha çok öğrenebilenlerin, anlayanların harcı olacaktır. Kozmos televizyon dizisiyle Kozmos adını taşıyan bu kitabın, bilime ilişkin bazı düşüncelerin, yöntem­lerin ve bilim zevkinin iletilmesinde yararlı bir girişim olduğu inancında­yız. Kitapla televizyon dizisi el ele bir gelişim içinde oluştular. Aslında biri ötekinin temelini oluşturdu. Ama yine de kitaplarla televizyon dizile­rinin birbirinden ayrı yaklaşımları ve özellikleri vardır. Kitabın en önemli özelliklerinden biri, okura, anlaşılması dikkat isteyen konulara yeniden eğilme fırsatı vermesidir. Televizyonda böyle bir fırsat henüz yeni doğ­maktadır videoteypler sayesinde. Bir yazarın kitapta bir konuyu derinlemesine ve ayrıntılı olarak ele alması, televizyondaki elli sekiz dakika ve otuz saniye gibi bir zaman giyotini korkusu bulunmadığından, daha kolaydır. Televizyon dizisindeki bölümlerin kitabın bölümleriyle eş konular­da başlayıp bitirilmesine özen gösterilmiştir. Birinin verdiği zevki öteki­nin tamamlaması da mümkündür. Kitapta bazı konular tarih sırasına göre ele alınmamıştır. Örneğin, Johannes Kepler’in anlatıldığı üçüncü bölümden çok sonraki yedinci bölümde eski Yunan bilgilerinin düşünceleri ele alınıyor. Öyle sanıyorum ki, Yunan bilginlerinin fikirlerine, hangi konuları gözden kaçırmış olduk­larını saptadıktan sonra eğilmek daha uygun olur. Bilim, insanoğlunun yaşamındaki öteki çabalarından ayrı bir uğraş olarak ele alınamayacağından, sosyal, siyasal, dini ve felsefi birçok soruna bazen kuşbakışı bir göz atılarak, bazen de doğrudan içine girilerek yer ve­rildi. Bu nedenle, yeri geldiği ve gerektiğince, hem televizyon dizisinde, hem kitapta sosyal sorunlara da değindim. Bilimin temelinde düştüğü yanılgıyı düzeltme öğesi yatar. Yeni de­ney sonuçları ve yeni düşünceler, sürekli olarak eskiden giz olan şeyleri çözümlemektedir. Örneğin, dokuzuncu bölümde, adı “nötrin” olan görülmesi zor zerreciklerden pek azının Güneş’ten kaynaklandığı sanılıyor bu­…
Dünyanın Oluşumu-Kozmoz Belgeseli ve Ötesi Belgesel izle Türkçe Dublaj kozmos 4. boyut
Biz Sizi Arayalim
+
Beni Ara!
Open chat
Araç çubuğuna atla